İrfan Şahin: Her kanal zirveyi görebilir!..

Perşembe, 01 Nisan 2010 - 05:00

Doğan Grubu televizyonlarının CEO’su İrfan Şahin’le mart başı itibarıyla başına geçtiği tüm kanallar hakkında konuşmak için bir araya geldik... Televizyonculuğum dolayısıyla TV eleştirmeni olduğum için sorularım daha teknikti. Ancak aldığım yanıtlardaki sadelik, televizyonun sadece teknik bilgi gerektiren bir şey olmadığını netlikle koydu ortaya... Odasında önemsediği fikirleri görünür bir yere koyan bir insanın yaklaşık eğilimlerini anlarsınız. İlgimi çeken iki satır; ekip ruhu ve keyifli çalışmaktı. Sonuç olarak da marka kalitesi ve başarı yazıyordu not tahtasında... Kanal D’nin durumu ortada. Sonuç ipini çoktan göğüsledi. “Peki ya Star TV?” diye sordum. “Bir kanalı 3 ay içinde ayağa dikerim diyen adamdan uzak dururum” diyerek yanıtladı. İnanmak ve sabretmek zamanla paralel bir şey çünkü. “Yeni sezona hazırlanıyoruz Star’da. Bugün için mevcudu güçlendirme çabasındayız. Büyük bir kanalı butik işlerle dolduramazsınız. Büyük işlerle ortada başıboş gezen reytingi toplarsınız. Star bunu yapacak. Çünkü büyük bir kanal, küçülme lüksü olmayacak kadar büyük” dedi Şahin...

‘Kanallar arası transfer olabilir...’ Kanal D’nin en çok izlenen dizilerinden Küçük Kadınlar’ı Star’a transfer ederek farklı bir aşı denemişti. Sonuç olarak Star’ın çok izlenen iki dizisine birini daha eklemiş oldu... Bu aşı çalışmalarının süreceğinin sinyalini verdi. Belki Kanal D’de izleyicisini garantiye almış bazı yapımlar da bu transfer metoduna dahil olabilirdi birkaç ay içinde... Önemli olan işin ekonomisinden anlayıp, Türk insanını da dikkatli okumak dedi prime time başarısını açıklarken. İnsanın dokunamadığı, izleyiciye dokunmayan bir işin arkasında asla durmam diyerek seçkisini belli etti sözün arasında... Ezel’den konuştuk biraz. Show TV’den olaylı bir şekilde atv’ye geçen yılın fenomen dizisinden. İçeriğine söz etmedi. Ama matematiğini konuşturdu İrfan Şahin; “Ezel’in ulaştığı reyting 11 ila 12 civarında. (Yani her yüz izleyiciden 12’si Ezel’i izliyor.) Ama kanalın diğer işleri çok daha yüksek reyting rakamlarını yakalayabiliyor. Matematik olarak olağanüstü bir başarı yok yani. Bizde Hanımın Çiftliği yüzde 16 ila 18’leri yakalıyor. Yaprak Dökümü, Aşk-ı Memnu ve diğerleri de ortada”...

‘İzleyicinin yüzde ellisi bendeyse sorun yok’

Kanal D ile Star’ın aynı zamanda rekabet eden iki marka oluşu zora sokuyor muydu Şahin’i? Yanıt çok samimiydi. “Öyle olsa Kurtlar Vadisi ile Aşk-ı Memnu’yu karşı karşıya getirir miydim? Durum çok basit aslında. Her dizi kendi izleyicisini bulur. İki dizinin de birbirinden farklı izleyicisi var. O saatlerdeki izlenme oranının yüzde ellisinden fazlasını iki kanalınızda toplarsanız zaten iki kanalda da başarılı olmuşsunuzdur”... Peki izleyicinin en soğuk durduğu dizi gün ve saatlerinin değişimi hakkında ne düşünüyordu? Buna da yanıtı matematikle oldu. “Bir dizinin yeriyle oynamak aslında iki dizinin yeriyle oynamaktır. Gerek yok”... “Televizyon sadece dizilerden oluşmuyor, formatlar hakkında ne düşünüyorsunuz?” diye sordum. Türkiye’de en başarılı format sahibinin Acun Ilıcalı olduğunu söyledi ve nedenini de ekledi; “Çünkü yakından biliyorum ki yeni bir işe girecekse en az bir yıl öncesinden onunla yaşamaya başlıyor. Bu yüzden şimdi Show TV’nin en değerli yapımlarının altında imzası var. Türkiye’de iki yüz kanal formatımsı yayınlıyor zaten. Neden Acun başarıyor, düşünmek lazım”...

‘Fayda maliyete hakim olmak şart’

Prime time dışındaki televizyonculuk için de bir iki notu oldu; “Belli saatlerde çok yüksek reyting ve share rakamlarına ulaştığınızda bu kanalı gün birinciliğine taşıyor zaten. TV bir atölye değil. Koyacağınız işleri dikkatli seçmek zorundasınız. Ama getirisi masrafından az olan işlerle ekran yönetmek mümkün değil. Eskiden bir kuşak programına harcadığınız astronomik rakamlarla birkaç kuşak dolduruyorsunuz. Eğer yeterince sabredip işi tutturabilirseniz onda bir maliyetine çok daha değerli işler çıkarmış oluyorsunuz”... Finans kökenli bir TV yöneticisi olması İrfan Şahin’i bir ticari kurum olan televizyonda manevra kabiliyeti yüksek yerlere taşıyor. Fayda maliyet analizinin yanında insanını iyi okumak bir televizyoncu için kararında kriterler... Bunu yaşıyor İrfan Şahin. Bir de başına geçtiği diğer kanal CNN Türk’ün durumu var; onu da başka bir yazıda anlatırız artık...

AĞA DEĞİL MUCİZE!

Aşk Bir Hayal’de yanlış hatırlamıyorsam Asmin, birkaç bölüm önce Miran Ağa’yı tam diz kapağından vurmuştu. Ağa tıbbi yardım almadan iki bölüm tökezleyip, üçüncü bölümde ceylan gibi sekmeye başladı... Elbette senaristlere işini öğretecek durumda değilim. Ama onların da doktorlara iş öğretmesinin lüzumu yok. Diz kapağındaki parçalanma kalıcı sakatlık bırakan bir travmadır. Hiç tedavi görmeden iki haftada ayağa dikilene Ağa değil, mucize derler. Gülmeden izleyebilecek miyiz acaba şu dramaları; ne dersiniz?..

İDDİA DEDİĞİN BUDUR!

Madem tıptan girdik oradan ilerleyelim. En azından komedinin hakkını veren bir örnekle. Cevahir’in (Geniş Aile/Kanal D) deyişiyle Psikodok yalvarıyor adamımıza; “Bir kerecik kendinle yüzleş, düzelmezsen paranı geri verip, üstüne Hipokrat yeminli diplomamı yırtıp atarım”... İddialı olmak diye buna denmez de neye denir sahi?..