Kadın oyuncular arasında fark var!

a
a
Pazar, 18 Nisan 2010 - 05:00

Beren Saat’i Tuba Büyüküstün’den daha başarılı buluyorum çünkü Türk kadınının inceden haset ettiği adresi değiştirdi...
Tuba Büyüküstün’ü Nurgül Yeşilçay’dan daha başarılı buluyorum çünkü magazin medyasının odağının kaymasına neden oldu...
Nurgül Yeşilçay’ı Cansu Dere’den daha başarılı buluyorum çünkü fanatikleriyle arasını samimi tutarak gönüllü bir avukat ordusuyla paralel yürüyüşünü sürdürüyor...
Cansu Dere’yi Vildan Atasever’den daha başarılı buluyorum çünkü oyunculukta Altın Portakal desteği olmamasına rağmen zor sarsılır bir yer edindi...
Vildan Atasever’i Fahriye Evcen’den daha başarılı buluyorum çünkü magazin sicili daha zayıf olmasına rağmen objektiflerdeki etkinliği çok daha üstün...
Fahriye Evcen’i Özlem Yılmaz’dan daha başarılı buluyorum çünkü iki oyuncunun da eş zamanlı girdikleri kariyerlerinde unutulmaz olan Fahriye Evcen oldu...
Özlem Yılmaz’ı Pelin Karahan’dan daha başarılı buluyorum çünkü geleneklere aykırı iki dizi tipinden eğilip bükülmeyenine samimiyetle hayat verdi...
Pelin Karahan’ı Hazal Kaya’dan daha başarılı buluyorum çünkü kalabalıkları fan siteleriyle filan değil oyunculuğuyla meşgul ediyor...
Hazal Kaya’yı Beren Saat’ten daha başarılı buluyorum çünkü bir ekran aşkı bile olsa Behlül’ü Bihter’den daha çok sevdiğine inandırdı kitleleri.
Aşka yani, ihtirasa değil!

Teoride tamam ama...
XX Small (Star TV) çok sağlam bir tanıtım furyasından sonra önceki akşam girdi ekran içindeki hayatımıza. Fikir olarak muhteşem ve elbette ilk olduğunu daha önce bu köşeden okudunuz. Peki ya teorik olarak?..
Birkaç sorun var. En önemlisi, genellikle birden fazla dizisi yayında olan yapımcılarda görülen işlerin birbirini hatırlatması sorunu...
Yapım şirketi Endemol Türkiye, Fear Factor ve Wipe Out gibi yarışmalarında yaptığı kurgusal mizahı XX Small’da da hayata geçirmiş. Ama kendinden öncekilere oranla çok cılız kalmış burada gülmece...
Sezai Aydın ustanın çizgi filmlerden aşina olduğumuz eğlendirici sesi yarışmada vurgusuz, espri tonlamasını kaçıran bir sayıklama hissi yaratıyor kulakta. Orhan Ayhan’ı mumla aratır cinsten bir anlatımı var ustamızın...
Bir de özellikle yarışmacı ailelerle konuşulan sahnelerde diyalogların uzaması ritim duygusundan kopmasına neden oluyor insanın...
Birkaç sözüm daha var. Ama ilk bölümün günahı olmaz. Hele ki iş, emeğin büyüklüğünü gösteriyorsa, günahsız bile sayılır. Hayırlısı olsun!

Özal dosyası yeniden açılsın...
TRT Haber’in dikkat çeken işlerinden biri Büyük Takip. Buraya not düştüğüme göre, belki de en dikkat çekeni.
Ömer Özkök sunuyor. Muhteşem sesini haber dinleyicileri hatırlar. Geç kaldı ama sonunda çıktı ekrana Ömer; iyi de yaptı...
Üstelik altı dolu bir programla yaptı çıkışını. Son olarak merhum Turgut Özal dosyasının kapağını kaldırdı Büyük Takip. Ve akılları karıştırdı hemen...
Özal için öldürüldü iddiası yine dile getirildi.
Neden birileri harekete geçmiyor merak içindeyim? Dilerim bunun da takibinde olur Ömer ve arkadaşları...

Masa da şad oldu ha!
Gönülçelen (atv) sanırım istemeyerek de olsa büyük bir iyilik yaptı izleyiciye. Yıllar önce sonsuza yürüyen büyük usta Edip Cansever’in Masa (Masa da masaymış ha) şiirini Hasret (Tuba Büyüküstün) kızımıza okuttu...
Her ne kadar Hasret şiiri diksiyon öğrenme sevdasına katletmiş bile olsa, büyük şaire yapılan bu göz kırpma benim gibi şiir aşıklarını coşturdu. Helal olsun diyelim...
Bir dahaki sefer olursa da kafadan isteğimizi not düşelim. Can Yücel ustamızdan geliyor; Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim...

İşteMuzaffer Ağa’nın katili!
Hanımın Çiftliği (Kanal D) önceki akşam izleyiciyi dipsiz bir kuşku denizine soktu. Hatta bir ara neredeyse modern eylem/plan soruşturmalarını getirdi akla...
Dizide herkes potansiyel katil zanlısı muamelesi gördü ve dönemin nezarethanelerinin bu kadar çok gözaltı kaldıramayacağını düşündüm bir an...
Herkesin aklında aynı soru; Muzaffer Ağa’yı kim öldürdü? Orhan Kemal’in roman üçlemesinde katil ortada. Habib karakteri...
O kim mi? Onu da sen bul benim güzel izleyicim, her şeyi dönemin jandarmasından bekleme!