Ishiguro’nun şakaları

 
Bu yıl Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan Kazuo Ishiguro,  ödül haberini aldığında şaka yapıldığını zannetmiş. Yazarın kitapları Türkiye’de Yapı Kredi Yayınları tarafından basılıyor. Ishıguro’nun kitapları arasında bir gezintiye var mısınız
 

Ishiguro’nun şakaları
Kaan EGEMEN
 
Geçen yılki Bob Dylan sürprizinden sonra, Nobel Edebiyat Ödülü’nün bu seneki sahibi Kazuo Ishiguro, bahisçileri şaşırttı ama edebiyatseverleri bir tartışmaya sürüklemedi. Ishiguro’nun ismi ödül için geçiyor fakat sırada bekleyenler içinde (Adonis, Roth, Murakami…) kendisine fazla şans verilmiyordu.

Nobel Komitesi, ödülün Ishiguro’ya verilme gerekçesi olarak “Dünyayla bağların aldatıcılığının altındaki boşluğu ortaya çıkaran, duygusal gücü bulunan romanlar yazması” dedi. Peki, bu ne anlama geliyor?
 
Ishiguro’nun gösterdikleri
 
Ishiguro’yla ilgili kaleme alınan yazılarda, “Japon asıllı İngiliz yazar” ifadesine sık sık rastlıyoruz. Bu, öylesine sarf edilen bir şey değil; bunu Ishiguro söyletiyor çünkü hemen her kitabında köklerine veya topraklarına yaptığı atıflar mevcut.

Japonya, yazar için uzaktaki bir memleket olmanın ötesinde benliğinde her dem yaşattığı; kendisini hayata bağlayan ve daha önemlisi Ishiguro’yu Ishiguro yapan bir yer. İngiltere ise hem kendisinin hem de kitaplarındaki çoğu karakterin, bir başka dünya ile ait olduğu kültür arasında ortaya çıkan bocalama ve kimlik bunalımının coğrafyası. Diğer bir deyişle modern dünyayı temsil eden İngiltere; karmaşaya, göreve ve sorumlulukların ağır yüküne denk gelirken Japonya, dinginliği ve çözüm yollarını simgeliyor. Yazar, kitaplarında bu ikiliği olumlu anlamda yaşatıyor genellikle.

Ishiguro; kitapları yirminci yüzyılın sonunda yayımlanmaya başlayan ve yirmi birinci yüzyılda tüm dünyada tanınan bir yazar. Az önce bahsettiğim köken-yaşam mevzuu, yazarın zaman zaman geriye bakıp sosyo-politik çözümlemeler yapmasını sağlıyor. “Uzak Tepeler” ve “Öksüzlüğümüz” bu bağlamda öne çıkan iki kitabı.

Ishiguro’nun edebi söylemindeki bir başka özellik, karakterleri aracılığıyla insanın duygu durumlarını metinlerine taşıması. Bastırılan ya da pervasızca açığa çıkarılan duygular yazarın radarına giriyor. Mesela “Günden Kalanlar”ın satır aralarında yazıya dökmeyip gösterdiği bir öğe olarak karşımıza çıkıyor bu durum.

Benzer bir gösterme eylemi, Japonya’nın değişim ve dönüşümünü, ressam Ono’nun gözünden aktardığı “Değişen Dünyada Bir Sanatçı”da yine önümüzde; Ishiguro, geçmişe ve geleceğe hâkim olma teması etrafına incelikli çözümlemeler serpiştirmiş ve kitapta gelenek-yenilik ikilemini gündeme getirmişti.    
 
Bir ressam gibi
 
Ishiguro; bellek-hatırlama, tarih ve bugün temalarından oluşan metinler de kaleme aldı, zamanın ve yaşamın akışkanlığını da bunlara dahil etti. Yazar, şimdiki zamanın zemininin kayganlığını bildiğinden karakterlerinin yardımıyla okuru geçmişte yolculuklara çıkarıp ânın boğuculuğuna göndermeler yaptı. “Avunamayanlar”, “Beni Asla Bırakma” ve “Gömülü Dev” bu çabanın ürünüydü: Unutmanın gücünü ve hatırlamanın acı veren tarafını gösterdiği bu kitaplarla Ishiguro, her yolculuğun hafızayı tazelediğini ve o seyahate çıkan karakterlerin (tıpkı yaşamda olduğu gibi) içindeki boşluğu fark ettiğini anlatmaya uğraşıyordu. Bu da yazarın bile isteye yarattığı tekinsizliğe sürükledi okuru. Böylece Ishiguro, görünen ile gerçek bağlantısı kurup ikisi arasındaki gerilimi yansıtırken okur da geçmişi yeniden kuramayacağının bilincindeki karakterlerin şimdi’de bocalayışına tanık oluyordu.

Ishiguro’nun temaları bunlar ama buradan onun birbirine benzer metinler kotardığı sonucu çıkarılmasın çünkü yazar, her seferinde yeni bir şeyler deneme derdinde. Kitaplarının tamamında, farklı türleri bir araya getiren ve değişik anlatım tekniklerine kapı aralayan Ishiguro, sürekli yeni bir evren yaratıyor.
 
Murakami’den övgü
 
Vatandaşı ve Nobel Edebiyat Ödülü için adı geçen Murakami, 2009’da yayımlanan “Kazuo Ishiguro: Contemporary Critical Perspectives” isimli kitapta şöyle yazmıştı: “Ishiguro’nun eserleri, bir diğerinin devamı gibi ama aynı zamanda hepsi birbirinden ayrı. Yan yana gelen moleküller misali…” Aynı yazıda Murakami, bir ressama benzettiği Ishiguro’nun sanki devasa bir resim çizmeye giriştiğini söylemişti. Nobel Komitesi’nin ödül gerekçesi işte bu resme atıf yapıyor biraz da.

Ödülü kazandığının bildirildiği telefon konuşması sırasında kendisine şaka yapıldığını sanan Ishiguro; kitaplarında, o kapıldığı şaka hissinin benzerini okura duyumsatıyor. Nasıl mı?

“Gömülü Dev”deki iki karakterin; Axl ve Beatrice’in “Burası bize göre değil, gidelim” deyişi gibi. Fakat ne kadar isteseler de gidemiyorlar. Bu örneğe benzer şekilde Ishiguro, bambaşka bir dünyaya gönderdiği okuru oradan alıp tekrar yaşamın içine bırakıyor. Şaka gibi değil mi?
 
Ishiguro’nun YKY’deki kitapları
 
Uzak Tepeler (çev. Pınar Besen, 2012)
Değişen Dünyada Bir Sanatçı (çev. Suat Ertüzün, 2015)
Günden Kalanlar (çev. Şebnem Susam, 2015)
Avunamayanlar (çev. Roza Hakmen, 2009)
Öksüzlüğümüz (çev. Yasemin Ortwein, 2014)
Beni Asla Bırakma (çev. Mine Haydaroğlu, 2007)
Noktürnler - Müziğe ve Günbatımına Dair Öyküler  (çev. Zeynep Erkut, 2015)
Gömülü Dev (çev. Roza Hakmen, 2015)
 
 
 
 
Yandex.Metrica