İstanbul'un en iyi lokantası: Sümerhan

a
a
Pazar, 31 Ocak 2010 - 05:00


İstanbul'un en iyi lokantası: Sümerhan

Eminönü, bugün İstanbul’da yaşayanların da, turist olarak gelenlerin de en önemli uğrak yeri... Mısır Çarşısı, tarihi binaları, bankaları, çarşılarıyla tarih boyu ilgi odağı... ‘Sıfır noktası’ kabul edilen Milenyum taşı sebebiyle dünyanın merkezi olarak da anılan Eminönü, şimdilerde büyük bir gelişim ve değişim süreci yaşıyor... Eminönü’ndeki ilk yerleşim Bizans dönemine kadar uzanıyor.
Murat Belge o dönemi şöyle anlatıyor: “Bizans döneminde bu bölgede ve karşısındaki Karaköy’de Yahudiler yerleşmişti. Fetihten sonra İstanbul’un ilk ‘apartman’larının Eminönü’nde Yahudiler tarafından inşa edildiğini biliyoruz. Yerleşim yoğunlaşıp ev yapacak arsa bulunamayınca, normal olarak en fazla üç ya da dört katlı olan klasik binalar yerine; yedi katlı ahşap evler yapılmış. Bu bina tipine ‘Yahudihane’ adı verilmiş. 17. yüzyılda bu bölgede şimdiki Yeni Cami’nin yapılmasına karar verilince, semt halkını oluşturan Yahudiler de Hasköy’e gönderilmiş...”
Osmanlı Dönemi’nde de Bizans döneminde olduğu gibi Eminönü, kentin ithal ettiği malların boşaltılıp, saklandığı liman semtiydi. Özellikle meydanı, pek çok yabancı seyyahın gravürlerine konu olan Eminönü’nün denizden bakıldığında görülen eski hali, limanın sıkışık ve hareketli atmosferi, deniz üzerinde sandallar, ilginç dizaynlı büyük kayıklar, Yeni Camii’nin muazzam silueti, deniz kenarındaki ahşap dükkanların oluşturduğu mimari görünüm bugün tümüyle farklı bir çehreye bürünmüş halde.
Yaşayan, hayat dolu olan her bölge gibi Eminönü’nün de çehresi sürekli değişiyor. Ve şimdi İstanbul’un tarihi kadar eski bu semtin sahip olduğu kültür varlıklarını korumak, daha da güzelleştirmek için bu işe gönül veren pek çok kişi çalışıyor... Haluk Maga ve ortağı İlker Ünal da tarihi yarımada için gönüllü çalışanlardan. Haluk Maga, 7 yıl önce üst düzey yöneticilik kariyerini (Microsoft Genel Müdürü) sonlandırarak kendine başka bir dünya kurmaya karar vermiş.
Yatırımlarını farklı işlere yönlendirmiş, onları geliştirmek için uğraşmış. Ancak restoran işi Haluk Maga’nın her zaman hobisiymiş. ‘Güzel yemeğe hayır diyemeyen’ Haluk Bey bir gün ortağı İlker Bey ile Eminönü’nde gezerken hepimizin çok iyi bildiği tarihi Sümerbank binasına gelince durup izlemiş, hikayesini öğrenmiş ve aşık olmuş! İki ortak ‘Mutlaka burada bir şey yapmalıyız’ diye düşünmeye başlamış. Sümerhan Lokantası fikri de işte tam bu noktada doğmuş. Çünkü ikisi de yeme- içme dünyasına çok meraklı olan ortaklar lokanta açmanın harika bir fikir olacağı konusunda birleşmişler...

Sümerbank çalışanlarının yemekhanesiydi

Eminönü Sirkeci’deki Sümerbank binası 1850’li yıllarda Şam, Bağdat, Beyrut ve İstanbul’un ilk büyük alışveriş merkezi olarak yapılmış. Cumhuriyet ilan edilene kadar sürekli ticarethane olarak kullanılmış. Cumhuriyetin kurulmasından sonra burada Sümerbank hizmet vermeye başlamış. Yine ticarethane olarak kullanılmaya devam edilmiş, çünkü alt katlarda Sümerbank’ın ürettiği malların satışı yapılıyormuş.
Bugün Sümerhan Lokantası ve âlâ cafe olarak hizmet veren yer de, uzun yıllar Sümerbank çalışanlarının yemekhanesi olarak kullanılmış. Sümerbank’ın özelleştirilmesiyle birlikte bina Kültür Bakanlığı’nın varlıkları arasına katılmış. Çivi bile çakmanın yasak olduğu birinci derece tarihi eser olan binada Sümerhan’ın üst katı da Anıtlar Kurulu!

