'İşsizlik sanal' ölüm gerçek

Salı, 13 Nisan 2010 - 05:00

Başbakan önce “Ekonomik kriz teğet geçti” dedi, sonra “Sürtünüp geçti” diye düzeltti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) işsizlik oranı için yüzde 14 dedi, 3.4 milyon insanın evine ekmek götüremediğini söyledi. Bu kez de “İşsizlik yapısal değil sanal” açıklaması geldi.

Kim ne derse desin, Türkiye tarihinin en büyük işsizler ordusu iş bekliyor. Türkiye’de yapılan tüm anketlerde en büyük sorun ne Anayasa değişikliği, ne terör, ne Ergenekon, ne de Balyoz olarak görülüyor. Toplumun yüzde 85’i en önemli problemi işsizlik olarak tarif ediyor. Yolunda gitmeyen ekonomik durum sadece işsizi değil patronları da vuruyor. İşte basına yansıyan birkaç patron intiharı:

2009’da Denizli’de Funika Holding’in patronu Osman Nuri Sözkesen intihar etti. Aynı yıl Bursa’da oto galerisi sahibi de olan Bursa Oto Galericileri Odası Başkanı Tayfun Kırış borcu olduğu için yaşamına son verdi. 2010’da Antalya’da gıda toptancısı Bilal Ç., son olarak da Florya’daki ünlü kebapçı ‘Ziya Şark Sofrası’nın patronu Ziya Bingöl’ün intihar haberi geldi.

İŞ ADAMI 1 YIL BEKLİYOR

Devletin istatistik kurumu TÜİK, her konuda olduğu gibi intihar olaylarının da kayıtlarını tutuyor. İntiharları nedenine, şekline, meslek gruplarına ve yaş gruplarına göre sınıflandırıyor. TÜİK, işsiz kalarak intihar edenleri ‘geçim sıkıntısı’, batan işadamlarını ‘ticari başarısızlık’ olarak sınıflandırıyor. Şimdi rakamlara göz atalım; 2002 yılında 91 işadamı ‘ticari başarısızlık’ nedeniyle intihar ederken, 2003’te rakam 147 kişiye fırlıyor. İşlerin yoluna girdiği 2004’te ‘ticari başarısızlık’ gerekçesiyle intihar eden işadamı sayısı 60’a düşüyor. 2005 ve 2007’de de rakam aynı... 2008’te rakam 119’a fırlıyor ve böyle sürüyor. Şimdi bir de ‘geçim sıkıntısı” nedeniyle intihar edenlere bakalım. TÜİK’in rakamlarına göre; 2001 krizi sonrası ‘geçim sıkıntısı’ nedeniyle intihar edenlerin sayısı 2002 yılı istatistiklerine 327 kişi olarak yansıyor. 2001 krizinin etkileri 2003’te de sürüyor ve işsizlerden 385’i intiharı seçiyor. 2004’teki genel iyileşme işadamları gibi işsizlerin intiharlarında da azalışa sebep oluyor. Sayı 194’e geriliyor. 2005’te de 190’a iniyor. 2006’da 215, 2007’de 263’e çıkarken, 2008’de geçim sıkıntısı nedeniyle intihar edenlerin sayısı 289’a fırlıyor. Bu seviyede de sürüyor.

Eldeki istatik bilgilerine bakınca şu dikkatimi çekti: ‘Geçim sıkıntısı’ gerekçesiyle intihara yönelen çalışanlar, işsiz kalır kalmaz bu kararı uygulamaya sokuyorlar. Krizli yıllardaki işsiz intiharları bu nedenle çok. İşadamları krizde zora giriyor. En az 1 yıl çıkış yolu arıyor, uğraşıyor. Çıkış yolunu bulamayan kararını uyguluyor. Bu nedenle patron intiharları krizi takip eden yıl içinde yoğunlaşıyor. Bu rakamlar bana işsizliğin hiç de sanal bir sorun olmadığını gösteriyor. Eğer işsizlik sanalsa ölüm gerçek.

NEYE OY VERDİĞİNİ BİLMEYEN VEKİLE RAPOR GÖNDERİLECEK

Türkiye’deki 75 sivil toplum kuruluşu bir araya geldi ve ‘Türkiye Bütçesi’ni izlemeye aldı. ‘Kamu Harcamaları İzleme Platformu’nu oluşturan kuruluşlar, bütçenin yapılışından, paranın nereye harcandığına kadar tüm detayları izleyecek. Zaman zaman raporlar hazırlayıp bütçe görüşmelerinde neye oy verdiğini bilmeyen milletvekillerine gönderecek. Aynı zamanda kamuoyuna açıklayarak bütçe rakamlarındaki aksaklıkları göz önüne serecek. Platform ilk iş olarak; 2010 bütçesinin sorunlu bölümlerine dikkat çekmiş. Rapora şunları yazmışlar:

“Türkiye ‘kişi başına sağlık harcamasında’ Avrupa’da son sırada. Bu yükseltilmeli. Avrupa’da ‘Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın (ulusal ekonomide 1 yıl içinde üretilen mal ve hizmet değerlerinin toplamına ‘Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ deniyor) belirli dönem içinde yüzde 28’i sosyal koruma (Aile ve bireylerin hastalık-sağlık, özürlülük, yaşlılık, dul-yetim, aile-çocuk, işsizlik, barınma ve sosyal dışlanma gibi risk ve ihtiyaç yükünü hafifletmek için özel ve kamu sektörü tarafından yapılan müdahalelerin tümü olarak tanımlanmaktadır) harcamalarına ayrılıyor. Bu, Türkiye’de yüzde 13. Artırılmalı. Yoksullara yönelik sosyal yardım ve yeşil kart harcamalarının bütçeye oranı yüzde 1.2. Yetersiz. OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü) ülkelerinde toplam çocuk nüfusunun yüzde 12.4’ü yoksulluk içinde yaşıyor. Türkiye’de bu rakam yüzde 24.6. Bu oran düşürülmeli. Türkiye’de askeri harcamaların ‘Gayri Safi Milli Hasıla’ya oranı 2009 krizinden önce yüzde 2 iken, 2009’dan sonra 2.3’e çıktı. Bunun NATO ülkelerindeki ortalama olan yüzde 1.8’e indirilmeli.” Dilerim bu tespitleri siyasiler görür ve gereğini yapmak için harekete geçer.

2