Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

İnsan canıyla oynanmamalı!

Cumartesi, 17 Kasım 2012 - 05:00

Açlık grevleri ile ilgili bilgi kirliliği had safhada. Biri diyor ki “Kuzu yediler”. Öteki diyor ki “Grevin 66. gününde yüzleri saman gibi ama kilo aldılar”! Biri diyor ki “Biri göremiyor, öteki duyamıyor, öbürü artık merdiven çıkamıyor, kritik gün yakın”. “B1 alınmalı” dediler, meğer yokmuş eczanelerde, b komplekslerde varmış, onlar da işe yaramıyormuş. Avrupa’dan getirdi birisi bavulunda, şıp diye yakaladılar.

AB eski parlamenteri Feleknas Uca’nın vitamin yüklü bavulunu anında bulup kadını bir de gözaltına almışlar, sonra da sınırdışı kararı vermişler. Kadının kendisi yetmemiş, ilaçlara da gözaltı, el koymuşlar. Bari cezaevlerine yollayın da dağıtsınlar hayrına, yazıktır, günahtır. Leyla Zana da TBMM’deki odasında açlık grevine başladı.

[[HAFTAYA]]

Açlık grevi, hele kişinin birebir uğradığı haksızlığı konu edinmiyorsa ve soyut taleplerde bulunuyorsa, iki tarafa da yaramayan bir yöntemdir. Şantajdır çünkü. İktidarın hoşuna gitmez, sonuna kadar direnir, kabul etse yol olacak, yenisi yapılacak. Nitekim şimdiye kadar işe yaramış açlık grevi yok Türkiye’de. Grevciler de günler sonra vazgeçemez noktaya geliyor. Nitekim, hayatta kalmış olsa bile sakat kalmış, canlı cenaze yüzlerce kişi var. Kamuoyu derseniz soğuk bakıyor, bunca şehit ailesi var; ne derler? Kamuoyu desteği olmayan açlık grevinin başarı şansı yok.

Hükümet ağırdan alıyor

Sonuç? Olan direnişçilere oluyor. Ama “Zaten onun için dağa çıkıp ölüyorlardı, şimdi yakalandıkları yerde yatıp ölüyorlar” diyorlarsa onları yönetenler... “Niye hükümet ağırdan alıyor” diye de sızlanmasınlar! İdam üzerinden politika yapılan ülkede açlık grevine empati mi bekliyorsunuz? Hele uğruna açlığa yatılan, yan gelip yatarken!

Üçünü birden yönetiyor!


Kırmızı Kedi Yayınevi ilan vermiş: “Soner Yalçın yazdı... Ve 100 bin okura ulaştı. Ve yazmaya devam ediyor.” Akşam oluyor, dava henüz sonuçlanmadı ama benim çok umudum yok: Yayınevi şöyle bir ilan vermeli: “Soner Yalçın yazdı. Hapse girdi. Yatmaya ve yazmaya devam ediyor!” Silivri, kitap üretim merkezine dönüştü. Orada öyle entellektüel insanları topladılar ki büyük bir azim ve hırsla çalışıyor, kitap üzerine kitap çıkarıyorlar. Bir sanık var ki,Yalçın Küçük, evlere şenlik, her davada sanık, “Her gün bir başka örgütü mü yönetiyorum” diye soruyor.

Ne büyük adammış Yalçın Küçük, PKK’sı, askeri, bürokratı, gazetecisi önünde el pençe divan. Bana sorarsanız konu mankeni! Bütün bu saçmalıklar komedyası, adaletsizlik, yalan, iftira, hiç mi etkilemiyor kamuoyunu? SONAR’ın son anketi AKP’nin ne zamandır ilk kez 2 puan düştüğünü gösteriyor. O meşhur yüzde elli çıtası inmiş. Bir de en güvenilen kurum sıralaması ilginç. En iyilerini seçip Balyoz’dan hüküm verdiler, yarısını tasfiye, yarısını yandaş ettiler. Yine de en güvenilen kurum TSK! Tamam, puanında düşüş var da zaten biraz tavan yapmıştı, yüzde 75 civarında olmasında yarar var! “Bu düzen böyle devam mı edecek?” diye soranlara “Dibe vurulduğunda nefes almaya yukarı çıkılır” cevabını verebilirsiniz.

Savcılar beraat etti, hayret!

Nihayet iyi bir haber: Deniz Feneri e V bağlantılı davada savcılar beraat etti! Savcılar niye yargılanıyor, niye beraat ediyor? Ortada hepimizin bildiği bir yolsuzluk davası var. Deniz Feneri için bağışlar toplayıp o bağışları kendi hesaplarına geçirdiklerine ilişkin dava Almanya’da görüldü, sanıklar ceza aldı, kıyamet koptu. Türkiye’de bu dava bir türlü açılmadı, açılamadı. O davayı açmaya kalkan savcılara bir kılıf bulup önce görevden aldılar, sonra dava açtılar. Nasıl olduysa bu dava, olması gerektiği yerde, Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nde görüldü ve dünkü duruşmada Cumhuriyet Savcıları Nadi Türkaslan, Abdulvahap Yaren ve Mehmet Tamöz beraat ettiler!

Kılıçdaroğlu izledi


Zaten normali bu savcıların yargılanmamasıydı; normali onların yargılamak istediği Deniz Feneri sanıklarının yargılanmasıydı. Ondan haber veremiyor, alamıyoruz, çünkü gizlilik yasağı geldi! Balyoz, Ergenekon, OdaTV gibi siyasi davalarda hiç gerek olmayan ve yasal olmayan yollardan elde edilmiş telefon konuşmaları sayfa sayfa yayınlanırken bu davada gizlilik var. Yine de Yargıtay’da görülen davada adaletin yerini bulmasına sevinelim ve buraya gelecek Balyoz Davası için biraz da olsa umut besleyelim mi? İyimser olamıyorum. Balyoz’dan yargılananların suçlu olmadığını, üretilmiş iki CD ile seçilmiş subayların ordudan ayıklandığını ve cezalandırıldığını sağır sultan duydu. Yine de bu arada Deniz Feneri savcılarının davasının arada kaynamaması için CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ve eski yargıtay üyesi Emine Ülker Tarhan’ın davayı izlemesini önemsiyorum. Bu desteğe sanıklardan çok “adalet”in ihtiyacı var!