'Kaderin tecellisi'

İstanbul Güngören'de Suna Yontar ve oğlu Murat Yontar'a çarpıp ölümüne neden olan ve kaza yerinden kaçan minibüs şoförü Nurettin Fatih Gülen'in yargılandığı davaya başlandı. Gülen duruşmada 'Kazanın tamamen kaderin tecellisi olduğunu düşünüyorum' dedi

'Kaderin tecellisi'

Güngören’de 28 Temmuz 2014 tarihinde meydana gelen kazada, minibüsün altında kalan Suna Yontar (57) ve oğlu Murat Yontar (37) hayatını kaybetmiş, olay yerinden kaçan minibüs şoförü Nurettin Fatih Gülen 11 Aralık 2014 tarihinde yakalanarak tutuklanmıştı.

Kazayla ilgili dava Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Davanın ilk duruşmasına "Taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan 3 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle tutuklu yargılanan Nurettin Fatih Gülen ile müştekiler Vedat Yontar ve oğlu Engin Yontar katıldı.

İki aydır tutuklu bulunan sanık Nurettin Fatih Gülen, aracın rotunun kopması sonucu kazanın meydana geldiğini belirterek, "Kazanın tamamen kaderin tecellisi olduğunu düşünüyorum" dedi.

'OCAĞIMI SÖNDÜRDÜ'

Kazada 37 yıllık eşi ve büyük oğlunu kaybeden Vedat Yontar, eşinin kazada kanlanan çantasını heyete göstererek, "Eşimin kanlı çantası hala duruyor. Ben oğlum Engin’le yalnız kaldım. Kader diyor, böyle kader olur mu? Benim ocağımı söndürdü, yuvamı yıktı" dedi.

Duruşma salonunda bulunan Engin Yontar, babası Vedat Yontar’ın konuşması biter bitmez sanığa doğru hamle yaparak koştu ancak güvenlik güçlerinin müdahalesi ile amacına ulaşamadı. Engin Yontar, mahkeme başkanının talimatı ile duruşmadan çıkarıldı.

TANIK: ÇOK HIZLIYDI

Görgü tanığı Dursun Ayvazoğlu, kaza yapan minibüsün çok süratli olduğunu belirterek, "Hızlı olduğu için karşıya geçmedim, yoksa beni de ezecekti. Sonra hızlı bir şekilde sola kırdı. Önce bir arabaya vurdu, sonra bir kadına vurdu attı. Adamı da altına aldı. Arkadan gelen bir minibüs şoförü kazayı yapan şoföre yardımcı oldu; ‘kaç’ dedi" diye konuştu.

Minibüs şoförü olduğunu söyleyen tanıklardan Mahmut Kesgin ise kaza yapan aracın arızalı olduğunu bilmediklerini belirterek, "Sabah şoför arkadaşlar aracın başına toplanmışlar. Aracın altına yatıp rot kolunu sıkıştırmaya çalışmışlar" dedi.

Mahkeme, minibüs üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar vererek duruşmayı erteledi.

Duruşmadan sonra DHA’ya açıklama yapan Vedat Yontar, şoförü ilk defa gördüğünü belirterek, "Şoförü ilk defa görüyorum. Nefret ve kin duygusunu şu anda içimde taşımaktayım. Ben isterim ki büyük bir ceza alsın, vicdan azabından kurtulmasın" diye konuştu.

'EĞER BEN ÖLÜRSEM...'

Haberin devamı için ikinci sayfaya geçiniz

Eşinin çok duygusal bir kişi olduğunu belirten Yontar, eşinin ölümünden 6.5 yıl önce oğullarına hitaben yazdığı vasiyetname gibi bir mektup bulduğunu belirtti. Mahkemede okumasına izin verilmeyen mektubu basın mensuplarına okuyan Vedat Yontar, "Mektupta, oğlum Engin’in abisine sahip çıkmasını istiyor. Çok yaşamayacağını söylüyor. 'Eğer ben ölürsem beni lütfen annemin yanına gömün ve babanızı da benim yanıma gömün' diye bir nevi vasiyet türünde yazmış" dedi.

Suna Yontar tarafından kaleme alınan o mektup:

'OLUR DA BİR GÜN ANSIZIN ARANIZDAN AYRILIRSAM...'

"Hayata, yaşama, ayakta durmamın tek sebebi olan yavrularıma, benim artık annem de yok, babamı daha önce kaybettiğim için ne babam var ne de annem. Allah’ın bana bahşettiği nefesim bitene kadar ki şükürler olsun onlar (annem-babam) bende yaşayacak. Taa ki ben yanlarına gidene dek. Eninde sonunda hepimizin gideceği yer ak yolu ama Rabbim benim ömrümden alsın sizlere ömür versin. Çoook uzun yaşayın çocuklarım inşallah. Ben rahatsızım, bunu biliyorsunuz. Tansiyon var, kalp var. Olur da bir gün ansızın aranızdan ayrılırsam Engin’im, özellikle senden bunu istiyorum Murat’ıma sahip çık. Oğlum, ikinizden sadece birbirinize sahip çıkmanızı, çok güzel geçinmenizi, birbirinizden hiç ayrılmamanızı çok istiyorum. Çok mutlu olun. Önünüz hep aydınlık olsun. Hiçbir dert size yaklaşmasın. Sağlıklı sıhhatli ömrünüz olsun. Hep bunu istiyorum. Huzurlu mutlu yaşayın.

Bir de babandan evvel ben ölürsem, bu belli olmaz, babanıza sahip çıkın. Her ne kadar hataları olsa da o sizin babanız. Ne olur onu köşeye atmayın. O zaten ben olmadan kolu kanadı kırılır, ben onu bilirim, bensiz bir şey yapamaz. Fazla bir şey istemiyorum sizden. Sadece bundan sonra birbirinizi dağıtmayın. Kenetlenin gözüm arkada kalmasın. Zaten ben her şeyi görürüm ama yanınıza gelemem. Yavrularım, sizlere çok güveniyorum. Yavrularım, sizleri çok ama çok seviyorum, bunu sakın unutmayın, ağlamayın. Annelerin en çok istediği şey evlatlarının sağlığı ve mutluluğu. Ben hep bunu istedim, istiyorum. Beni unutmayın.

Size bir de şunu vasiyet ediyorum. Beni hep ziyarete gelin. Ben sizi görmeden azap duyarım. Mümkünse köye gömün beni ama gidip gelmek zor olursa, istediğiniz yakın bir yer olursa o da olur. Hiç zorlanmayın bunun için ama yanımda babanıza da yer ayırın. O da yanımda olsun, babanız yanımda olmazsa çok korkarım. Olur mu tatlı çocuklarım. Allah'a emanet olun. Sizleri önce birbirinize sonra Allah'a emanet ettim. Hakkınızı helal edin. Benden yana bin kere helal olsun analık hakkım. Sizi seviyorum."

DHA

 

 

2