Kadınların yaşlılıkta eşe ihtiyacı yok!

Kuruçeşme'de dünya ünlülerini ağırlayan Les Ottomanss'ın sahibesi Ahu Aysal içini Oya Germen'e döktü

Pazar, 29 Ağustos 2010 - 05:00

Kadınların yaşlılıkta eşe ihtiyacı yok!

Oya GERMEN

[email protected]

Boğaz’ın incisi diyebileceğim, her gittiğimde hayranlığımın bir kat daha arttığı, inanılmayacak kadar muhteşem güzellikte bir butik otel: Les Ottomanss... Yaratıcı gücü ve girişimci ruhu çok yüksek olan, muhteşem bir kadının eseri: Ahu Aysal. O, bugüne kadar tanıdığım, kendini fevkalade değerlerle yetiştirdiğini bildiğim, çok özel insanlardan biri.

Dost canlısı, samimi, açık, her konuda gayet net bir şekilde fikrini söyleyebilen, hayatı ve herkesi olduğu gibi kabul etmeyi başarabilecek kadar olgun. İçindeki sevgi ve enerji öylesine yoğun ki; etki alanına giriyor ve rahatlıyorsunuz.

Onunla; kadını ve hayatı ilgilendiren her konuda sohbet ettik. İş hayatından, boşanmış ve yalnız bir kadının hayatla mücadelesine, anne kız ilişkisinden güzelliğe, estetiğe varıncaya kadar her şeyi... Keyifle okuyacaksınız...

Yılın kadın girişimcisi ödülünü aldıktan sonra, olmayacak bir rüya gerçekleştirdiğini söylemiştin, neydi bu rüya ve nasıl gerçekleşti?

1985’ten beri otelcilikle meşgulüm. Otellerim Antalya’daydı ama hayallerimde bir otel yapmak vardı. Öyle bir otel ki; çok farklı özellikleri olan, butik bir otel olmalıydı. Ben bu oteli dünyada tanıtmalıydım. Hayalim, idealim, gerçekleşmesini istediğim rüyamdı bu benim. Allah’a bin şükür ki, nasip etti bana. Kuruçeşme’de bu araziyi görünce, yüreğim havalara uçtu sanki. Rüyalarımı gerçekleştireceğime inandığım bu yerde inşaata başladım. Mimarlarım trendy otel olsun istediler, ben ‘Hayır’ dedim, “Benim rüyam bu değil, unuttuklarımızı yeniden yaşayabilmek!” Bu nasıl olacak, Les Ottomans adı altında eskiden kullanılan şeylerin hepsini yeniden var etmek istedim. Burada eskiden Muhsinzade Paşa oturmuş. Araştırdım, ondan kalmış bir iki tane elbise, nalın, hatta mutfak masraf listesini buldum, onları da buraya koyarak bir müze haline getirdim. Eskileri hatırlayıp yerinde tutmak, yenileri de onlara ilave etmek. Benim anladığım kültür eskileri unutmak değil. Hiçbir otelde olmayacak şeyleri getirdim.

Örnek vermeni rica etsem...

Burada her şey satın alınabilir. İsterse yatağını bile alıp götürebilir, yerine başka yatak konulur. Böyle bir konsept yaptım. Biliyorsun feng shui diye bir eski Çin filozofisi var. Onu buraya tatbik ettim. Dünyaca meşhur birkaç master’dan birini davet ettim, burada bir duayla çiçekler attık denize. Çok özel şeyler koydum, mesela otele konuk geldiği zaman, hemen onun adına, deri bir kart bastırıyorum. Bu kartta, hem odaya verilen sultanın ismi var, hem de adres. Herhangi bir alışveriş yaptığında, kartını çıkarıyor, buraya gönderiyorlar. Böyle güzellikler hep kafamda, rüyamda olan şeylerdi ve gerçekleşti.

Dikkatimi çeken bir sözün vardı, “Yarım gün için bile erkek olmam!” demiştin. Niye?

Kesinlikle erkek olmak istemem. Yarım saat için bile olsa... Bir kere kadın çok hassas, kadın çok becerikli. Bunu tabiat ona vermiş. Bütün canlılarda aynı olan bir şey var, erkek avcı. Avı bittikten sonra, yapacağı başka bir şey yok. Dişi öyle değil, her zaman güzellikleri bulabiliyor ve de çok uyanık. Bu özellik de ona çocuk doğurduğu için verilmiş. Çok daha uyanık, her şeyi yapabilecek kudrette. Kadın olduğum için son derece mutluyum.

