Aytül Farquharson

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

İş hayatında başarılı olmanın kuralları yeniden yazıldı...

Pazar, 08 Ağustos 2010 - 05:00

Yıllar önce birlikte çalıştığım bir müdüre rastladım geçenlerde. Boston Belediye Başkanlığı’nda, profili eski işine kıyasla daha düşük bir teknik işte çalışıyormuş. Doğrudan kendisine bağlı 300 kişiyi idare ettiği dönemde, herkes tarafından sevilmeyi amaç edinmiş bir patrondu. Bu amacına ulaşmak için de kendisini neredeyse beraber çalıştığı herkesin hayatına bir şekilde dahil etmişti. “Senin işin eşin gibiydi, bir tek iş yerinde yatmadığın eksikti, ne oldu da ayrıldın?” dedim. “Artık tahammül edemiyorum; başarılı yönetici olmak için sert olmak gerekiyor. Bu iş bana göre değil, artık kafamı dinleyecek sessiz sakin bir iş arıyordum” dedi. Peki sahiden iyi yönetici olmak eşittir sert biri olmak mıdır?
“Nasıl iyi bir yönetici olunur?” sorusunun iş hayatında başarılı olmayı azmetmiş pek çok kişinin aklını kurcaladığı kesin. Aynı zamanda farklı türden işlerde her türden başarılı yönetici örneklerinin olduğu da... Tatlı olup da başarılı olan, sert olup da başarılı olan, tatlı sert olup da başarılı olan... Bu işin ideali ne derseniz, o zaman araştırmalara bakmak akılcı olur...
Yapılan araştırmalar “İş yerinde başarı sertliğe endekslidir” diyor. Kalple kafa arasında cereyan eden bu savaşta kafanın hep kazanması gerekiyormuş! Ya son 20 senedir empoze edilen başarı teorisine ne oldu? ‘En zeki olanlar değil, duygusal zekası en yüksek olanlar iş hayatında başarılı oluyor’ sloganına daha açıkcası...
Daniel Goleman’in ‘Emotional Intelligence’ yani ‘Duygusal Zeka’ adlı kitabıyla yaygınlaşan ve benimsenen bu görüşü tanımayan MBA öğrencisi veya çiçeği burnunda bir lider düşünemiyorum. Fakat artık o güvenilen dağlara kar yağmış belli ki. En azından araştırmalar onu gösteriyor. Sevimsiz olarak tanımlanan ve genellikle herkese zıt giden karakter yapısındaki yöneticilerin çok daha başarılı olduğunu gösteriyor araştırma sonuçları.
Londra’nın en başarılı yatırımcı iş adamlarından Jon Moulton, Financial Times’a yaptığı açıklamada hiç yüzü kızarmadan, hassasiyet diye bir duyguyu tanımıyor olmasının kendini başarıya götüren en önemli özellik olduğu övünerek belirtmişti. Ya British Petrol’ün (BP) eski CEO’sunun yorumuna ne demeli: Eğer iş nedeniyle gece uykusu kaçacak bir tipseniz hiç CEO’luğa soyunmayın!

Kendini iyi tanımak da iyi değil!

Peki duygusal zekayı yücelten bu eski yaklaşımdaki problem ne?
Duygusal zekanın tam olarak ne olduğu hala tartışılsa da, empatinin duygusal zekanın önemli bir parçası olduğu kesin. Yani insanın kendisini karşısındakinin yerine koyması, ve onun içinde bulunduğu durumu anlayabilmesi durumu. Ve işte yeni yaklaşımda psikologlara göre bu empati, sizi iş yerinde başarısızlığa götürecek en büyük problem! Özellikle kadınların iş hayatında empati hatasına düştüğü ve benimsedikleri iyi anne rolüyle kendi ayaklarına çelme taktıklarını söylüyor uzmanlar. Duygusal zekanın bir başka önemli parçası ise kişinin kendini tanıması. “Kişinin kendini fazla tanıması, kendine olan güveninin zedelenmesine neden olabilir” diyor uzmanlar. Hatalarınız ve zayıf yanlarınızın çok fazla farkında olmak yöneticilikte başarıya giden yolda ayağınıza çelme takacaktır, kısacası.

Narsisist olanlar işi bitiriyor

Londra Üniversitesi Psikoloji profesörü Adrian Furnham’a göre, iş hayatında narsisist kişiliğe sahip patronlar çok daha başarılı oluyor. Genellikle narsisist yapının erkeklerde görüldüğünü gösteriyor araştırmalar. Neden mi? Çünkü erkekler kapasite ve yeteneklerini olduğundan daha fazla görüp, gösterirken, kadınlar tam tersine var olanı, olduğundan daha az görüyor, gösteriyorlar. Kendi kapasite ve yeteneklerinden sürekli şüphe duyup ‘kendilerini ucuza satıyorlar’!
“Kendinden şüphelenmek ise iş hayatında en olmayacak özellik” uzmanlara bakılırsa. Kim ister kendine güveni olmayan, ne yaptığını bilmediğini düşünen bir patronun altında çalışmak? Başarılı yöneticilerin hiçbir şekilde kendilerini keşfetmek, tanımak gibi bir derdi olmadığı gibi, kendi kapasite ve yeteneklerinden de hiç şüphe duymadıklarını gösteriyor yapılan araştırmalar. Ve daha da önemlisi altlarında çalışan kişilerin duygusal ihtiyaçlarını görmezden geldiklerini ve bu şekilde iş yerinde çalışanların duygusal ve psikolojik açıdan sorunlu davranma cesaretini kırdıklarını. Kısaca ev hayatınızda mutlu olmak için duygusal zekaya fazlasıyla ihtiyacınız varken iş hayatında başarılı olmak için çok azı yetiyor.

İş yerinde başarı için öğütler:

1. Buz kraliçesi veya anaç tavuk rollerini oynama yanılgısına düşmeyin. İlla ikisinden biri diyorsanız birincisi daha iyi, fakat ideali ne biri ne de öteki.
2. İş yerinde asla ağlamayın; sizi zayıf gösterecektir.
3. Eğer kendinize güvensiz hissediyorsanız, size zor gelen neyse üzerine üzerine gidin ve yapın. Göreceksiniz ki; yapmaya başlayınca çok daha kolay görünecek zorluklar.
4. Sizin duygusal olarak zıttınız olan biriyle çalışın. Ve ne zaman duygusal davranırsanız size hatırlatmalarını rica edin.
5. Zor bir şey yapmanız gerekiyorsa, birini işten atmak gibi mesela, zaman kaybetmeyin, hemen harekete geçin. Beklemeyin... Başarılı iş hayatında, kötü haberin çabuk verilmesi gerekir.
6. Birine kötü bir haber vermeniz gerekiyorsa, ve bu da size çok ağır geliyorsa hemen başkasını görevlendirin. Ahlaki olarak iyi bir karar olmayabilir ama pek çok ünlü CEO’nun can simidi haline gelmiş bir yöntem bu.
7. Kendinizi tanımaya, anlamaya kalkışmayın. Elinizden en iyi ne gelir onu düşünün ve kendinizi kritik etmeden onu yapın.
8. Ekibiniz üzerindeki etkinizin ne olduğunu bilmeniz gerekiyor. Eğer siz kestiremiyorsanız, güvendiğiniz birine sorun.