İsviçre Frangı'ndan sürpriz gelir mi?

Salı, 08 Haziran 2010 - 05:00

Geçen yılın sonlarında herkesin gözü ‘dolar’ın geleceğindeydi. Son 3 aydır ise ‘Ne olacak bu euronun hali’ sorusunun yanıtı aranıyor... Hatta İngiliz Telegraph gazetesinin anketinde, bazı ekonomistlerin, ‘5 yıl içinde euro ölür’ yorumunu bile okudum. 25 önemli ekonomistin katıldığı ankette, 12 ekonomist, böyle giderse, euronun mevcut parlamento dönemi içinde öleceğini ileri sürüyor. Bu ekonomistlerin tahmini doğru çıkar mı? Bunu zaman gösterecek. Ama Avrupa Birliği’nin (AB), en önemli projesi olan euronun ölmesine izin vereceğini beklemek, bana uzak bir olasılık olarak geliyor. Yine de endişelerin bir miktar daha devam edeceğini, euronun, başta dolar olmak üzere önemli para birimleri karşısında tarihi ‘düşük düzeylerini’ zorlayacağı bekleniyor.

Geçen hafta birlikte Kayseri’ye seyahat ettiğimiz Doğuş Holding’in başkanı Ferit Şahenk’e, euronun geleceği de soruldu. Ancak, tahmin ettiğiniz gibi, o da çok net yanıt vermekten kaçındı, bunun, yanıtı zor bir soru olduğunun altını çizdi. Fakat para birimleri söz konusu olduğunda Ferit Şahenk ilginç bir değerlendirme yaptı. “Ben İsviçre Frangı’ndan bir sürpriz bekliyorum” görüşünü ileri süren Şahenk, gerekçesini de şu sözlerle ortaya koydu: “İsviçre bankacılık sistemi, kriz öncesinde büyük sarsıntı geçirdi. Ancak, bankacılık sistemindeki önlemler ve düzenlemeler nedeniyle bu ülkeye güven giderek artıyor. Gelecekte İsviçre’ye güven daha da artabilir ve bu da İsviçre Frangı’nı daha da öne çıkarır. Bu para biriminin değerinde artış yaşanabilir.”

Bu sayfada euronun İsviçe Frangı ve dolar karşısındaki değerlerini, 1999 yılından bu yana gösteren bir tabloyu paylaşıyorum. Orada da dikkatinizi çekecektir. 2008 yılının ortalarında 1.62’lere kadar çıkan euro/İsviçre Frangı paritesi, 1.40’ın altına gerilemiş. euro/dolar paritesini ise uzun süredir izliyorsunuz. O da 1.50’lerin üzerinden, 1.19’lara kadar indi. Her ikisini de yakından izlemekte yarar var. Ancak, ‘sürpriz’ beklenen İsviçre Frangı’nı ben de takip edeceğim. Bakalım, bir sürpriz gerçekten gelecek mi?

Kriz endişelenmemekten çıktı

Milyarlarca dolarlık fonu yöneten Amerikalı Oaktree Capital’in CEO’su (üst yönetici) Howard Marks’ın bir analizini okudum. Dünyada yaşanan durumu anlamak ve geleceği tahmin etmek açısından, önemli bir değerlendirme olduğunu düşünüyorum. Yaşanan krizi, ‘Endişelenmeleri gerekenlerin, endişelenmemelerine’ bağlayan Marks, önümüzdeki dönem için 4 konuya odaklanmış. Kendisini ‘endişeye götüren’ bu konuları ise şöyle özetliyor:

1. Dünya ekonomileri, hükümetlerin canlandırma programlarına dayalı gidiyor. Ya bu politikalar geri çekilirse ne olacak?

2. Şu anda ekonomiler tamamen ‘düşük faize’ dayalı. Faizlerin normale dönmeye başlamasıyla ne olacak?

3. Ticari gayrimenkullerde hâlâ sorunlar var ve Amerika’da bankalar ellerinde çok fazla ticari mortgage (ipotekli konut kredisi) tutuyor.

4. Son 20 yılda ekonominin enerjisi, kazandığından fazla harcama yapan tüketicilerden geliyordu. Peki tüketiciler, geçmişteki davranışlarını gelecekte göstermezlerse ne olacak? Büyüme, önümüzdeki 5 yılda nereden gelecek?

Bu endişeleri paylaşan Howard Marks, geçmişte ‘risk duyarlı’ olunmadığı ve ‘endişelenilmediği’ için, sıkıntıların ortaya çıktığını söylüyor. O nedenle “Biraz endişeleniyorum” diyor. Yani ‘her şey bitti, rahat olalım’ havasına kapılmayın uyarısında bulunuyor.

Suyun görünmeyen yüzü!

İyi bir su içicisiyim... Günde 7-8 şişe su içtiğimi rahatlıkla söyleyebilirim. Masamdan eksik olmayan su şişeleri de bunu gösterir. Ancak, suyla ilgim, içtiğim suyla sınırlıdır. İşim nedeniyle bir miktar sektörü, önemli oyuncularını ve büyüme temposunu bilirim. Ancak, suyun içeriği, içindeki mineralleri hakkında fikrim yoktu.

‘Yoktu’ diyorum. Çünkü, artık bir miktar var. Geçen hafta içinde sohbet ettiğim Saka Su Genel Müdürü Suat Atalay, bu kritik içeceğin benim açımdan pek fazla bilmediğim yanları hakkında da bilgi verdi. Örneğin, ‘PH’ ve ‘kalsiyum’ oranlarına dikkat çekti. Doğal mineralli suların sağlık getirdiğinin, özellikle de sindirim sistemini desteklediğinin altını çizdi. Artık suyu içmeden, üstündeki değerlere bakıyor, gerekirse kendim için ideal olanı istiyorum.

Tahmin ettiğinizden büyük

Türkiye’de şişelenmiş su sektörünün geçmişi çok eski değil. 1980’lerde sadece lokanta ya da kafelerde camdan şişelerde su bulunurdu. Sonraki yıllarda pet şişeler ve yeni oyuncular ortaya çıkınca, sektörün büyüme dönemi de başlamış oldu. Şimdi vereceğim rakamlar, sektörün büyüklüğünü ve rekabetin ne kadar keskin olduğunu da gösteriyor zaten... Sektörde 246 şirket var. Bunun 200’ü sadece damacana, 46’sı ise damacana ve pet şişe üretiyor. 12 şirket ise sektörün lokomotifi durumunda...

Pet su daha hızlı!

2009 sonu itibarıyla sektörün büyüklüğü 9 milyar litreye, cirosu ise 3.1 milyar liraya ulaştı. 80 bin kişiye iş sağlıyor. Geçen yıl damacana yüzde 2, pet şişe ise yüzde 8 oranında büyüdü. Damacanadaki büyümede tempo düşüş eğiliminde... 2008’de yüzde 15, 2009’da yüzde 10 olan yıllık büyüme, yüzde 3’lere düşmüş durumda... Pet şişede ise yüzde 15’ler oranındaki büyümenin devam edeceği tahmin ediliyor. Her sektörde olduğu gibi suda da rekabet 5 büyük marka arasında geçiyor ve şu anda rekabeti ‘fiyat’ sürüklüyor... İleride nasıl olacak? Onu biraz da sudaki büyükler belirleyecek.