Senin güçlü bir yapın olduğunu biliyorum ama yine de merak ediyorum, ‘Eyvah ne yapacağım’ dediğin zamanlar olmaz mı hayatında?

Hayır olmadı! Şöyle düşünüyorum; eğer bir işi, biri yapabiliyorsa, demek ki benim yapamamam için hiçbir sebep yok. Ben de öğrenerek aynı işi yapabilirim.

Doğru bir mantık.

Herkes her işi yapabiliyor. O zaman benim de yapmamam için sebep yok. Onun için her şeyin altından kalkabilecek bir gücüm var.

“İş kadını olmayı evliliğe tercih ederim!” demiş miydin Ahu?

Öyle bir şey yok! Evlilik ayrı bir şey, iş hayatı ayrı bir şey. Ama açıkça söyleyeyim; bekar olmaktan çok mutluyum. Bu ayrıldığım kocamdan nefret ediyorum demek değildir veya evlenmekle yanlış bir şey yaptım demek kesinlikle değildir. Sadece ben hiçbir şeyden pişmanlık duymayan bir kadınım... Senin hemen ayrılmaya karar vermeni anlayamamıştım o zaman... Tereddütsüz karar verdim.

Diğer kadının varlığını öğrendiğin için mi?

Ben kocamı çok sevdiğim için onu bu kadar kolay ve rahat bıraktım. Hiçbirimiz kontrat yaparak, ömür boyu beraber olacağız diyemeyiz. Beraber olmak istediğimiz kadar beraber olmalıyız. Kontrata karşıyım. Bu eski zamanlarda konmuş çünkü kadın zayıfmış. Kadını korumak amaçlı bence... Bugün ben kuvvetli bir kadınsam eğer, adama; seninle kontratım var, illa benimle ömür boyu yaşayacaksın, beni sevmesen de, başka bir kadında gönlün varsa da benimle olacaksın demek kadar saçma bir şey olamaz.

'Elimdekileri alsalar, sıfırdan başlar yine bu güne gelirim'

Bu kadar imkanın ve gücün olmasaydı, yine aynı şekilde düşünebilir miydin?

Bilmiyorum... Bekara kadın boşamak kolay gelir derler. Başıma gelmeden bir şey söylemem doğru olmaz. Düşündüğüm ve emin olduğum tek bir şey var; o da benim kuvvetli yapımdan ileri geliyor: Bugün her şeyi elimden alsalar, ben sıfırdan başlar, bu güne gelirim. Hiçbir şaşkınlık yaşamam.

Bu nasıl bir güç ve kaynağı ne?

Yapamayacağım hiçbir şey yok hayatta. Her şey bana bakıyor. Ben başkalarına özenerek yaşamadım hiçbir zaman.

Hep böyle miydin?

Evet, hep böyleydim. Hatırlıyorum, üç yaşındaydım, babamla yemeğe giderdik, okuma yazma bilmiyorum, menüyü ters tutuyorum. Babam verirdi elime, “Bak bakalım sen de” derdi. Bana seçmesini öğretirdi. Yiyebileceğim şeyleri sayardı, ben sanki onları biliyormuşum gibi seçimimi yapardım. Babam da ‘Niye bunu seçtin?’ demezdi, ben de seçimimden pişmanlık duymazdım. Babam psikolog olduğu için beni çok güzel yetiştirdi.

Eşinin seni çok sevdiğini ama ihtiyaçlarının değiştiğini söylüyorsun. İhtiyaçlar, sevginin önüne mi geçiyor?

Ayrı şeyler...

Nasıl yani?

Şöyle anlatayım; kulağında harika küpelerin var, çok da seviyorsun onları. Peki her zaman takar mısın bu küpeleri?

Hayır...

Çünkü her şeyin bir yeri var. İnsanların da bir yeri var. Çocuğunu çok seviyorsun, her dakika koluna takıp geziyor musun? Zamanı geliyor onunla beraber oluyorsun. Bir kere kişi olarak bunu bilmemiz lazım. Her şeyi, herkesi ömür boyu yanımızda taşıyacağız diye bir şey yok. Tek bir şey var,ömrü billah taşıyacağımız, o da bedenimiz. Ona da ne yapıyoruz, eskidikçe, bir şeyler yaparak düzeltmeye, estetikle yenilemeye çalışıyoruz. Daha iyi bakım yapmak istiyoruz, çünkü ondan kurtulmamıza imkan yok. Yaşadığımız sürece, o vücut bize ait. Ondan ayrılamıyoruz çünkü o sensin. Ruhum da öyle. Ruhunu değiştirmek, daha iyiye gitmek senin elinde!

