İnsanları geleceğe hazırlıyor...

Türkiye Fütüristler Derneği Başkanı ve M-Gen'in kurucusu Ufuk Tarhan

İnsanları geleceğe hazırlıyor...

Röportaj: Merve Özaytekin
mozaytekin@posta.com.tr


Jetgiller adlı çizgi filmi hatırlarsınız. Hayretle seyrettiğimiz uçan arabaların, robotların bir gün mümkün olacağı aklınıza gelir miydi? Ama sıkı durun, yakında vücudumuza taktığımız çiplerle hayatımızı kayıt edecek, sağlık kontrollerimizi takip altına alacağız. Hatta nüfusun bir parçası olacak robotlarla aşk bile yaşayacağız! Bunları ben değil Fütüristler Derneği Başkanı Ufuk Tarhan söylüyor. O aynı zamanda kurduğu M-Gen Gelecek Planlama Merkezi’nde birçok kişiyi gelecek kaygısından kurtarıyor. Uzun yıllar bilişim sektöründe çalışan Ufuk Tarhan bizi bekleyen yeni hayat koşullarını bugünden tahmin ediyor; kişileri ve kurumları verdiği danışmanlık hizmetiyle daha iyi bir geleceğe hazırlıyor...


Hikayeniz nasıl ve nerede başlıyor?

ODTÜ Ekonomi mezunuyum. Tesadüfen çalışmaya başladığım bilişim sektöründe en iyi çalışan ödülünü aldım. Sonrasında tarım-hayvancılık, telekomünikasyon, ilaç dağıtım gibi sektörlerde çalıştım.

Ne zaman gelecekle ilgili öngörülerle ne zaman ilgilenmeye başladınız yani fütürist oldunuz?

15 yıl önce... İnternet yok tabii. Dünya Fütüristler Derneği’nin yayınlarını fark ettim ve Amerika merkezli Fütüristler Derneği’ne üye oldum. Böylece iş hayatında teknoloji sektöründeyken fütürist yanım da gelişti. Gönlümde danışmanlık yapmak vardı. Nasıl yaparım derken hayatımı tesadüflerle yaşadığımı gördüm.

Neden tesadüf?

Teknolojiyle ilgili işlerde çalışınca gençlerin yetenekli ve donanımlı olmalarına rağmen, hayat başarısını kotaramadıklarını, ziyan olup gittiklerini fark ettim. Aslında insanların hayatları hakkında önemli kararlar alırken hiç bilinçli olmadıklarını ve hedefli değil de şans eseri ilerlediklerini gözlemledim. Ben de hayatımı tesadüflerle yaşamıştım ve ben de buna katlandım.

Sisteme uymak dışındaki yol ne?

İş hayatında projelerle, disiplinli, kaynaklarla ilerlendiğinde her şey yolunda gidiyor. Aslında hayat da bir proje ve belki de en önemli projemiz. Fakat ne kendimizi ne de kaynaklarımızı belli bir amaca yönelik kullanıyoruz. Teknoloji sektöründe çalıştığım için bu mukayeseyi yapabildim ve gelecek nesilin bu hataya düşmemesi için insanlar hayatlarını nasıl daha etkin yaşar araştırdım. Sonunda 2006 yılında M-Gen’i kurdum. Sonra da Türkiye Fütüristler Derneği Başkanı oldum.

M-Gen ne anlama geliyor?

M-Gen, ‘Millenium Generation’ yani milenyum çağı/nesli ifadesinden türetilmiş bir kısaltma. Bireylere, kurumlara geleceklerini planlamaları için danışmanlık veriyoruz. Yani stratejik, yaratıcı yaklaşımla geleceğin tasarlanabilir olduğunu gösteriyoruz.

Size nasıl güveneceğiz?

Falcı gibi kehanetler anlatmıyoruz. Olabilecekleri aklımız ve teknolojinin ilerleyişiyle tahmin ediyoruz. Böylece kişiler kendileriyle ilgili net saptamalar yapıyor. Bunu da yöntemlerle gösteriyoruz, olabileceğine dair eğitimler, birebir çalışmalar, testler yapıyoruz. Bizimle çalışanların hepsi bugün istediklerine ulaştı.

