İmralı'dan mesajlar

Cumartesi, 15 Mayıs 2010 - 10:30

İmralı'dan mesajlar

Abdullah Öcalan, “Dört yıl önce elimi birçok şeyden çekmiştim, ancak barışçıl bir çözüm ihtimali için yine elimden geleni yaptım. Bundan sonra bunu yapmayacağım. 31 Mayıs'a kadar bekleyeceğim. Bu zamana kadar olumlu bir gelişme olmazsa artık hiç bir şeye karışmayacağım” dedi. 

ANF’nin haberine göre Abdullah Öcalan, avukatlarıyla görüştü. Edinilen bilgilere göre görüşmede Öcalan, son günlerde tutumunu sertleştiren İran’a değindi.

“SURİYE ARABULUCU OLSUN”

9 PJAK’lının öldürüldüğünü söyleyen Öcalan, “İran ve Türkiye arasında ittifak var. İdamlar, İstanbul’da gerçekleştirilen ittifak toplantısından sonra gerçekleşti. İran bu ittifaktan da güç alarak bu idamları gerçekleştirdi. Suriye Devlet Başkanı Esad’ın bir açıklamasını da öğrendim basından. Esad, sorunların bölgesel müzakerelerle çözülmesini istiyor. Biz bu mesajı aldık. Bu bize yönelikti. Beşar Esad bu mesajıyla İran ve Türkiye’nin sertlik politikalarına bir şekilde ortak olmak istemediğini söylemeye çalışıyor. Bu açıklaması önemlidir. Türkiye ve İran’ın bu imha politikalarına ortak olmayabilir. Suriye’nin rolü önemlidir. Türkiye’nin Suriye’yle İsrail arasındaki arabuluculuk rolü gibi Suriye’nin de Türklerle Kürtler arasında arabuluculuk rolü ve misyonu olabilir. Ben 20 yıl Suriye’de kaldım. Suriye’yi tanırım. Hafız Esad ve Cemil Esad anısına da Beşar Esad önemli rol oynayabilir. Bunlar bizim yaklaşımımızı biliyorlar. Beşar Esad’ın sorunların bölgesel müzakerelerle çözülebileceği yaklaşımı, bizim yaklaşımımızla örtüşüyor. Böyle bir rol oynarlarsa, bu, Türkiye ile aralarını bozmaz, Türkiye ile ilişkilerini geriye götürmez, hatta ilişkileri daha da ileriye götürür.”

31 MAYIS’A KADAR SÜRE

Öcalan’ın diğer açıklamaları şöyle: “Öcalan ismi kullanılarak kahramanlık yapılmamalıdır. Ben dört yıl önce elimi birçok şeyden çekmiştim, ancak barışçıl bir çözüm ihtimali için yine elimden geleni yaptım. Bundan sonra bunu yapmayacağım. Benim zihniyetimde ucuz şeylere yer yoktur. Ben 31 Mayıs'a kadar bekleyeceğim. Önümüzde iki-üç hafta var. Bu zamana kadar olumlu bir gelişme olmazsa artık hiç bir şeye karışmayacağım. Kim, ne yapacaksa, kendi kararlarıdır.

“SORUMLULUK AKP VE MHP’NİN”

'Eğer bu şiddette bir çatışma gelişirse, gerisini AKP, MHP, CHP ve PKK düşünsün. Burada sorumluluk onlara aittir. Baykal kaçıyor, sorumluluk AKP ve MHP'ye kaldı. Durumun ciddiyetini herkes bilmelidir. Herkes elini taşın altına koymalıdır. AKP, MHP, CHP teşhir edilmelidir. Aslında devlet içinde çözüm isteyenler var, siyasiler istemiyor, AKP istemiyor. Marks'ın ünlü bir sözü var; 'sermaye bir günlük kârı için babasını bile asar'. AKP de tüccarlarının bir yıllık kârı için tüm orduyu savaşa sürüklüyor'

ÇÖZÜM İSTEYENLER BAYKAL'A MÜDAHALE ETTİ

'Devlet dediğimiz de iki kesimdir. Birinci kesimi Kürt sorunun çözümünden yana olan bir kesim. Diğeri de çözümü istemeyen mevcut durumdan memnun olan bir devlettir. Bunlar da kendi içlerinde çatışma içindedir. Baykal, Kürt sorununun çözümü önünde engel olduğu için, yaşanan olay, devlet içinde çözüm isteyen kesimin Baykal'a müdahalesidir. Baykal öyle tek başına bir kişi değildir, güçlüdürler. Devlet Baykal'ı durduramadığı, engelleyemediği için böyle bir şeye başvurdu.

'AKP ÇÖZMEK İSTEMİYOR'

'Bugün artık çok net anlaşılıyor ki AKP de en az CHP ve MHP kadar Kürt sorunu önünde engeldir. AKP Kürt sorununu çözmek istemiyor. CHP, Deniz Baykal'ın tasfiye edilmesiyle şimdilik kenarda duruyor. Bir müddet sorumluluk AKP ve MHP'de olacak. 8 yıldır Erdoğan, Baykal ve Bahçeli Kürt sorunu konusunda bir ittifak içerisindedirler. Birbirlerinden farkı yoktur. Anayasa değişiklikleri de bir oyundan ibarettir. Şu anki anayasa değişikliği paketinde Kürtler yok, Kürtlerin hakkı yok, demokratikleşme yok, insan hakları yoktur. 8 maddeyi de AKP çekmiştir, orada bir oyun var; hem 8. maddeyi çekti hem de bunu bizim boynumuza bırakmaya çalıştı. Dolayısıyla referandum Kürtleri, demokratları ilgilendiren bir husus değildir.'

CİDDİ YAKLAŞMIYORLAR

'Burada bana öyle teröristtir diyorlar, eylem, savaş, anayasaya değişiklik paketine ret talimatı veriyor diyorlar. Bizim çözümümüz demokratik anayasadır. Otoriter anayasa değil, oligarşik anayasadan değil demokratik anayasadan yanayız; tek ulustan değil demokratik ulustan yanayız. Oligarşik bir cumhuriyetten değil demokratik bir cumhuriyetten yanayız. Tekçi vatandan değil demokratik vatandan yanayız. Ben buradan Başbakan'a sesleniyorum. Sayın Başbakan! Demokratik çözüm için ciddi yaklaşın. Önümü açarsanız ben, etkimin olduğu bütün kesimleri silahların susması konusu dahil, bir hafta içerisinde ikna etmezsem bana ne derseniz deyin, bana ne yaparsanız yapın. Ben bunu yapma gücümün olduğuna inanıyorum ve bunu yapabilirim. Yapmazsam o zaman haklısınız derim. Ama ciddi yaklaşmıyorlar, ciddi değiller, çözüme yaklaşmamaktadırlar.”