Kaç defter bitti sensiz

“Nâzım Hikmet’in Cep Defterlerinde Kavga, Aşk ev Şiir Notları (1937-1942)”, Yapı Kredi Yayınları’nın 5000. kitabı olarak yayımlandı. Her defter başka bir zamanın anısını ve kalp ağrısını içeriyor haliyle

10 Şubat 2018, Cumartesi 05:00
A A
C. Hakkı ZARİÇ
chzaric@gmail.com


Soyadı Kanunu 1934 yılında çıkarıldığında “Her Türk’ün öz adından başka soyadını da taşıması” mecburi kılındı. “Soy sop” işlerinde olmayı aklından geçirmeyen, “hesap, nesep, kan” çağrışımlarından uzak duran Nâzım Hikmet soyadı almamakta ayak direyince, Piraye’ye kaldı bu iş. Anlamı ya da çağrışımı olmayan bir sözcük seçti soyadı için Piraye. Defterlerine nicedir adını ya da adının baş harfini yazdığı Piraye’nin yanına soyadını da yazacaktı artık Nâzım: Ran.

Memleketin hapishanelerinde ve ranzalarında yatıp avlularında görüşçü bekleyen şairin defterleri gün yüzüne çıktı nihayet. Evvel zamanda sergilerde görmüşlüğümüz vardı kimi sayfalarını. Bitimsiz ve destansı bir aşkın öznesi Piraye’nin koleksiyonundan defterler. Aşk var sayfalar arasında, içerideki şairin alacaklarını hesaplayıp ailesi için yapabileceklerine dair ayrıntılar. Mahkeme günleri, tahliye ümidi, gitmekle kalmak arasındaki çelişkiler…

ALTI DEFTERE SIĞMAYAN HAYAT

Altı defter boyunca zamanı, aşkı, kavgayı ve hayata kafa tutmayı not almış, çizmiş, karalamış, öfkelenmiş, yalnızlık çekmiş şair. İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa hapishanelerinde sırdaş olmuş defterler Nâzım’a. Eski Türkçeyle de yazılmış sayfalar var Latin alfabesiyle yazılmış sayfalar da.

“Nâzım Hikmet’in Cep Defterlerinde Kavga, Aşk ev Şiir Notları (1937-1942)”, Yapı Kredi Yayınları’nın 5000. kitabı olarak yayımlandı. Her defter başka bir zamanın anısını ve kalp ağrısını içeriyor haliyle. Kimi zaman coşkulu, kimi zaman geberesiye kederli sayfalar. Yanı sıra Handan Durgu bir de Zeyl yazmış defterler için.

Mahkemeler ve hapishaneler, yolculuklar ve bekleyişler, umut ve açlık, açlık grevi ve umut, alacakları ve arkadaşları şairin. Aşk dolu bir şairin defterleri; bazen hücrede, bazen gün ışığına şaşırarak. “Bugün Pazar” dizesiyle başlayan o şiire ve daha nice ayrıntıya tanık olmanın şöleni defterler.

Meselenin “esir düşmekte değil teslim olmamakta” gelip kilitlendiği gerçeği, kaldığı koğuşun krokisi ya da savaş yıllarında tutsak olmanın ve bir şey yapamamanın yağmasına tanık oluyoruz defterden deftere geçtikçe. Bir zamanın kronolojisi olarak da okunabilir sayfalar. Boşluklar yanıltmasın, susmanın da bir erdemi ve boşluğu var elbet.

MEMLEKETE YENİDEN BAKMAK İÇİN

Memleket sevdası ve özgürlük tutkunu Nâzım Hikmet’in bir dünya şairi olduğunu kim inkâr edebilir. Yüzümüz ve sözcüklerimiz, sevdalısı olduğumuz mahpus adam, Bursa Kalesi’ne kadar biriktirdikleri ve sonrasını işlemiş defterlerine. Tasarımı Mehmet Ulusel’e ait defterlerin.

Bakıp şaşırmak, derin nefes almak, iç çekmek, dünyaya dair söyleyeceklerini tekrar etmek, uzaklara bakıp şiir okumak için… Bir döneme, bir aşka, davaya, kavgaya ve özgürlüğe dair tutkuya tanık olmak için… Şairin kalbinde büyüyen insan manzaralarına ve memlekete yeniden bakmak için defterler. Tekmili birden…

Nazım’ın Cep Defterlerinde Kavga, Aşk ve Şiir Notları
Kolektif
Yapı Kredi Yayınları
1064 sayfa

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;