Baklava Gaziantep’ten, zeytinyağı Ayvalık’tan

İşte böyle bir binada restoran açma düşünü kuran ortaklar Haluk Maga ve İlker Ünal’a bu aşamada eşleri Banu Maga ve Dilek Ünal da destek vermişler. Destek vermekten öte işe dahil olmuşlar... Binada altlı üstlü faaliyet gösteren Sümerhan Lokantası ve âlâ cafe’nin kuruluş aşamasından sonrasını Haluk Bey şöyle anlatıyor: “Biz burada iki aile ortağız. Evimizde ne pişiyorsa, ne yeniyorsa buraya gelen müşterilerimize onları ikram ediyoruz. Eti kendi evimize et aldığımız kasabımızdan özel olarak alıyoruz.
Manav, kendi evlerimize meyve- sebze aldığımız manav. Burada her şeyin en güzeli olsun istedik, misafirlerimize lezzetli bir şeyler yedirmek için uğraştık. Bu yüzden de zeytinyağını Ayvalık’tan, tereyağını Bursa’dan, baklavayı Gaziantep’ten İmam Çağdaş’tan günlük getirtiyoruz. Lokantada olduğumuz saatlerde biz de müşterilerimizin arasında yemek yiyoruz. Sümerhan’da yemeğinizi görerek alıyorsunuz. Sebze yemekleri, pilav, et yemeklerinden istediğinizi seçiyorsunuz.
Zeytinyağlılarımız hemen her gün değişiyor. Sabit kalan yemeklerimiz dışında yemekler mevsime göre farklılık gösteriyor. Pilav, et yemekleri, köfte çok seviliyor. Baklava ise buraya gelenlerin ilk tercihi. Sümerhan Lokantası’nı açalı 8 ay oldu ve biz müşterilerimizin her geçen gün biraz arttığını görüyoruz. Burada 11.30 itibariyle yemek servisine başlıyoruz, 16.00’da da kapatıyoruz. Her gün ilk gelen müşterilerimiz bu semtteki bankacılar, ardından alışveriş için civarda bulunanlar oluyor, ilerleyen saatlerde de buranın esnafı gelip yemek yiyor.”
Sümerhan’da fiyatlar yemeklerin kalitesine göre değerlendirildiğinde neredeyse bedava duygusu uyandırıyor. Banu Maga’ya “Bu akıllı bir iş mi?” diye sorduğumuzda eşinin hijyen ve kaliteli malzeme kullanımı konusundaki hassasiyetini anlatıyor, “Onun düşüncesi gelen müşterinin bizim evimize gelen misafirden farkı olmadığı ve aynı özenin gösterilmesinin şart olduğu.
Bu durum elbette kârlılık sürecini uzatacak, onun farkındayız ama önemli olan buranın kalıcı ve kaliteli bir yer olması” diyor. Bol yıldızlı lokantalarda tattığımız lezzetleri aratmayan çorbaların 3 TL, ana yemeklerin 6 ila 8 TL arasında, pilavın 4 TL (buhara pilavı özellikle harika!), dönerin 8.5 TL olarak fiyatlandırılmış olduğunu düşünürsek Sümerhan için İstanbul’un en iyi lokantası rahatlıkla diyebiliriz!

âlâ cafe’de aile sıcaklığı

âlâ cafe ise iki katlı mekanın alt katında kısa süre önce hizmet vermeye başladı. Yerli yabancı müşterinin yayılıp gazetekitap okuduğu, saatlerce oturup sohbet ettiği bu cafe’nin yiyecekleri Sümerhan’dan biraz daha farklı. Daha pratik ama aynı şekilde kaliteli- lezzetli yiyeceklerin sunulduğu mekana İstanbul’da bulunduğu süre boyunca her gün gelen turistler bile var...
Neredeyse bir aile atmosferinin hissedildiği Sümerhan ve âlâ cafe’nin en önemli siması ise kesinlikle Kerim Bey! Her müşteriyle evine ziyarete gelmiş biri gibi ilgilenen, tatlı dili ve kibarlığıyla herkesin kalbini fetheden Kerim Bey’siz burayı hayal bile etmek imkansız.
Neden söz ettiğimizi anlamak içinse mutlaka en kısa zamanda kendinize bir Eminönü turu planlayın ve yemek molasını Sümerhan’da verin! Artık pazar günleri de açık olan Mısır Çarşısı’na uğrayıp alış veriş yapmayı da sakın unutmayın!

Haber: Özgür Köylü
okoylu@posta.com.tr