Genç tenlerin erkeği heyecanlandırdığını söylemiştin...

Bir yaştan sonraki erkekler için böyle. Yirmili, otuzlu yaşlardaki erkek, genç ten diye dolaşmıyor. Hatta onlar, daha olgunca kadınlardan hoşlanıyorlar, konuşabiliyor, ufkunu açabiliyor. Çünkü o yaşlardaki kadınlar, artık bayağı bir şeyler öğrenmiş, görmüş, yaşamış oluyorlar... Erkeğin elli yaşından sonra genellikle aradığı sohbet etmek, konuşmak değil. Aradığı başka şeyler var... Nedir bunlar, mesela heyecanlanmak istiyor. Viagra’nın da çok etkisi var. Viagra’yı içince güçlü hissediyor, erkeklerin vazifesi avlanmak ve ürettirmek!

Avlanmak mı, avlamak mı?

Avlanmak yani ava gitmek onların vazifesi. Dişiyi bulacak, dişi de ondan çocuk yapacak. Hayvanlarda da görürsün, mesela benim tavşanım vardı. İlişkiye giriyor erkek tavşan dişiyle, sonra hamile bırakıyor onu. Yavru doğar doğmaz onu öldürmek istiyor, çünkü başka türlü dişi bir daha eşleşmek istemiyor. Erkeğin seks için duyduğu hisler, kadından farklı...

Çocuk yapmanın dışında da, normal bir kadın seks istemez mi?

Doğada böyle bir şey yok. Erkek istiyor, dişi sadece üremek için istiyor.

Çoluk çocuk sahibi olmuş kadın eşiyle, ya da ayrılmışsa aşık olduğu adamla seks yaşamak istemez mi?

Yaşayabilir ama bu çok nadir olan bir şey. Hele bir yaştan sonra... Ben bir de şuna inanıyorum; eşliklere gençlikte daha çok ihtiyaç var.

Yaşlandığımız zaman denilir ama...

Ben tam tersini söylüyorum. Gençken sekse, eşe ihtiyacın çok daha fazla olur. Yaşlandıkça her şey yerine oturuyor. Regl bittikten, menopoza girdikten sonra zaten vücudun normalde seks istemiyor. Bunu doğa hazırlamış. Ancak fantezilerinden dolayı isteyebilirsin seksi, vücudun istemeyebilir çünkü. İstisnalar vardır tabii. Kadınlar yaşlılıkta çok daha güzel kendilerini oyalayabiliyorlar. Erkekler de değişik kapıları çalmayı seviyorlar. Ben kadının yaşlılıkta bir eşe ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum.

Genç kadın teni erkeği heyecanlandırır diyorsun, genç erkek teni kadını heyecanlandırır mı peki?

Önce şunu söylemek isterim, genç bir kadının yaşça büyük bir erkekle beraber olurken, ondan isteyeceği bazı şeyler vardır. Erkeğin maddi imkanlarından ve gücünden veya şöhretinden faydalanmak ister. Bir erkeğin ona sunacağı paraya, güce veya şöhrete ihtiyacı olmayan genç ve akıllı bir kadın, kendi yaşına denk bir erkek isteyecektir mutlaka! Aksi olduğunda, o erkekten almak istediği bazı avantajları olmalı. Bu ilk anda böyle değil gibi görünse de daha dikkatli bakıldığında gerçek anlaşılır. Eğer olgun bir kadın, otuz yaşında bir erkekle beraber olursa ben düşünürüm. Açıkçası kendimi veremem o erkeğe. ‘Benim imkanlarımdan faydalanmak istiyor’ derim. Onun gençliği, teni heyecanlandırmaz beni. Kalbimi böyle birine veremem. Bence sıhhatli ve açık düşünmek lazım, tek bir pencereden bakmak olmuyor...

'Eşimin ilişkisi olduğunu öğrendiğim dönemüzüntüden kanser oldum'

Genç olmakla, genç hissetmek arasındaki farkı sormak istiyorum. Biliyorum sen çok genç hisseden bir kadınsın...

Bugün yirmi yaşında hissediyorum mesela!

Gününe göre değişiyor mu?

Evet. Ama 35’in üstüne çıkmıyorum hiç.

Bazen düşüşe geçtiğin ve yaşlı hissettiğin olmaz mı?

Kesinlikle olmaz!

Nedir sırrın, merak ettim?