Diyelim ben size geldim ve “Gazetede çalışıyorum, ileride televizyon programcısı olmak istiyorum” dedim, ne yaparsınız?

Size hayalinizi özelleştirmenizi ve ne üzerine bir televizyon programı yapmak istediğinizi sorarım. “Medya ve dünyanın gelişimiyle ilgili çalışmalar nereye gidecek” ona bakalım derim. Çünkü sizin bugün televizyon dediğiniz aslında ileride bugünkü gibi olmayacak. Farklı bir sistemde internetten ilerleyecek.

Peki ya geleceğimizi ailemizle planlarken ne gibi yanlışlar yapıyoruz?

Örneğin çocuğunuz çok iyi çizim yapıyor. Siz de “Sen mimar ol” diyorsunuz, yanlış. Halbuki 5-10 sene sonra mimarlıkta çizim yapılmasına gerek kalmayacak. İleride çocuğun işine yarayacak olan şey işlek zeka, yaratıcı bir bakış açısı olacak. Bugün zorladığımız konuların yarın hiçbir anlamı yok. M-Gen’de yaptığımız da insanı önce analiz edip vizyonunu değiştirmek, daha bilinçli bir geleceğe doğru yola çıkarmak.

Size hep gençler mi danışıyor?

Hayır. Lise öğrencisi ya da üniversite öğrencisi olmak gerekmiyor. 50 yaşında gelen çok. Çünkü hayat gittikçe uzuyor ve gereklilikler artıyor. Ve yolunu nasıl çizeceğini bilemeyen genç profesyoneller geliyor tabii.

Size danışmanın ücreti ne?

Her ay birkaç kez açık eğitim veriyoruz, bunun fiyatı 50 TL. Bireysel danışmanlık almak isteyenler de seansına bir doktor muayenesinden daha fazla para ödemiyorlar. Ayrıca bize www.m-gen.biz adresinden de bize ulaşabiliyorlar. Eğer Fütüristler Derneği’ne üye olmak istiyorsanız, onun da 100 TL gibi yıllık bir ücreti var.

Size bu işlerle uğraştığınız için çılgın gözüyle bakanlar var mı?

Olmaz mı? “Deli misin?” bile dediler. Ama benim yenilikleri hisseden onların iyi ya da kötü neye sebebiyet vereceğini kurgulayabilen bir yapım var. M-Gen’i kurarken insanların daha olumlu gelecek kurmasına yardımcı olabileceğimi, bu kriz dönemini daha rahat atlatabileceğimizi düşündüm. Ama artık bana ‘Kadınlar estetik operasyon yaptırır, siz de teknolojik botoks yapıyorsunuz’ diyor, bu da beni heyecanlandırıyor. Robotlarla aşk yaşayacağız!

2010 yılında öne çıkacak en önemli teknolojik trendler ne?

Her iş internete iyice taşınacak. Facebook, twitter gibi sosyal paylaşım siteleri sadece geyik işler için kullanılıyordu. Bu sitelerinin Obama’nın başkan seçimindeki etkisi görülünce iş hayatında da ne kadar etkin olduğu fark edildi. Artık sosyal medya kişilerin markalaşmasında öne çıkacak. Ve kurumlarda sosyal medyayı geliştiren sorumlu bölümler oluşacak. Böylece teknolojiden anlayan üniversite gençlerine yeni iş olanakları açılacak.

Başka?

e-ticaretin yanı sıra tüccarların internet versiyonu olan ‘ticanet’ (ticaretle internetin birleşiminden doğan bir kelime) ortaya çıkacak. İnsanlar kendi yeteneklerini satacaklar. Örneğin üç çocuk büyütmüş bir kadın telefonla kendisini ve yeteneklerini tanıtan kısa bir film çekip kendi sitesine koyacak. Basit bir işlemle vergi numarası alacak. Sms ya da e-mail yöntemiyle bunu duyuracak. Ve evden çalışabilen tekno kadınlar internet üzerinde editasyon gibi el yoran birçok işte rahatlıkla çalışabilecek.

