Oral Çalışlar

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170725.png

JİTEMcilerin merhemi olsa...

Çarşamba, 28 Eylül 2016 - 16:00

15Temmuz'un ardından bazı darbeci askerlerden, şöyle bir itiraf geldi: "Erdoğan'a o kadar çok öfkelenen vardı ki, onların bir kısmının bizim arkamızdan geleceklerini bekliyorduk." Bekledikleri olmadı. Bunca siyasi kamplaşmaya rağmen, toplumun çok büyük çoğunluğu, (askerler, muhalefet partileri, medya vb.) darbeye karşı birlik oldu. Kamplaşmadan pay almak isteyenlerin hesapları, büyük çoğunluğun sağduyusu sayesinde boşa çıktı.

“Yenikapı ruhu”

Darbeden alındığını düşündüğüm en önemli derslerden biri, toplumun içine çatışmacılığın sokulmaması. Siyasiler bu gerçeği, yaşanan felaketi görerek anladılar. "Yenikapı ruhu" dediğimiz şey, işte bu dersin sonucu. Bölünen toplumu, çatıştırmak ve bir gerilim girdabına sokmak kolaydır. Son dönemde, darbe girişiminin yarattığı toplumsal zeminde, "bölünme avcıları"nın yeniden sahneye çıktığını görüyoruz. İçe kapanmacı, herkesi düşman gören "Avrasyacı" çizgi yeniden itibar görmeye başladı. Türkiye'yi “Batı ittifakı” çerçevesinden çıkartma romantizmine yatkın olan bu çizginin, iç çatışmayı da körüklediğini görebiliyoruz.

Batıyı eleştirmek mi, düşmanlaştırmak mı?

Batı'ya ve ABD'ye, 15 Temmuz sonrası tavırları ve Suriye'de izledikleri siyaset nedeniyle yapılan eleştiriler tamamen haklı eleştiriler... Başta Cumhurbaşkanı olmak üzere, gerçekçi bir zemin üzerinde duran siyasetçiler, bu eleştirileri, “düşmanlaştırma” boyutuna taşımamaya özen gösteriyor... Cerablus harekatı ve devamında; Türkiye, ısrarla, ABD'nin desteğini istedi. Washington'u PYD konusunda ikna etmeye çalışıyor. Ortadoğu'da süper güçler çarpışıyor. Türkiye, aynı anda birçok kutbu karşısına alırsa, nasıl hareket edebilir? Rus uçağının düşürülmesinden sonra, Ankara'nın elinin kolunun bağladığını gördük.

Macera

"Herkes düşman, her yer düşman" zihniyetinden üreyen şeyin, “Avrasyacılık” olması, sağlıklı değil. Dış siyasetin de, iç siyasetin de, maceralar ve sloganlarla yürütülmesi mümkün değil. Hele de şu koşullarda, iç ve dış düşmanı çoğaltıcı değil azaltıcı bir anlayışa ihtiyaç var. JİTEMcilerin, fanatik Avrasyacılığın, batı düşmanı slogancılığın bir hayrı olsaydı; 1990'lar Türkiye'sinde izlenen çizginin, 28 Şubat'taki bağnazlığın bu memlekete bir hayrı olurdu. Toplum onlara hiç bir dönemde itibar etmedi. Umarım onları bir şey sananlar da yanıldıklarını anlarlar.