Allah vergisi, bu benim karakterim herhalde. Çok mutlu ve çok sevecen bir kişiliğim var bir kere. Sevmeyi seviyorum ben, sevilmek o kadar mühim değil benim için. Severken, içimdeki enerjinin kaynadığını hissediyorum. O his çok hoşuma gidiyor.

Kendini de çok seviyorsun herhalde?

Kendime bayılıyorum... Her sabah kalktığımda aynaya bakıp, kendime bir öpücük gönderiyorum. Kendimi fiziki olarak da seviyorum. Her yaptığımı seviyorum... Yine çok akıllısın, yine çok güzel bir iş yaptın diyorum mesela. Hatalarım varsa, ‘Tamam Ahucuğum bir daha yapma!’ diyorum. Kendimle çok konuşuyorum ama doğruyu konuşuyorum mutlaka.

Objektif olarak bakabiliyorsun yani?

Çoğu insan mazeret bulur. ‘Ben onu yaptım ama...’ diye başlar. Şu bardağı kırar, ‘Ben kırmadım’ der. ‘Ben kırdım’ diyebildiğin vakit, öyle bir huzur alıyorsun ki! Ben korkmuyorum hissi geliyor, işte bu yavaş yavaş mükemmel bir noktaya geliyor, kendimi çok iyi hissediyorum...

 Senin gibi ruhu çok genç bir insanın, bedeninin yaşlandığını görmesi, üzüntü verir mi?

Tamamen kendini sevmekle ilgili. O zaman acı vermez, rahatlıkla kabul edersin. Allah’a bin şükür, ruhum, keyfim yerli yerinde. Yer çekimini durdurmaya imkan var mı? Yaşlandığımızı görüyorsak ne mutlu, genç yaşta ölmek de var... ‘Cesedim genç kalsın’ demek istemem!

Bedenine nasıl bakarsın?

Çok güzel bakarım. Vitaminlerle karıştırarak yağlar yapıyorum. Gerekirse, hiç çekinmeden estetik yaptırırım. Yedi buçuk, sekiz saat uyurum. Yediklerime mümkün olduğu kadar dikkat ederim. Her zaman ve her şartta pozitif düşünürüm...

Takılı kaldığım bir şey var...

Eşinle bu kadar rahat ayrılman ve hemen yeni bir hayata adapte olabilmene inanamıyorum... Eşimin bir kadınla beraber olduğunu görüp, ertesi gün ondan vazgeçmedim. Ünal’ın bundan önce de bir ilişkisi olmuştu. O zaman her erkekte olur diyerek kabullendim. Kendisi de çok üzüldü. Şöyle düşündüm; adam haklı çünkü seneler boyunca çok çalıştı, çalıştı bir yere geldi. Kadınlar da boş durmuyorlar ki! İlk ilişkisi olan kadın Belçikalıydı. O dönemde çok çok üzüldüm, o derece ki; kanser oldum...

Bunu bilmiyordum...

Meme kanseri oldum üzüntüden. Öğrendiğim gün; bu kanserin beni öldürmeyeceğine, gelişmem için bana geldiğine, öğretmen gibi olduğuna inandım.

Kaç yıl önce olmuştu?

Yedi yıl önce. Eşim ilk ilişkisini yaşadığında çok üzülmüştüm, çünkü kendimi suçlamıştım. Babam; “Bir adam evden gidiyorsa, ya cibilliyetinde bir bozukluk vardır ya da kadında bir yanlışlık vardır” derdi... Ben de yanlışlığı kendimde aramıştım. Sonra ise; bende yanlışlık olmadığını, erkeklerin ihtiyaç duyabileceklerini kabul ettim. Bir sabah eşime sarılarak ondan ayrıldım. Bu ilişkiyi yaşadığına göre, bir ihtiyaç içindeydi ve hemen gitti. Aynı avukatı tuttuk ve bitti. Onu çok sevdiğimi, mutlu olmasını, benden hiç uzaklaşmasını istemediğimi, geldiği zaman burada kalabileceğini söyledim. Her geldiğinde burada beraberiz, yeriz, içeriz, sohbet ederiz. Çocuklarla bayramlarımızı beraber kutlarız...

Ne zamandır devam ediyor böyle?

Üç yıldır. O benim en yakın akrabam, çocuklarımın babası.

Senin hayatına birisi girmedi mi?

Çok zor hayatıma bir erkeğin girmesi...

Eşinin yerine, başka bir erkeği koyamayacağın için mi?