Teknolojiyi kullanamayanlar iş bulamayacak mı?

Türk insanı geliştirme konusunda iyi olmasa da pratik zekasıyla yenilikleri hemen kavrıyor. Birbirimizden hep bir şeyler öğreneceğiz. Öğrenme isteği kimse geride kalmaz. Kendi işini yaratabilmek önemsenecek. Hangi işi yapıyorsak becerikli olmamız gerek. Ama işsizliği de bir durum olarak ayıplamayacağız. Rekabet, hırs duygumuz örselenecek.

Sağlık alanında ne olacak?

Artık her şey takılabilir, sürülebilir, gömülebilir olacak. Şu anda bunu konuştuğumuzda irkiliyoruz. Ama aslında ameliyat sırasında vücudumuza çivi, kalbimize pil takılıyor. Bunların akıllıları kullanılacak. ‘FitBit’ adı verilen küçük bir aygıtı vücudumuza takabileceğiz. O, sağlığımızı izleyecek ve doktorun sürekli takip edebileceği bir veri tabanına aktaracak. Organımız hastalanınca, nanoteknolojik nesneler hasta hücreleri onaracak.

Peki ya doktorlar ne iş yapacak?

İşini gün boyu evinden takip edebilecek. İnsanlar erişmesi çok zor tıp uzmanlarına ulaşabilecek. Günümüzde bunun örneğini Hawaiili kalp doktorunun Guam’daki bir kişinin kalp ameliyatını gerçekleştirmesiyle gördük. İleride bu tür operasyonlar sıradanlaşacak. Doktorlar için daha çok uzmanlık alanları gelişecek. Örneğin sadece ‘futbol oynarken sakatlanan dizleri’ onarabilen doktorlar olacak.

Kanser, AIDS’in üstesinden gelinecek mi?

Evet. Ama nano teknoloji geliştikçe nano kirlilik de oluşuyor. Nasıl bugün teknolojik gelişimler nedeniyle daha çok solunum yolu ve diş problemi ortaya çıktıysa yarattığımız dış faktörler de yeni problemler ortaya çıkaracak.

Bu takılabilir cihazlarla başka neler yapacağız?

Vücudumuza takılan kamerayla hayat hikayemizi kaydedeceğiz. Ya da gözümüze takılan aletle istediğimiz fotoğrafı her an çekebileceğiz. Kulağımıza yerleştirilenle müzik dinleyip kayıt yapacağız.

Cinsellik ve aşk ne olacak?

Sanal seks daha da ileri gidecek. İnsanların sanal aşkları gelişecek. Robotlar da nüfusun bir parçası olacak. Onlarla aşk yaşayan, evlenen insanlar göreceğiz.

Bu nasıl mümkün olabilir?

Neden olmasın? Bugün bir çocuk nasıl bilgisayar oyununa tutkuyla bağlanıyorsa bu da mümkün. Ayrıca bir zamanlar iki kadın ya da iki erkeğin duygusal paylaşımını düşünemiyorduk bile. Şimdiyse evlenenler var. Bu sanal ortamlar insanları daha reel duygular hissetmeye itecek. O yüzden robot hukuku, robot evlilikleri hiç de ilginç olmayacak.

Doğum nasıl olacak?

Erkekler de çocuk taşıyabilecek mi? Her ne kadar fütürist olsam da çocuğun dünyaya doğal yollardan gelmesinden yanayım. Ama teknik olarak bakarsak hamilelik süreci yaşanmadan çocuklar üretilebilecek. Onun yerine klonlama yöntemleri uygulanabilecek. Ve insanların spermleriyle üstün zekalı, zeki, güzel çocuklar ısmarlanacak, böylece genetik ilerlediğinde, 30 sene sonra IQ’su 400 olanlarla normal insanlar bir arada yaşayacak. Farklı algılarda, yaşam biçimlerinde insanlar olacak.

