İpten nasıl döndüler?

Çarşamba, 13 Ocak 2010 - 05:00

Şunu itiraf edeyim ki, Show TV’nin iki programı için yayından kalkacak söylentisi ayyuka çıkmıştı. Her şey Dahil ve Deryalı Günler..
Ama zaman programların lehine aktı. Biri dekorunu, diğeri içeriğini değiştirerek bir miktar zaman kazandı.
Bana göre ikisi de iyi iş yapardı, yapacak da... Mesela Her şey Dahil’den gidelim. Bundan sonra küskünleri barıştıran formatıyla bir nevi izdivaç programlarının günlük alternatifi olacak. Bu işte Sinan Çetin’den daha başarılı olma şansları da yüksek hani...
Zaten olmaları da şart. Yoksa kanallarıyla küsüp, bir daha da zor barışacak gibiler. Hadi Caner Erdem diyorum, senden kurtulmaz reyting işleri, asıl kardeşim küreklere.

LOST NASIL LOST OLDU?
Yabancı dizileri ilgiyle izleyen bir kitle var. Mesela Lost tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kendi büyük kalabalığını oluşturmuş bir dizi.
Belki de bu yüzden Fox TV gibi bir büyük kanal bile bu gaza gelip diziyi prime time denilen dilimde yayınlamaya başlamıştı. Sonra dizi bir anda adı gibi lost oluverdi. Reytingleri elde patladı çünkü. Neyse... Meraklısı çok olduğu için nereye gitti sorularına yanıt vermek şart oldu. Yine Fox TV’de ama gece çok geç saatlerde. Hakikaten lost oldu Lost kısacası; yazık!

KÖTÜLÜK EKRANIN ORTASINDA...
Okan Bayülgen cumartesi akşamı Disco Kralı’nda (Kanal D) 2009 yılının en iyi Medya Arkası seçmesini yayınladı. Hem çok güldüm, hem de ekranın seviyesinin düştüğü noktayı görüp hayıflandım... 15 dakikalık gösterinin önemli bir bölümü izdivaç programlarında yaşanan skandalları gösteriyordu. İkinci önemli bölümü de kadın kuşakları oluşturuyordu. Ve sıkı durun, hep o küçümsediğimiz magazin neredeyse hiç defo vermemişti Medya Arkası için, ilginç değil mi?.. Sanıyorum bu, düzey tartışmalarını ateşlendirecek bir röntgen deneyimi oldu. Türkiye’de kanal yönetenlerin o bantları izleyip, neleri yapmamaları gerektiğine karar vermesi gerekiyor. Çünkü dostlar maalesef, kötülük ekranın tam da ortasında duruyor!

PLATO YAPMAK ŞART OLDU...
Hakikaten anlamıyorum. Yarışma programlarındaki bu Arjantin sevdası nedir sahiden? Wipe Out, Fear Factor ve son olarak Star’da yayına girecek Ekstra Small da Arjantin’de çekiliyor...
Gelişler gidişler ve konaklamaları filan da katarsanız dünyanın parası akıyor Arjantin’in kasasına. Fakat hakikaten suç bizde...
Dünyanın en çok televizyon izlenen ülkesinde televizyon için bir plato yatırımı yok; biliyor musunuz?
Yani, saydığımız türden kapsamlı bir prodüksiyonun ülkemizde çekilmesi ihtimali sıfır...
Bildiğim kadarıyla bazı yapım şirketleri bu iş için ciddi bir yatırıma kalkışıyorlar. Artık ilk kim yaparsa, parayı o götürecek. Götürsün de; eloğluna gitmesinden iyidir!

AŞK VE CEZA İÇİN DOĞRU SÖZ!
Aşk ve Ceza (atv) için çok sayıda okurun tepki mailini bir yazıda toplamak zor olmadı.
Çünkü neredeyse tepkilerin ve eleştirilerin alayı ortaktı. Bu yüzden Gönül Hanım’ın kaleme aldığı yazı benim favorim oldu. Buyurun bakın...
“Belki de dizi tanıtımında efsane kelimesini o kadar vurguladılar ki, seyircinin beklenti çıtasını çok yukarılara çıkarttılar..."
Haliyle çoğu insan gibi ben de hayal kırıklığı yaşadım. Zaten dakika bir gol bir: Dizinin atv gibi dizi kaldırma konusunda sabıkası olan bir kanalda başlamasıydı...
Dizi ilk bölümüyle o akşamki reytinglerde 3. sırada yer aldı, iyi futbol oynanmadan alınan 3 puan gibi...
Başrol oyuncularının kimyalarının tutmadığını bir kenara koyarsak, Murat Yıldırım, Anadolu’nun bir takımında yıldızı parlayan ve İstanbul’daki üç büyüklerden birine transfer olup bekleneni veremeyen futbolcu gibiydi... Nurgül Yeşilçay ise çok tecrübeli, yaşı kemale ermiş Avrupa’da misyonunu tamamlamış Brezilyalı yıldız isimlerden biri gibiydi.. Antrenörü de tıpkı bizim Del Bosque (yazarımız Beşiktaşlı) gibi ismi olan ama bu dizide çekimleriyle gözü de rahatsız eden bir Kudret Sabancı... Yani uzun lafın kısası, bu takım ve oynadıkları oyun bana keyif vermedi. Umarım çekimleriyle, senaryolarıyla bir revizyona giderler ve diziyi seyredilebilir hale getirirler”...

ÖZKÖK DİZİ DE YAZAR MI?
Ertuğrul Özkök, Hürriyet Gazetesi’nin yayın yönetmenliğini bıraktıktan sonra ekranlara daha sık çıkmaya başladı. Yazdığı gibi konuşan bir adam olduğu için izlemesi de keyifli hani...
Hürriyet yönetiminden ayrıldığı günü tatlı bir hüzünle anlatan Özkök, Kanal D’de yayınlanan Şeffaf Oda’da o an kullandığı “It was a good life” lafını “arakladığını” itiraf etti.
Samimiyetini gösteren bu itirafla, hakkında üretilen bir sürü komplo teorisine de tatlı bir nokta koydu...
Bu arada dünyanın, su sesi ve kadın sesiyle birlikte en iyi seslerinden biri olarak kabul gören para sesine yönelik yaptığı “Kredi kartlarından ses çıkmaz ki” açılımına çok güldüm...
Sanırım Özkök, mizah alanında da şıklıklara imza atacak vakti bulacak artık. Bazı meslektaşlarının dalgaya aldığı sit-com’u yazacak belki de. İyi de olacak; eminim!