Kaç Arda kaç (2)

Çarşamba, 24 Şubat 2010 - 05:00

süre önce sana bu şekilde seslenmekte ne kadar haklı olduğumu... Senin bu ülkeye, bu topluma fazla geldiğini söylemekte bir beis görmememin çok sayıda sebebi olduğuna pazar günü BJK İnönü Stadı’nda bir kez daha şahit olduk. Orada senin namusuna dil uzatan o zavallı güruhun önüne bundan sonraki sezonlarda bir kez daha çıkmanın artık manası yok. Git yüreğinin götürdüğü yerlere. İnsanca yaşayabileceğin, insanca muamele görebileceğin; emeğine, futboluna, kişiliğine, eşine, dostuna saygı duyacak uygar toplumlar kucağını açmış seni bekliyor. Durma buralarda. Bu sezon, senin Türkiye’deki son sezonun olsun. Zira, burada geçireceğin her günün, ömür törpün olacaktır.

Bu vahşilerin arasında daha fazla kalamazsın. Vandalların, bedenini, ruhunu lime lime etmek için hep tetikte olacaklarını biliyorsun. Bugün İnönü’de, yarın başka statlarda... Hep tacize uğrayacaksın. Küfür yiyeceksin. Sadece seninle de yetinmeyeceklerini gördün artık. Seni hep üzecekler, ağlatacaklar, kalbini kıracaklar. Bu ülkenin kaba gerçeği bu. O yüzden sana buralarda hayat yok. Vakit varken, yaşanacak hayatın ve hakkın olan huzurun seni bir yerlerde bekliyorken topla pılını pırtını, uzaklaş bu ait olmadığın çorak topraklardan. Biliyorum, bu kaçış sevenlerini çok üzer.

Lakin, bana kalırsa burada sana yapılanların sevenlerini daha fazla üzmesi gerekir. Nihayetinde onlar da seni anlayacaktır. Kalpleri hep seninle beraber olacaktır, senin için çarpacaktır. Senin başarınla gururlanacaktır hepsi. Bu nedenle vardığın yerde kendini asla yalnız hissetmeyeceksin. Sonra yalnızlık dediğin ne ki! Bir tutam gönül kırıklığı değil mi? Fazla söze gerek yok. Vur sırtına kederini, al başını git. Biz razıyız seni uzaktan sevmeye... Yeter ki kendini daha fazla dövdürme buralarda. Git artık git!