Moda ne yönde değişecek?

İşte en çok da bunu sabırsızlıkla bekliyorum. Kıyafetlerimiz şartlara göre bizi koruyacak. Bacağımıza sürdüğümüz bir kremle çorap giymek zorunda kalmayacağız. Hem bacağımızı nemlendirecek hem de ısıtacak. Çorap giysek bile pek çok fonksiyonu bir arada bulunduran bir çorap olacak bu.

Süper güç Amerika’nın yerini başka ülkeler alacak mı?

Evet. Çin ve Rusya daha ileri gidecek. Petrol için savaşmak yerine başka enerji kaynaklarından yararlanacağız. Güneş enerjisiyle çalışan arabalar daha çok hayatımıza girecek. Çince ya da Rusça öğrenmek yerine vücudumuza yerleştirilen çiplerle her dil rahatça anlaşılabilecek, çeviri yapmaya ihtiyaç kalmayacak.

Bunların hepsi ne zaman olacak?

Hepsi yaşamımıza yavaş yavaş girmeye başladı. Ama çok geçmeden diyeyim, en fazla 30 en az 10 sene içinde bunların hepsi hayatımızda olacak.


Başarı hikayeleri
O.K, erkek, üniversite öğrencisi

Ders çalışmaktan patlıyordum. Ne okula ne de aileme yaranıyordum. Kilo almaya da başlamıştım. Sonunda ailemin zoru ile M-Gen’e gittim. Önce yazılı bir test yaptılar sonra görüştüler sohbet ettiler. Sonunda 4 sayfalık bir rapor geldi. İsterseniz ailenizle de paylaşın yazıyordu. Yazılanlar çok doğruydu.
Bu raporu okuduktan sonra ailemin de benim hakkımdaki gelecek ve başarı tarifleri değişti. Şimdi Amerika’da aşçılık okuyorum, hayatımdan da gayet memnunum. Babama kalsaydı onun işini devam ettirmek için finans okuyacaktım... Muhtemelen de mutsuz olacaktım. Annemi zorla götürdüğü için öpüyorum şimdi!

S.D, kadın, 37, özel bir şirkette çalışıyor

Ufuk Hanım’la dibe vurduğum günlerde bir arkadaşım sayesinde tanıştım. Çalıştığım yere çok isteyerek girmiş olmama rağmen ‘Ne zaman atılırım?’ diye düşünmeye başladım. Ufuk Hanım’la çalışmaya başlayınca sorunları stratejik olarak çözmeye başladık. Ve hızla işimde yükseldim. 1 seneye kalmadan yurt dışından iki ödül aldım. Özgüvenim yerine geldi.

M.D. kadın, 24, endüstri mühendisi

Yurt dışına gitmek üzereydim. Çok önemli bir okula kayıt olacaktım. Ama hangi bölüme gideceğime karar veremiyordum. İnternette araştırma yaparken M-Gen’e rastladım.
Ufuk Hanım’la 6 seans çalıştık. Master bölümümü seçmekle kalmadım, hayatta yapacaklarımın listesini yaptık. Bunların arasında diksiyon dersi bile vardı. Böylece hiç aklımda olmayan ama geleceğim için yararlı olacak konulara yoğunlaştım. Anlayacağınız geleceğim kurtuldu!

C.A, erkek, 40, bir inşaat firmasının genel müdür yardımcısı

M-Gen’i geleceğimi nasıl planlarım diye araştırırken buldum. Belirgin bir sorunum yoktu ama kariyerimde nasıl ilerleyeceğimi bilmiyordum. Ufuk Hanım’la kafamdaki tüm soruları yanıtladım, Önümdeki 10 yıla dair yapmam gerekenlerle ilgili planlarım netleşti. Şimdi ara sıra beni kontrol ediyor.

6
Yandex.Metrica