İşte yeniden tutuklamanın gerekçeleri

Balyoz kapsamında 21 askerin yeniden tutuklanmasına yönelik kararın gerekçeleri açıklandı

İşte yeniden tutuklamanın gerekçeleri


19'u geçtimiz gün serbest bırakılan 21 şüpheli için bu defa "yakalama emri" çıkaran 12. Ceza Mahkemesi Heyeti oy birliğiyle aldığı kararın gerekçeleleri şöyle açıkladı:

- Hakim, yasa ile çerçevesi çizilmiş, takdir hakkını kullanılması şeklinde ortaya çıkan tutuklama ve tahliye kararlarında bu takdir hakkını sınırsız, sorumsuz ve keyfi kullanılamaz

- Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı

- Şüphelilerin lehine bir değişiklik yok

- Tahliye kararı usul ve yasaya aykırı

- Kuvvetli suç şüphesi var

‘Balyoz Darbe Planı’ soruşturması kapsamında tutuklu bulunan ve tahliye edilen Emekli orgeneral Çetin Doğan’ın da aralarında olduğu 19 kişi ile mahkeme sorgularının ardından serbest bırakılan Abdullah Dalay ve Yurdaer Olcan hakkında yakalama emri dün çıkmıştı.

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi, Hakim Oktay Kuban tarafından tahliye edilen emekli orgeneral Çetin Doğan’ın da aralarında olduğu 19 kişi ile tutuklanmaları talebiyle sevk edildikten sonra serbest bırakılan Korgeneral Yurdaer Olcan ve Tümgeneral Abdullah Dalay için yapılan itirazları değerlendirdi.

Mahkeme Başkanı Vedat Yılmazabdurrahmanoğlu ile üye hakimler Mehmet Karababa ve Mehmet Erdoğan tarafından oy birliğiyle verilen karar ile Emekli Orgeneral Çetin Doğan, Emekli Tuğgeneral Süha Tanyeri, Emekli Korgeneral Engin Alan, Tümamiral Ali Semih Çetin, Albay Ümit Özcan, emekli Albay Suat Aytın, emekli Tuğgeneral İzzet Ocak, emekli Albay Kubilay Aktaş, emekli Albay Bülent Tunçay, Albay Mustafa Önsel, Albay Abdullah Zafer Arısoy, Astsubay Musa Fariz, Yarbay Hanifi Yıldırım, Albay Recep Yıldız, Yarbay Ali Rıza Sözen, Albay Yüksel Gürcan, Albay Levent Çehreli, emekli Tümgeneral Bekir Memiş, Tümgeneral İhsan Balabanlı ile Tümgeneral Abdullah Dalay ve Korgeneral Yurdaer Olcan hakkında yakalama emri çıktı.

"TAKDİR HAKKINI KEYFİ KULLANAMAZ"

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi kararında, 1 Nisan’da Hakim Oktay Kuban'ın verdiği tahliye kararıyla ilgili olarak “Hakimin yasa ile çerçevesi çizilmiş, takdir hakkının kullanılması şeklinde ortaya çıkan tutuklama ve tahliye kararlarında bu takdir hakkı sınırsız, sorumsuz ve keyfi kullanılamaz" dedi.

"ANAYASANIN EŞİTLİK İLKESİNE AYKIRI"

İlk tutuklama kararından sonra itiraz üzerine üç kişilik hakimler heyeti tarafından denetlenen ve kesinleşen tutuklama kararlarından sonra CMK 104/1 maddesi uyarınca soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında tahliye talebinde bulunmanın mümkün olduğunu hatırlatan mahkeme, “Verilecek tahliye kararının hukuka, usule ve tutuklama tedbirinin ruhuna uygun olması için, tutuklama nedenlerinde şüpheliler lehine yeni olguların ortaya çıkması gerekir. Aksinin kabulü tutuklama tedbirinin amacına uygun düşmeyeceği gibi, ilk tutuklama kararından sonra itiraz üzerine üç kişilik hakimler heyeti tarafından denetimden geçen ve kesinleşen kararın bir gün sonrasında başka bir nöbetçi hakimlik kararıyla ortadan kaldırılması anlamına gelir ki, bu durumda hakimlik kararlarının üç kişilik heyetten oluşan ve denetim mercii olan heyet kararlarına üstünlüğü anlamına gelir. Bu da yasanın özüne ve hukukun ruhuna uygun düşmeyecektir. Aksinin kabulü, takdir hakkının kişilerin güç, nüfuz ve sosyal konumlarına göre kullanılması anlamına gelir, bu durum ise Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı ve takdir hakkının keyfiliği olarak algılanabilir" dedi.

