Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Islak imza günüme buyurun!

Pazar, 01 Kasım 2009 - 05:00

Islak mı ıslak bir İstanbul gününde gündem de ıslak! On gazetenin beşinde Albay Çiçek’in fotoğrafı yer almış birinci sayfada. Yandaş medya kelle istiyor ve Albay Çiçek’in kellesiyle de yetinecek gibi görünmüyor! Siyasi gündeme biraz ara verelim. Benim bugün size bahsetmek istediğim “ıslak imza” çok farklı. Salı günü “ıslak imza”ya bekliyorum hepinizi!
28. İstanbul Kitap Fuarı, Beylikdüzü TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde dün itibariyle açıldı. 8 Kasım’a kadar sürecek fuarda 3 Kasım Salı günü saat 15’de bir panele katılacak, daha sonra da Alfa Yayınları standında Kiralık Adam kitabımı imzalayacağım, ıslak ıslak! Türkiye’nin en köklü eğitim kurumlarından Fransız Kız Lisesi Notre Dames de Sion, 150. yıl etkinliklerinin devamı olarak geçen yıl bir edebiyat ödülü koydu. Jüri üyeleri arasında bulunduğum bu etkinlikte ödülü Kalenderiye adlı eseriyle Gürsel Tekin aldı.
Aylarca yaptığımız jüri toplantılarında eserler hakkında tartışırken yazarların bir kısmının da ödül almaktan hoşlanmadığı gerçeğiyle yüz yüze geldik. Kimileri ödül almayı bir proje haline getirirken kimileri kendilerine verilen ödülleri almak için ödül törenlerine bile katılmıyordu! İkinci yılın ödülü için kitap okumalarına başladığımız şu günlerde NDS’lular Derneği TÜYAP’ta edebiyat ödülleri üzerine bir panel düzenledi. Salı günü saat 15-16 arasında Karadeniz Salonu’ndaki panelde Tahsin Yücel, Turhan Günay, Ali Berktay ve ben konuşmacıyız. Konu ilginç, konuşmacılar ilginç olunca tartışma da ilginç olacak.

Fuarın teması çeviri
TÜYAP’da bu fuar süresince söyleşi, panel, şiir dinletisi, atölye ve çocuk etkinlikleri olmak üzere tam 297 etkinlik düzenlenecek, yani hangi gün ve ne zaman gelirseniz gelin orada ilginç bir etkinlik bulacağınız kesin. Bu yıl fuarın ana teması Kültürlerarası Diyalogda Çeviri. İlginç bir rastlantı NDS’nin bu yılki ödülü de Fransızca’dan çevrilmiş bir esere verilecek. Çeviri deyip geçmeyin, iyi bir çeviri, çok da iyi olmayan bir kitabı okutabiliyor ya da müthiş bir eser kötü bir çeviriyle okunmaz hale gelebiliyor. Hatta biz de bu yüzden acaba ödülü çevirmene mi vermeliyiz diye az tartışmadık!
28. Kitap Fuarı’nın bu yılki en önemli özelliği ilk kez açılacak olan Uluslararası Salon. 27 ülkeden yayıncıların katılacağı bu salon fuarın ilk dört günü açık kalacak ve tam 47 yabancı yazarı ağırlayacak. Kimbilir belki en çok sevdiğiniz yazara koridorda rastlayıvereceksiniz, iyisi mi yolunuzu düşürüverin!

Nasıl sanatçı olunur?
Havalar çok sıcak gidiyor derken kış bir geldi, pir geldi! On derece birden düşen sıcaklık ve durmadan yağan yağmur, erken kararan hava, zaten kasvetli gündem, insanın ruhunu karartıyor! Böyle havalarda sinemaya gitmeye bayılırım. Ve şu aralar güzel filmler de var. Bir kere hangi taraftan olursanız olun Levent Semerci’nin yönettiği Nefes’e gidin! Hiç öyle ucuz hamaset değil, doğru düzgün ve gerçekçi bir savaş filmi.
İkinci Dünya Savaşı ve Yahudi soykırımı üzerine kaç yüz film gördüğümü hatırlamıyorum, bir zahmet terör üzerine yapılmış ilk ve tek düzgün uzun metrajlı filmi de seyrediverin! Hayır reklam yapmıyorum, zaten seyircisi var, açık ara birinci. Michael Jackson’ın ölümünden sonra merakla beklenen filmi, “sahne canavarı” olmak için nasıl ekip çalışması ve sanatçı titizliği olması gerektiğini anlatıyor, ayrıca sanatçı olmak için nasıl bir yetenek de gerektiğini. Michael’a çok yazık oldu. Kendisiyle ölümüne oynamasa o müthiş şarkıcı, besteci ve dahası o müthiş dansçı şimdi hayatta olacak, şarkı söyleyip dans edecekti!

Penisine takılanlar

Santral İstanbul’daki Yüksel Aslan retrospektiv sergisi de çok konuşulanlardan. Fransa’da yaşayan ünlü Türk ressamı Yüksel Aslan’ın kendisinin “artür” adını verdiği bütün eserleri geniş bir mekanda sergileniyor. Sanatçının Eyüp sırtlarındaki bir gecekondudan çıkıp Fransa’da ünlü bir ressam olma yolundaki serüveni müthiş, ama neredeyse hepsinde birer penis olan resimleri için aynı şeyi söyleyemeyeceğim! Seks yapan hayvanlar, kadın ve erkek cinsel organları, sanatçının bıkıp usanmadan işlediği konulardan ve sonunda izleyicide bu takıntının nedenini sorgulattırıyor.
Gidecekseniz bile çocuklarınızla gitmeyin en azından! Yüksel Aslan’ın da bıkmadan penis hikayeleri yazan Serdar Turgut gibi yüksek bir amacı olduğu kesin ama herkesin zeka seviyesi aynı değil ki anlasın! Kimisi gülüyor, kimisi de kızıp mahkemeye veriyor. Rojin’in yerinde ben olsam ilk okuduğumda mahkemeye vermezdim Serdar Turgut’u, ama sözüm ona Rojin’den özür dilediği yazısından sonra verirdim! Aptallıkla suçlanmak daha can sıkıcı çünkü!