IV. Osman malum cinayetle başladı!

Perşembe, 08 Ekim 2009 - 05:00

Yanlış hatırlamıyorsam, 1.5 yıllık bir çalışmanın meyvesiydi; IV:Osman. Fakat ilk bölümden Münevver Karabulut cinayetiyle hayatımıza girdi önceki akşam...
Benim bir önceki meraklı halimle kanalları şaşırdığım dizi STV’nin malıymış meğer. Kanalın diğer dizileriyle ışık, müzik ve çekim açılarıyla bütünlük içinde yürüdü yolunda...
Kendi adıma eğlenceli buldum. Ama ne bileyim, fragmanı ve jeneriğiyle daha iddialı bir şeyler bekliyordum.
Reha Özcan’ın canlandırdığı Osman karakterinden, bizim Son Osmanlı Kenan İmirzalıoğlu ağırlığını bekliyordum açıkçası.
Ama dizinin komedi ağırlıklı olmasından kaynaklanan bir hafiflik vardı Osman amirde...
Birbirini çok da anlamayan iki polis memurunun ortaklığından doğan durum komedisi üzerine yoğunlaştı.
Osman, çok fazla Osmanlıca konuştuğu için elde bir lügat şarttı...
Yıldırım ise genç bir polis memuru için fazladan yapmacıktı. Bunlar elbette düzelebilir işler. Bir de mizah anlayışı böyle giderse, dizi kendi bombasını patlatır...
Mesela iki polis konuşuyor; Biri “Cinayet mi?” diye soruyor, öbürü evet minvalinde yanıtlıyor. Beriki biraz saçmalayıp “Katil kim?” diye sorunca, yanıt yapışıveriyor “İstanbul’da yaşayan 15 milyon kişiden biri”.
Evet, sanki dizi tutacak gibi!

Bu haftanın karakteri Domuşuk’tu!

Geniş Aile’den (Kanal D) vazgeçmek mümkün değil. Salı gecelerinin “sosyal hayatı iptal nedeni” oldu artık... Dizinin diyaloglarından her bölüm bir mizah dergisi çıkabilir başlı başına. Özellikle de Cevahir’in Şükufe, Bilal ve Ulvi üçgenindeki sıfat tamlamaları hakikaten bomba gibi...
Her bölümde biri sivrilecek iddiam vardı. Bu bölümde Domuşuk Sevim (Yeşim Ceren Bozoğlu) karakteri patladı... Eli coplu güvenlikçi Sevim, tek yumurta ikizi karakterinde Sezen Aksu’yu canlandırdı resmen. Dudaklar, R harfindeki yutkunmalar ve diyaloglarıyla Minik Serçe’nin en başarılı taklidini koydu ortaya.
Bravo... Bu arada Ulvi’nin Sevim’in ikiz kardeşi olduğunu bilmeyip, çift karakterli sandığı sevgilisi için sarf ettiği “Çift hatlı telefon gibi bir sevgilim var” demesi, unutulmaz replikler tarihine geçti. Mutlu izledim, mutlu etti ve öyle de bitti dizi!

Bir aile daha gitti!

Ailelerden gitmişken, Pınar Altuğ’un rekabette bir tarafı kaybettiğini üzülerek not düşüyorum. Aile Saadeti’nden sonra Aile Reisi de reyting kurbanı oldu...
Star’da yazın hızlı başlayıp, kemik bir izleyiciyi yakalayan dizi sona doğru yalpalamaya başlayınca yayından kalktı. Mesele daha çok senaristler etrafında kilitlenmiş duyduğuma göre. Hikayeyi kilitlemişler...
Benzer bir son, söylemeye dilim varmıyor ama Son Bahar’ı da bekliyor sanki. Dizi giderek irtifa kaybediyor. Bu bahar galiba son baharı olacak dizinin!

Geri istiyorum!

Canım Ailem’de (atv) en önce evlenecek dediğim Feride resmen evde kaldı. Bu halinin acısıyla dinlediği Makber şarkısı yüreğimi burdu önceki akşam...
Dizi gerçek bir izdivaç programına döndü bir yandan da.
Herkese bir mutlu son kaftanı biçmekle uğraşıyor senaristler. Ve mutlu sonlar hep evliliğe çıkıyor...
Zuhal Topal, Esra Erol, Yasemin Bozkurt, Uğur Arslan bir yerinden rahatlıkla dahil olabilir kadroya bu yüzden...
Ayrıca hikayenin sakız olmasıyla stratejik konumunu yitiren dizi reytinglerde de kayba uğradı. Bana kalırsa bir an önce elden geçirilmesi gerekiyor...
İçimizdeki komik hüzünleri en iyi dillendiren Canım Ailem’e geri dönülmesi şart. Aksi halde Meliha’nın başındaki peruk gibi sakil duracak hayatımızda...

Erkekler için 3G
Hayatımızda önemli bir yeri oldu 3G teknolojisinin. Ama meselenin geyik boyutunu en iyi Cevahir (Geniş Aile/Kanal D) koydu ortaya...
Kadınlar için 3G’nin tarifini; “Genç kızların geceleri sokakta ne işi var?” şeklinde yaptı. Tek G ile güldüm...
Sahi erkekleri tarif etmek gerekse 3G teknolojisiyle, ihtimal fanteziler nasıl dönerdi acaba? Mesela henüz üç gün önce yaşanan popüler bir kaçamakta yakalanma hikayesinden hareketle “Geceleri Gezen Gafil avlanır” olur muydu?

1 YILDA 600 FİLM
D- Smart’tan bir rekor denemesi var sırada. Bir yıl içinde 600 Türk filmini HD kalitesiyle yayınlamayı planlamışlar Sinema TV HD kanalında... 24 saat kesintisiz gidilirse, böyle bir rekor mümkün gibi görünüyor.
Bu arada bilmeyenler için bir not; HD, Yüksek Çözünürlük anlamına geliyor dilimizde...
Bir filmi beş kat yüksek kaliteyle izlemeye deniyor kısacası!