İşte dizilerin fanatik analizi

Perşembe, 15 Nisan 2010 - 05:00

Hadi gelin bir kategori yazısı yazalım. Hatta birilerini kategorize edelim. Yedi yıldır ekranı yazıyorum. Geliyorlar gidiyorlar...

Kimi ekran içinde kimi ekran dışında hayatıma bir şekilde giren bir sürü kalabalık var. İnsan bir diziye baktığında sarraflığını konuşturabiliyor ama söz konusu insan olunca bir birikim lazım. Bende de birikmiş...

Şimdi size sizin içinizden birilerini anlatacağım. Böyle bir tanım çalışması ilk kez yapılacağı için kırmamın mümkün olduğu kalplerden özür diliyorum.

Unutulmaz (atv) fanatikleri: Bu grup unutmamaya güdümlü insan tiplerinin bir araya gelmesinden oluşuyor. Diziyi bırakın herhangi bir karaktere laf söylediğinizde dünyanın en kötü yazarı oluyorsunuz. Yazar deyince, edebiyatları berbat...

Aşk ve Ceza (atv) fanatikleri: Çok çabuk oluştular ama çok taraflılar. Ekseriyetle de Murat Yıldırım taraftarlarından oluşuyorlar. Nurgül Yeşilçay onlar için miyadını doldurmuş bir ihtiyar. Komik olan Nurgül’ün de bu gazla güzelliğini mahvetmesi...

Ezel (atv) fanatikleri: Belki de gördüğüm en teknik tiplerden oluşuyorlar. Televizyon endüstrisinin tam da göbeğine çadır kurmuş gibiler. Sektörel bir yanlış cümle, bir televizyon eleştirmeninin sonu olabilir onlar için. Sanıyorum Ramiz Dayı örgütlüyor hepsini...

Kurtlar Vadisi (Star TV) fanatikleri: Gramer ya da imla ile işleri hiç olmuyor. Bildiğin küfrü yapıştırıp kaçıyorlar. Geçmişte yazdığın iyi yazıları “ben kimin için yazmıştım” dedirtecek kadar özgüveni ile oynuyorlar insanın. Bazıları Polat’tan daha Polat...

Kavak Yelleri (Kanal D) fanatikleri: İzmir konusunda aşırı hassaslar. Dizide mesafelerin kısaltılmasına acayip bozuluyorlar. Ah bir de Aslı’nın kendini bozması çileden çıkarıyor onları...

Arka Sokaklar (Kanal D) fanatikleri: Her biri canlı bir MOBESE kamerası gibi tüm ayrıntıları kayıt altına alıp bizden önce onlar eleştiriyor diziyi. Ego sorunları yok. Eyvallahları da...

Kasaba (atv) fanatikleri: Yayından kalkan bir dizi için fazlasıyla aktivistler. Bu içtenliklerini ve elbette hırslarını politikada kullansalar Kasaba bir parti olup iktidara gelebilir...

Elbette bu dizilerle sınırlı değil fanatiklerle ilişkim. Yerim oldukça diğerlerine de göz kırpacağım. İzlemeye devam!

İfade nereye gitti?

Öyle üstünden geçiştirmeyelim. Her hafta biraz daha dikkat çekici hale gelen Aşk ve Ceza’da (atv) Nurgül Yeşilçay’ın değişimi gözden kaçacak cinsten değil... Geçen haftadan çok farklı bir yüzle çıktı izleyici karşısına Yasemin. Bildiğin botoks (iğneyle gerdirme işlemi) yaptırmış ve birkaç yaş gençleşmişti... Ya da harikalar yaratan bir makyözün tesviyesinden geçmişti; hangisi bilemiyorum? Gördüğüm şu ki, bu türden bir gençlik Yasemin’e çok da yaramadı. Mimikler kayboldu, göz yaşları mesela hiç de samimi durmadı... Benim de içinde olduğum bir kalabalık Nurgül’ü bunu yapmaya zorladı sanırım. Kendi adıma özür diliyorum...

Diğerine çalışın!

Arka Sıradakiler’de (Fox TV) iki ayrı aşk aynı dizide yol almaya çalışıyor. Biri Sibel ve İbo arasında yaşanan diğeri Oktay’la Gamze’nin uzadıkça uzayan aşkı... Tipler itibarıyla B şıkkındaki aşk senaristlerden torpilli. Oktay dizinin esas adamı olunca, öyle de olması çok doğal... Ama ne bileyim, bilgeliğin ışığında bakınca Sibel ve İbo daha sahici karakterler gibi geliyor bana. Aşkın imkansızlık içinde yaşananını sevdiğimden belki... Hani üçüncü bir göz olarak bu aşka senaristlerin biraz daha çaba sarf etmesini istesem kimse bozulmaz sanırım.

Herkesin bir telaşı var

TV8’de hafta içi her gün yayınlanan Nükhet Duru kuşağı hafta sonu bir güne indirildi. Kanal belli ki yeni bir atölye çalışması yapacak... Kanal D ile bağlarını koparan Seda Sayan ise Show TV’de yeni bir kuşağa başlıyor. Kanal belli ki izlenmesi azalan gündüz kuşağını kurtarma derdinde... KanalTürk çok ilginç bir hobi kuşağı hazırlığında. Kanal belli ki Telegol ve filmleriyle kemikleştirdiği izleyicisine yeni bir şey vaat etme derdinde... Flash TV’de her gün bir kuşak başlayıp bir kuşak bitiyor. Kanal belli ki bu kadar deneysel çalışmanın içinden hangisi bomba etkisi yapabilir merakı içinde... Anlayacağınız televizyonlar boş durmuyor. Ne diyelim; hayırlısı...

O kapaklar öldürüyor!

Bir izleyici olarak beni en çok bunaltan şey, reklam kuşaklarında bir biri ardına girip çıkan reklam kapakları... Yani kuşak nerede başlıyor nerede bitiyor belli değil. Bir televizyoncu olarak da bunun kaçınılmaz bir çıkış noktası olduğunu biliyorum ama... Kanallar mevcut kuşaklarla idare edemiyor, rekabetle düşen reklam fiyatları saniyeleri patlatıyor... Bu gidişle reklam izlemenin hiçbir albenisi kalmayacak. Ha, zaten yoktu ama hiç olmayacak... Bana göre RTÜK ve reklamcılar arasında beklenen uzlaşma bir an önce sağlanmalı...