İş hayatında 'tercih' ve 'armağan' dengesi

a
a
Salı, 07 Eylül 2010 - 05:00

Daha önce hiç bu açıdan konuya yaklaşmamıştım. Ancak, Amazon’un kurucusu Jeff Bezos’un, ABD’de bir üniversitede yaptığı konuşmayı okuyunca, bakış açım değişti. Jeff Bezos, gençlere yaptığı konuşmada, insanların hayatını yönlendiren iki önemli konuya dikkat çekiyor: ‘Armağanlar’ ve ‘Tercihler.’ Ona göre, doğuştan itibaren insanlar, bu iki faktörün etkisiyle hayatlarını yönlendirip, kariyerlerinde ilerliyor ya da geriliyorlar.

Ona göre, doğuştan kazanılanlar ya da gelenler, insanlara verilmiş ‘Armağanlardır.’ Bu açıdan bakınca, zeki bir insan olmak armağandır. Çünkü, bu sizin elinizde olmayan, doğuştan gelen bir özelliktir. Yine ailenizi, ülkenizi de seçmeniz mümkün değildir.

Tercihler daha mı önemli?

Oysa, zeki bir insan, aynı zamanda iyi bir insan olabilir. İşte ‘iyi insan’ olmak ise bir ‘tercihtir’. ‘Armağan’ ve ‘Tercih’ dengesinde, ikincisinin daha önemli olduğuna işaret eden Jeff Bezos, şöyle konuşuyor: “Zeki olmak bir armağandır, iyi bir insan olmak ise tercihtir. Armağanlar kolaydır, ne de olsa sonuçta birileri tarafından verilir. Tercihler ise fevkalade zor olabilirler. Eğer dikkatli olmazsanız, verilen bu armağanlarla yoldan çıkabilirsiniz ki muhtemelen çıkarsınız, muhtemelen kendi tercihlerinize de zarar verirsiniz.”

Denge önemli

Amazon’u kurmadan önce bir finans kuruluşunda, yönetici olarak çalışan Jeff Bezos, aniden içinde doğan girişimcilik ruhunun etkisine giriyor. Eşinin de desteğiyle işinden istifa ediyor, yani ‘çok kritik bir tercih’ yapıyor. Zor bir tercihti ama Bezos denemek istiyordu. Denemediği takdirde ileride pişman olabileceğini düşünüyordu. Zaman onu haklı çıkarmıştı. Hayatın ona verdiği ‘armağanları’ kullanmış, onların üstüne kendini mutlu edecek bir ‘tercih’ yapmıştı. Bunu yapmazsa ve doğanın verdiği ‘armağanla’ yetinse, belki bir şirkette yönetici olarak devam edecek, Amazon’u kuramayacaktı. O nedenle hayatı boyunca ‘tercihler’ yapmak zorunda kalacak gençlere şu öneride bulunuyor: “Hayatta en anlamlı olanın yaptığınız bir dizi tercih olduğunu anlayacaksınız. Sonuçta hepimiz yaptığımız tercihlerin bir toplamından ibaretiz. Kendinize muhteşem bir hikaye yaratın.”

Türkiye’de bir işadamı böyle bir kitap yazabilir mi?

Virgin Grubu’nun sahibi, sıra dışı girişimci Richard Branson’un yeni bir kitabı daha çıkıyor. Sanıyorum bu ayın ortasında bütün dünyada piyasaya çıkmış olacak. Adı da kendisi gibi sıra dışı bir kitap olacak: ‘Losing my Virginity’ (Bekaretimi Kaybetmek).

