Kahkaha dolu bir aşk hikayesi

Şarkıcı Safiye Soyman ve hayat arkadaşı Faik Öztürk yakında bir sitcom'da

Kahkaha dolu bir aşk hikayesi

RÖPORTAJ: SERAL CUMALI
[email protected]

Safiye Hanım, 13 yaşında evlenip 14 yaşında anne olan birinin çocukluğundan bahsedilebilir mi?

O çok derin bir mevzu. Babam hafızdı; mevlit okurken ben de yanında durur ilahiler okurdum. 10 kez hatim indirdim. Babam evlendiğinde 50 küsur yaşında, annem de 16’sındaymış. Ankara Yenidoğan kızıyım. 11 yaşında beni istemeye başladılar. Akın akın geliyorlardı. Babam da “Kız diyeceklerine gelin desinler” dedi; sonunda 15 gün nişanlı kaldım, mahkeme kararıyla yaşımı büyüttüler; evlendim. Babam ilk kez orada utanmıştı.

Sizi küçük yaşta evlendirdiği için mi?

Hakim babama, “Niye bu yaşta evlendiriyorsun? Sen bakamıyorsan ben bakayım” dedi. Babam, “İlk defa o an yerin dibine girdiğimi hissettim” demişti.

Siz evlenmeyi neden kabul ettiniz; aşık mı olmuştunuz?

Yok; annemin çocukluk arkadaşının oğluydu.

Evlilik nasıl gitti?

İlkokulu bitirip evlendim. Ortaokul ve liseyi bitirmeyi kafama takmıştım. Komşu çocuklarından kullanılmış kitapları aldım, iki çocuğumu kapıcıya bırakıp ortaokul bitirmelerine giriyordum. Sonra 2 ay daktilo kursuna gittim, 10 parmak daktilo öğrendim ve Bayındırlık İskan Bakanlığı’nda memur olarak işe girdim.

Eşiniz ne diyordu bunlara?

Eşim kuafördü. Ben çalışınca geçimsizlik oldu. Eşimden ayrıldım.

Sonra neler yaşadınız? Eşinden ayrılmış bir arkadaşımın eşyalarını 50 liraya satın aldım. Çankaya’da bir eve yerleştim. Komşularım çatal kaşık getirdi. Üzerinde yemek yemek için dikiş makinasını masa yaptım. Rahmetli Özer Altın hocamdan da müzik dersi alıyordum, bugünkü yerimi o ve eşine borçluyum.

Hayat nasıl gidiyordu?

Emekli Sandığı’ndan para çekerek geçinmeye çalışıyordum. Bayramda kızım benden bir kaban istedi ama alamadım. Kiramı, elektrik paramı ödeyemedim. İntiharı düşündüm. “Banyoya gireyim gazı açayım” dedim. Oğlum 11, kızım 13 yaşındaydı. Çocukları son bir kez daha göreyim diye odalarına gittim, ışığı yakınca uyandılar. “Anne ne oluyor?” dediler. “Biraz moralim bozuk” dedim. Çocuklar boynuma sarıldı, üçümüz birbirimize sarılıp ağlaştık. “Senden kaban istemiyoruz” dediler. Hayatımda unutamadığım en duygulu anım budur.

Nasıl keşfedildiniz?

Azmettim, sanat hayatına girdim. Allahü Teala bana yürü ya kulum dedi. 28 yaşında şarkıcı oldum. 6 sene Ankara Devlet Klasik Müziği Korosu’nda çalıştım. Maksim Gazinosu’ndan Fahrettin Aslan’dan teklif geldi. Bir gecede istifayı bastım, 35 yaşında Maksim Gazinosu’na çıktım. Bir gecede hayatım değişti!

İlahi albümü çıkardınız, hafız babanızla bir ilgisi var mı?

