Kadir Topbaş'ın iç çamaşırları

Cumartesi, 14 Kasım 2009 - 05:00

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş haftaiçi talihsiz bir açıklama yaptı.

Soğuğa ne kadar dayanıklı olduğundan bahsedecekti. “Ben kışın, kar yağarken bile iç çamaşırı giymiyorum” dedi. Sonra sözüne, bahsettiği iç çamaşırının fanila, atlet olduğuyla devam etti. Bu açıklama bence talihsizdi ama zannettiğiniz sebepten değil...

Lafı başka yere çekmiyorum. Dünya metropollerinden birisinin, 2010 Avrupa Kültür Başkentinin Belediye Başkanının, ‘fanila, atlet’ giymiyor olmasını değişik bir şeymiş gibi lanse etmesini talihsiz buluyorum. Modern toplumlarda fanila, atlet diye bir kavram yok Kadir Bey. Siz hangi erkek modasının defilesinde gömleğin içinde atlet izi gördünüz?

Christian Dior’un erkek koleksiyonu Dior Homme fanila satıyor mu? En bakımlı erkekler eşcinsel oluyor derler, onlar atlet mi giyiyor? Dünyanın en kaliteli takım elbiselerini yapan markaların başını Brioni çeker. James Bond hep Brioni giyinir. James Bond, sizin tabirinizle ‘iç çamaşırı’ giyiyor muydu? Yoksa o da mı soğuğa dayanıklıdır? Hangi Avrupalı yöneticinin veya siyaset adamının fanilası olduğuna denk geldiniz? Tamam siz de giymiyormuşsunuz. Ama bunu soğuğa dayanıklı oluşunuza bağlıyorsunuz. Sözüm hem size, hem de giyenlere... Bana gelip soğuktan, sağlıktan bahsetmeyin. Ben de fanila veya atlet giymiyorum. Sizce çok mu hasta oluyorum? Bilmek isterseniz söyleyeyim, neredeyse hiç olmuyorum!

Sezen Aksu ile Spa’da...

Bohem ve burjuva kelimesinin karışımından doğmuş bir tanım var ‘Bobo’. Bobo, marka giyinen ama belli etmeyen, iyi işlerde ve mevkilerde çalışan, genel olarak sanatla ilgilenen insan tipini tanımlamak için kullanılıyor. Ve Paris’te boboların en sevdiği sokaklardan birisi Rue Montorgeuil. Çok hareketli ve canlı bir sokaktır. Sakinlikten oldukça uzak... Bu kadar hareket içinde bu sokakta Paris’in en iyi bakım merkezlerinden birisi var. Nuxe Spa.

İçeri girdiğinizde sokak bir anda geride kalıyor. İçeride bambaşka bir ortam var. Çalışanların ses tonu bile o kadar dinlendirici ki, insanlar acaba bunun için özel olarak mı eğitiliyorlar diye düşünmeden edemiyor insan. Peki bu konunun Sezen Aksu ile ne alakası var? Anlatacağım... Spa’nın alt katında, içerisinde suların aktığı bir havuz olan seans odalarından birisindeyim. Buhar banyosu açık. Arka planda enstrümantal müzikler çalıyor...

Biraz zaman geçiyor. Ansızın, Sezen Aksu çaldığını zannediyorum. Ama olamaz. Neredeyse imkansız. Hem ne alakası var? Kulak kabartıyorum... Yanılmamışım Sezen Aksu çalıyor... O sırada bakım yapan kız, Stephanie, Türk olduğumu öğreniyor. Uzun bir sohbete dalıyoruz.

Ben aslında bu tip durumlarda sessiz kalıp dinlenmeyi tercih edenlerdenim. Ama Stephanie konuşabilir. Ses tonu beni yeterince dinlendiriyor. Bana Nuxe ürünlerinin dünyada hangi ülkelerde satıldığını, nerelerde Spa merkezleri olduğunu anlatıyor. Ürünler Türkiye’de de var diyor. Güzel olan şu. Özellikle bakım ürünlerinde benim gibi ‘aktar’ insanıysanız, doğal ürün kullanacağım derken yarı yolda kalabiliyorsunuz. Çünkü biten ürünün yerine yenisini ancak İstanbul’da koyabiliyorsunuz. Nuxe o açıdan avantajlı. Bütün ürünleri doğal ve birçok ülkede var. Zaten ismi de Nature (doğa) ve Luxe (lüks) kelimelerinin birleşiminden geliyormuş. Nuxe Spa’nın Türkiye ayağıyla ilgilenen firma Antis Kozmetik’miş. Bütün bunları yazıyorum çünkü bence Nuxe Spa’nın ürünleri ve hizmeti çok başarılı.

Özellikle Türkiye’de, doğru çalışan insanların, işini iyi yapanların takdir ve motive edilmesi gerektiğine inanıyorum. Yoksa dünya standartlarına yükselmek konusunda daha çok çekeceğiz.

Zerrin Özer’in jartiyerleri

Geçen hafta bahsettiğim ‘şişman ve zayıf kadınlar’ arasındaki fark konusuna en güzel örneklerden birisi Zerrin Özer’dir. Sağlığı ve mutluluğu için fazla kilolarını verdi, kendine güveni yerine geldi. Şimdi ise yeni klibinde sürprizleri varmış. Mayo, jartiyer giyecekmiş. Ben yeni duydum. Keşke duymasaydım. Zerrin Özer, ‘benim’ diyen nice 18-20‘lik kızlara taş çıkartacak vücutta bile olsa mayolu, jartiyerli, iç çamaşırlı sürprizlere kalkışmaması gerekiyor. Bu bir kilo değil, prestij meselesi. Bir Zerrin Özer imajı var. Onu da bozmayalım. Gazetelerin internet sitelerinde Zerrin Özer haberlerinin altında ‘Fotoğrafları için tıklayınız’ linkleri görmek istemiyorum!