Richard Branson, bu kitabında ‘Ayakta kalma, iş yaparken eğlenme, servet yapma ve kendi yönetim tarzını anlatıyor. Kitabı henüz alıp okumuş değilim. İlk fırsatta edinip, öne çıkan yanlarını sizlerle de paylaşacağım. Ancak, ben Richard Branson’un, bir önceki kitabını geçen haftaki tatil sırasında okudum. Çocukluktan başlayıp, Student adlı dergiden Virgin Grubu yaratmaya giden dönemi anlattığı bu kitabı okuyunca şunu düşündüm: ‘Türkiye’de böyle bir kitap yazacak bir işadamı var mıdır?’ Çok fazla kitap olmasa bile Türk iş dünyasından anı/başarı öyküsü tarzında kitaplar çıkıyor. Bazılarını okudum, bazılarını yazarlarından dinledim. Yazma aşamasında olan kitapların varlığından da haberdarım.

Ancak hiçbiri Richard Branson’un tarzını yakalayabilecek düzeyde değil.

‘Neden?’ diye sorabilirsiniz

Bunun birkaç nedenini sayabilirim. Ama en önemlisi, Türkiye’den hiçbir işadamı, gençliğinde ya da ilerleyen yaşlarında sevgililerini, onlarla sevişmelerini, eşini aldatmasını bu kadar açıkça yazmaz. Hiçbir işadamı, ‘ot içtiğinden’ söz etmez. Hiçbir işadamı, diğer şirket ya da işadamları ile yöneticiler için, açık görüşlerini belirtmez.

Bu yönüyle çok sıra dışı bulduğum bu kitapta, Richard Branson’un girişimciliğinden de çok etkilendim. Birkaç özelliği dikkatimi çekti:

1. Daha çocuk yaşta girişimciliğe girmiş. Hatalarından bıkmamış, ders alarak yoluna devam etmiş.

2. Çok meraklı bir yapısı var. Piyasayı ve yaşamı çok iyi gözlemlemiş, girişim yapmaktan çekinmemiş.

3. Yeni işe girmek için çok uzun süren fizibilitelerden kaçınmış, çok hızlı hareket etmiş.

4. İş soruna dönüşünce onu kapatmak ya da satmaktan çekinmemiş.

5. Şirketlerini çok uzun süre birlikte olduğu ekibiyle yönetmiş, onlara paylar da vermiş.

6. Çalışırken, eğlenceyi de ihmal etmemiş. Zorluklarla savaşırken, balonla dünya turunu ertelemeyi aklından bile geçirmemiş.

Sözün özü, British Airways’ın hakim olduğu, çok sayıda şirketin zorda olduğu bir alana, başka bir girişimci girip de başarılı olamazdı diye düşünüyorum.

Otel müşterisinin tercih sırası

Bir süre önce tatil için bir tesise gitmiştik. Konumu, odaları, olanakları ve çalışanları bir hayli iyi bir tesis idi. Gitmeden önce çeşitli arkadaşlardan övgüler de almıştık. Denizinden yemek kalitesine kadar her şey iyi görünüyordu. Gittik, girişimizi yaptık ve odalarımıza gitmeye hazırlanırken, otelin genel müdürüne sordum: “Odalarınızda internet var değil mi?” Genel müdür yanıtını verirken rahattı: “Lobinin şu köşesinde internete bağlanabilirsiniz.” O anda otelle olan ilişkim bitmişti. Eşimin ve bizimle gelen arkadaşımızın düşüncesini merak ediyordum. ‘Burada da iş yapacaksın’ eleştirisini duymamak için, interneti fazla sorun yapmamış gibi göründüm. Ancak, odaya gidince onlar da başka konulardan şikayetçi olunca, hemen telefonuma sarıldım ve daha önce konakladığımız tesiste yer ayarladım. Bunu neden yazdım? Hafta sonu elime bir rapor geçti. ABD’nin önde gelen araştırma şirketlerinde JD Power Associates’ın araştırmasına göre, otel müşterilerinin ‘istek listesinde’ ilk sıraya ‘kablosuz internet’ yerleşmiş. Daha önce kahvaltı, yatak gibi faktörler öne çıkarken, yeni dönemde müşterinin ihtiyaç listesinde internet üst sıralara tırmanmış...

Hâlâ interneti önemsemeyen, lobide ya da küçük bir alanda bu hizmeti veren otellere benden hatırlatması...