Yoo hayır. 18 yaşında evlendim ben. Bu kadar hayatı beraber yaşadık. Birdenbire kesip de bir başkası ile olamam. O kadar acı ki, flört bile edemiyorum. Bana uymuyor. Bir de çok eşim dostum var. İşim, çocuklarım, torunlarım... Hepsi beni oyalıyor. Arayış içine girmedim. Belki bir gün pat diye karşıma biri çıkar aşık olurum, hemen o gün gidebilirim. Güzel, zengin olması şart değil, hani derler ya ruhun öteki ruhla birleşmesi. Buna açığım, kapalı değilim. Ama illa da bir erkek olsun beklentisinde değilim. Bir erkeğin olması, fazladan bir şey ilave etmez bugünkü şartlarımda...

Kızlarınla ilişkilerin nasıl?

İnanılmayacak kadar güzel. Ayrılmaya karar verdiğimde yanlış bir iş yaptığımı söyleyerek beni çok suçladılar. Herkes otomatik olarak kendi menfaatlerini düşünür. Ailede ben kuvvetli bir yerde duruyordum çocuklarla, çünkü babaları çok çalıştı. Bütün hayat boyunca ben hem anne hem de baba oldum. Boşanmamı istemediler; bırak gitsin, nasıl olsa gelecek dediler. Ben her şeyi ile açık bir insanım ve bu tip bir şeyi taşıyamam. Böyle bir durumu kaldıramam. Ünal nerde denildiği vakit, işte elalemin kadını ile şurada demek düşüncesi beni rahatsız eder. Kızlarım sonra gördüler ki; her geçen günüm diğerinden daha güzel. Hem kendime hem de dünyaya bakışım, hadiseleri kabul edişim. O zaman; “Sen çok akıllı bir kadınsın, dünyanın en güzel işini yaptın” dediler. “Babamızı da dışlamadın, babamız da bizimle beraber”... Şimdi öyle bir şey oluyor ki; beraber olduğu hanımdan gizli gizli biz buluşuyoruz, kızlar onun için çok mutlu...

Kızlarınla her şeyi konuşabiliyor musun?

Aklına gelebilecek her şeyi konuşuyoruz. Bu ilişkiyi çok severek sağladım. Ben herkesi olduğu gibi kabul ediyorum. Hatalarını yüzüne vurmuyorum, bırakıyorum kendi bulsun. Annem bize, “Ne zaman ki ‘Aaaaa’ demeyeceksiniz, o zaman olgunlaştınız demektir” derdi. Ben de hayret etmemeyi öğrendim. Arkadaşlarının da bazı huylarını beğenirken bazılarından hoşlanmıyorsun. Sana uymuyor. Hangi tarafları uyuyorsa, bunu bilerek dengeye koymaya çalışıyorum. O zaman kızmıyor, kabulleniyorsun. Her şey seninle başlıyor, seninle bitiyor. Sen istersen yapıyorsun her şeyi. Onun için mazereti de sevmem ben. Mazereti yoktur hiçbir şeyin. Sen karar veriyorsun, onun için yapıyorsun çünkü...

Hepsi senin seçimin mi demek istiyorsun?

Ben istediğim için, izin verdiğim için oluyor her şey...

Burada, dünya çapında ünlüleri ağırladın. İçlerinde seni en çok etkileyen, ilk aklına gelen isim hangisi?

Kevin Costner! İnanılmaz nazik, terbiyeli, şeker ve özel bir insan. Diğerlerinde de en ufak bir kapris görmedim. Ben bu oteli dünyada tanıtarak ülkemin adını en güzel şekilde duyurmak için büyük çaba harcıyorum. Bunu yapabilmek için dışarıdan, Endonezya’dan, Fransa’dan, Almanya’dan getirdiğim elemanlar var. Onları aşağıda çalıştırıyorum. SPA’da bu ürünleri kullanabilecek ve servis yapabilecek en iyi elemanları getirdim. Geçen gün Çalışma Bakanlığı’ndan ‘butik oteller dışarıdan eleman getiremez’ diye bir yazı geldi. Ben burada 170 kişi çalıştırıyorum, dışarıdan birkaç tane eleman getirtmeye hakkım yokmuş, çünkü butik otelmişim. Dört yıldızlı otel getirebilirmiş, ben getiremezmişim! İtirazımı hemen yaptım ama ne yazık ki, ülkemin tanıtımı için verdiğim emek ve buranın nasıl özel bir yer olduğunun görülmemesi bana çok acı veriyor ve çok üzüyor...

8