İşlerimiz zor

Pazar, 03 Kasım 2013 - 05:00

Bir olay nedeni ile yargılandım, hakkımda mahkumiyet kararı verilmiş. Ben bunu haricen öğreniyorum. Bunu temyiz hakkım var mı? Süreyi geçirmiş olabilir miyim? S.H.

Bahsettiğiniz mahkumiyet kararının bir ceza mahkemesi tarafından verildiği anlaşılıyor. Soruda ‘mahkumiyet’ kelimesi geçince ceza mahkemesi dışında bir mahkeme olabilir mi diye düşünen okuyucum olabilir. Evet düşünülebilir, çünkü halk arasında aleyhine maddi veya manevi tazminat verilen kimseler de “... TL’ye mahkum oldum” gibi bir cümle kurar.

[[HAFTAYA]]

Bu çok yaygındır. Dolayısı ile hukukçular arasında kullanılan tabirlerle halk arasında kullanılan tabirlere dikkat etmek lazım. Şayet benim düşündüğüm gibi bir ceza mahkemesi kararı ise bunun temyiz süresi 7 gündür. Peki bu 7 günlük süre ne zaman başlar? Şayet duruşmaya katıldı iseniz ve karar yüzünüze karşı okundu ise (ki buna tefhim edilmek diyoruz) bu halde süre ertesi gün bir kabul edilmek kaydı ile tefhimden itibaren başlar. Ancak karar yüzünüze karşı okunamadı ise yani karar celsesine katılmadınız ise bu halde süre kararın size tebliğinden itibaren başlar.

Sizin ifadenizle kararı haricen öğrenmişsiniz. Demek ki karar size tefhim olunmadı yani yüzünüze karşı okunmadı. O halde henüz temyiz süresi başlamadı. Tebligat geldiği tarihten itibaren 7 gün içinde kararı veren mahkemeye temyiz dilekçesini vermek zorundasınız. Bu süre asliye hukuk mahkemelerinde 15 gündür ve tefhimle başlamaz, mutlaka tebliğ gerekir. Sulh hukuk mahkemelerinde ise 8 gündür. İş mahkemelerinde de 8 gündür ve süre tefhimden itibaren başlar. Yani sözün kısası, bir temyiz konusu bile bizde arapsaçına dönmüş, karmaşık bir hal almıştır. Öyle görüyorum ki bunları tek süreye bağlamak kimsenin aklına gelmiyor. Mesela mahkemelerin önemine göre uzun veya kısa süreler öngörülmüş desem bu da değil.

Maddi olayları inceleyen asliye hukuk mahkemesinde süre 15 gün, birkaç yıl hapis gerektiren yani insanların hayatını altüst edecek kararlar verilen ceza mahkemesinde 7 gün. Bunu mantık kabul eder mi? İşte bizler bu labirentin içinde duvarlara çarpmadan yürümeye çalışıyoruz. Her zaman söylüyorum işimiz sor. Bizim işimiz, sizin işiniz demektir, bizler sizlerin işlerine bakıyoruz, öyleyse sizin de işiniz zor.