"ŞÜPHELİLERİN LEHİNE BİR DEĞİŞİKLİK YOK"

Mahkeme, ilk tutuklama kararının İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi Nöbetçi Hakimliğince verildiğini ve bu karara yapılan itirazların aynı mahkeme heyetince reddedildiğine ve kesinleştiğine dikkat çekti. Verilen ve kesinleşen tutuklama kararlarından sonra tutuklama şartlarından şüpheliler lehine yeni olgular ve değişiklik bulunmadığının ifade edildiği kararda, “İlk tutuklama tarihinden bu yana, tutukluluk süresinde makul süre yönünden tartışmayı gerektirecek bir sürecin de bulunmadığı, şüphelilerin üzerine atılı eylemin CMK 100/3-a-11 maddesinde düzenlenen ‘Anayasal düzeni ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar’dan sayıldığı tüm evrak kapsamından açıkça anlaşılmaktadır" denildi.

"TAHLİYE KARARI USUL VE YASAYA AYKIRI"

Dosyada mevcut somut belge, bilgi, kayıt, ve bilirkişi raporları dikkate alındığında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterir olguların bulunduğuna dikkat çeken Mahkeme, nöbetçi hakim Oktay Kuban tarafından 1 Nisan 2010 tarihinde, dosyada somut olgular ile çelişen soyut gerekçeye dayalı tahliye kararının usul ve yasaya aykırı bulunduğunu belirtti. Bu nedenle mahkeme 19 şüpheli hakkındaki tahliye kararının kaldırdı ve şüpheliler hakkında yakalama emri çıkardı.

"KUVVETLİ SUÇ ŞÜPHESİ VAR"

“Balyoz Güvenlik Harekat Planı" soruşturması kapsamında ifade verdikten sonra tutuklanmaları talebiyle sevk edildikleri mahkemece serbest bırakılan Korgeneral Yurdaer Olcan ve Tümgeneral Abdullah Dalay hakkında da yakalama emri çıktı. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi Heyeti tarafından verilen kararda şüphelilerin üzerine atılı eylemin CMK 100/3 maddesinde sayılan “Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı işlenen suçlarödan olduğu belirtildi. Dosyada mevcut somut belge, bilgi, kayıt ve bilirkişi raporları dikkate alındığında kuvvetli şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunduğuna dikkat çeken Mahkeme, savcıların itirazını kabul etti. Mahkeme Dalay ve Olcan hakkında “Türkiye Cumhuriyet yürütme organını cebren ıskat ve vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs etmek" suçundan yakalama emri çıkardı. Mahkeme, Dalay ve Olcan’ın avukatlarının 7 gün içinde İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne itirazda bulunabileceklerini kaydetti.

"SERBEST BIRAKMA" GEREKÇELERİ ŞÖYLEYDİ:

12. Ağır Ceza Mahkemesinin üye hakimi Oktay Kuban 19 kişi için verdiği tahliye kararının gerekçeleri ise

1- Soruşturma dosyasındaki mevcut bilgi ve belgeler ile, şüphelilerin üzerine atılı suçun tarihi itibariyle yürürlükte bulunan yasadaki suça ilişkin kanuni unsurlar, şüphelilerin eylemlerinin bulunduğu aşama ve niteliği, haklarında kuvvetli suç şüphesi varlığını gösteren olguların bulunmaması,

2- Şüphelilere isnat edilen suç tarihinden sonraki eylemleri, şüphelilerin işleri, sabit ikametgah sahibi olmaları, toplumsal konumları birlikte değerlendirildiğinde, yasada örnek kabilinden sayılan tutuklama nedenlerinin şüpheliler yönünden söz konusu olmadığı, bu anlamda şüphelilerin kaçmaları, saklanmaları, delilleri gizleme, yok etme veya değiştirmeleri ya da mağdur, tanık veya başkaları üzerinde baskı girişiminde bulunmaları hususlarında somut hiçbir olgunun bulunmayışı

3- Aynı soruşturma kapsamında, aynı suçlardan ve aynı konumda başka bir kısım şüphelilerin Cumhuriyet savcılığı'nca tutuklanmaları talebiyle sorgu hakimliğine sevk edilmeden serbest bırakılmış olmaları, bir kısım şüphelilerin tahliye talebi üzerine hakimlikçe, bir kısım şüphelilerin ise itiraz üzerine mahkeme heyetlerince serbest bırakılmış olmaları,

4- Şüphelilere yüklenen eylemin hukuki vasfının da değişmesi ihtimali,

5- Şüphelilerin tutuksuz yargılanmalarının yargılamanın amacına ulaşmasına engel oluşturmaması ve tutuklamanın bir tedbir olma niteliği

Serpil KIRKESER / İstanbul - DHA

4