İstanbul'un 74 rakibi daha var!

Salı, 25 Mayıs 2010 - 05:00

Oğlunun adını Zeki koyan baba ve annelerin önemli bölümünün akıllarında, çocuklarının ‘zeki, çalışkan ve başarılı’ olması yatar. Ama her Zeki, gerçekten ebeveynlerini haklı çıkaracak performans göstermeyebilir. ‘finans merkezi olacak’ denilen İstanbul için de bu benzetme geçerli olabilir mi acaba? Adını ‘finans merkezi’ diye koyup, kamu bankalarını ve Merkez Bankası’nı İstanbul’a taşımak, bu önemli hedef için yeteli midir?

Başbakan Yardımcısı ve Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan, uzun süredir geride kalan ‘finans merkezi’ hedefini yeniden gündeme getirdi. İşin aslına bakarsanız, şirket ya da kamu kesimini yönetenlerin, ‘hedef’ koyup, ona doğru yol alma ve strateji geliştirmeleri çok isabetlidir. Ama İstanbul’un hedefine ulaşması için gereklilikleri yerine getirmek, aranan koşulları oluşturmak da gerekiyor.

75 merkezin analizi

Londra Belediyesi için Z/Y Group tarafından gerçekleştirilen Global Financial Centers adlı rapor, hem bu gereklilikleri ortaya koyuyor hem de İstanbul’un bu hedefte nerede olduğu hakkında önemli mesajlar içeriyor.
Londra’nın ‘finansal merkez’ konumunu güçlendirmek için hazırlanan bu rapor, 2007 yılından bu yana düzenli olarak gerçekleştiriliyor ve 75 şehri analiz ediyor.
Rapor, tam 3 bin katılımcının, 51 bin değişik değerlendirmesiyle ortaya çıkmış. ‘Finans merkezi İstanbul’ konusuyla ilgilenenler mutlaka bu raporu görmüştür, görmediyse de bakmalarında yarar var. Kapsamlı olduğu için ben birkaç noktanın altını çizmekle yetineceğim:
1. Değerlendirmeler ‘iş iklimi’, ‘insan’, ‘altyapı’, ‘rekabetçilik’ ve ‘pazara giriş’ gibi 5 kategoride yapılıyor.
2. Katılımcıların en önem verdiği kategoriyi ise ‘vergi, regülasyon ve iş yapma kolaylığı’ oluşturuyor.
3. İkinci sırada ‘insan kalitesi’ ve ‘işçi pazarının esnekliği’ yer alıyor.
4. Makro ekonomi ve rekabetçilik gibi kategorilere, daha az önem arz edildiği gözleniyor.

Türkiye ‘evrimleşiyor’

5. Değerlendirmedeki 75 şehir, Global, Bölgesel ve Yerel olarak üç segmente ayrılıp, onlar da ‘derinlik, genişlik ve gelişmekte’ gibi alt segmentlere bölünüyor.
6. Bu değerlendirmede Türkiye, ‘Yerel’ kategoride ve ‘Evrimleşen merkezler’ bölümünde değerlendiriliyor. Aynı bölümde Budapeşte, Glasgow, Prag ve Riyad da bulunuyor.
7. Türkiye, 75 ülke arasında 74’üncü sırada. Üstünde ‘finansal merkez’ olarak 74 rakip yer alıyor.
Ancak bu, Türkiye’nin, İstanbul’u ‘merkez’ yapma vizyonunu engellememeli... Bu hedefi koyanların, hedefe giderken yol üstündeki engelleri aşmak için daha fazla çaba göstermeleri gerekiyor. Örneğin, bütün yabancıların altını çizdikleri ‘vergi’ ve ‘sık değişen düzenleme’ konularında iyileştirmeyle yola çıkılabilir. Finansal alanlarda bazı yenilikler ve düzenlemeler bekleniyor, onlar konusunda hızlı aksiyon alınabilir. Sadece ‘merkez’ adını vermekle olmuyor...

Herkesin gündemi girişimcilik olmalı
Başbakan Tayyip Erdoğan, TOBB’un (Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği) genel kurulunda konuştu... CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ise kurultayda önemli mesajlar verdi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de TOBB’un kongresine katıldı ve ilk defa konuşma yapıp, herkesi şaşırttı. Her liderin mesajı ve tonu farklıydı. İşsizlikten, yoksulluktan, yolsuzluktan söz ettiler...
Ancak, ben, Türkiye’nin ‘çağ atlaması’ için, bu söylemlerin içine ‘girişimciliğin’ daha fazla katılması gerektiğini düşünüyorum. Türkiye, yılda 50 bin şirket, 40-50 bin adet de küçük işletme kuruluşuyla yoluna devam ediyor. Çok yeni bir araştırma elime geçti. 2009 yılında ABD’de kaç girişim hayata geçmiş dersiniz? Tam 558 bin adet... Her 100 bin yetişkinden 340 bini iş kurmuş... Çok önemli bir rakam... Türkiye’nin, kamu ya da mevcut şirketlerle işsizlere çözüm bulması zor... Yeni iş ve şirketler kurmak için, ‘yeni bir yaklaşıma’ ihtiyacı var.

Seth Godin ve Kılıçdaroğlu
Ünlü pazarlama gurusu Seth Godin’in bir tezi var: İçinde bulunduğumuz dünya ‘en iyileri’ ya da ‘bir numaraları’ takdir eder. Ürün, insan ya da hizmet... Bir numaraysa, mutlaka ödüllendirilirsiniz...
En iyi seçeneği arayan sadece siz değilsiniz... Herkes en iyinin, kazanan olanın peşindedir. O nedenle ‘en iyi’ ya da ‘bir numara’ olabilecek birileri ortaya çıktığında, ona ilgi hızla artar. ‘Kazanacağı düşünülenler’, tahmin edilenden daha fazla kazanır. Müşteri hep en çok satanı talep eder. Kazanan, daha fazla kazanmaya devam eder. Klasik dondurma hikayesi buna iyi örnektir... Önümüzde en az 20 adet dondurma seçeneği vardır: Vanilyalı, kakaolu, çilekli, fıstıklı, muzlu...
Ama vanilyanın payının yüzde 29 ve ona en yakın olanının payının da yüzde 8 olduğunu hiç düşündünüz mü? Seth Godin’e göre, 1 numara olması, daha fazla talep görmesini sağlıyor.
Bunları niye yazdım? Hafta sonu CHP kongresini izlerken ve sonrasında Hürriyet’in ‘Büyük Birleşme’ başlığını okurken, Seth Godin aklıma geldi. CHP’nin solda büyük bir ‘seçenek’ olacağı ihtimali, çok sayıda insanı kongreye çekti, bazılarını desteklerini açıklamaya itti. Rahşan Ecevit gibi sürpriz konuklar geldi, DİSK Başkanı’ndan destek açıklamaları duyuldu. Sanki Seth Godin’in yaklaşımını doğrular bir tablo dikkatimi çekti. Bakalım, devamı gelecek mi?