Babam hep, “Hafıze ol, ilahi oku” derdi. Kızım bir gece dedesini rüyasında görüyor, ilahiler okunuyormuş. Geçen sene Umre’ye gidip geldikten sonra ben de babamı rüyamda gördüm. “Kızım şarkı söylüyorsun, bir de ilahi oku” dedi. Herkesin annesi nostalji albümü istiyor, benim babam da ilahi albümü istedi.

Faik Bey, sizin çocukluğunuz nasıldı?

Bir ekmeğe muhtaç insanlardık. Babam asker maaşıyla 14 nüfusa bakıyordu. Aileme destek olmak için 14 yaşında çalışmaya başladım. O gün bugün çalışıyorum. Ortadaki tabaktan yerdik, üç kaşık fazla alırsak babam yan bakardı, kaşığı düşürürdük. Hayatım boyunca tulumba tatlısının tadını merak ettim, hiç yiyemedim. Eskiden alamıyordum, şimdi şeker hastasıyım yiyemiyorum.

Ne işler yaptınız?

Tuvalet temizlemeye girdiğim fabrikada genel müdür yardımcısı oldum. Sonra da kendi işimi kurdum.

Safiye Hanım’la birlikte şov dünyasına adım atmanız nasıl oldu?

Hiç ummadığım bir anda Safiye Hanım’ın peşine takıldık. Israr üzerine birlikte bir televizyon programına katıldık. Ardından teklifler geldi, bir anda 70 milyonun tanıdığı bir insan oldum.

Ne değişti hayatınızda?

Dolmuşa bindiğim zaman şoför para almıyor.

Şov dünyasında olmaktan çok memnun görünüyorsunuz?

Hoşuma gidiyor. Şimdi Safiye ile birlikte bir sitcom projemiz var. Hayatımızdan kesitler yer alacak. Yaşadığımız olayları ekrana mizah olarak taşıyoruz. Yakında seyredeceksiniz.

Siz mi yazıyorsunuz sitcom’u?

Faik Bey: Yaşadığımız anıları yazıyorum ama zaten daha çok doğaçlama olacak!

Hayatı gırgıra alır bir haliniz var. Hep mi böylesiniz?

Faik Bey: Aynen. Şuraya bir kamera koyun, kasede çekin, hiç montaj yapmadan yayınlayın.

Ben de öyle yapacağım; Safiye Hanım’la nasıl tanıştınız?

Çok eski, 13 senelik bir beraberik var. Önce arkadaşlığımız vardı, sonra beraberlik oldu.

Safiye Hanım’ı çok seviyor musunuz?

Hayatımda hiçbir şey Safiye Hanım’ın yerini alamaz. Ona olan saygım sonsuzdur. Safiye Hanım çok iyi bir anne, çok iyi bir eş. O yüzden yeri bende bambaşkadır. Hiçbir şey de Safiye Hanım’ın yerine geçemez. İnsan bu zamandan sonra artık hayatına yatırım yapmaya başlıyor. Ben de Safiye Hanım’a yatırım yaptım.

Bu sözlere ne diyorsunuz Safiye Hanım?

En büyük yatırım sevgi. Yani benden sonra hovardalıkları bitti. “Senden sonra hiçbir hanım görmedi gözüm” diyor bana. Bir de ‘Sen benim için tapılacak kadınsın’ mı diyorsun hayatım söyle bakayım? Konuş hayatım...
Faik Bey: Bütün kasedi ben doldurdum bunları söyleyerek Safiye. Allah canımı alsın her şeyi ifade ediyorsun! Safiye Hanım: Bu sözler beni mutlu ediyor. Ben ilgiyi, alakayı, sevgiyi, şefkati çok seviyorum. Faik Bey’den ilgi alaka görmediğim zaman isterse dünyayı bana bağışlasın benim için sıfırdır. (Faik Bey’e dönüyor) Çadırda oturayım ama bana sevgi ve şefkat ver. Ben Balık burcuyum. Çiçek gibiyim ben, çiçeği sularsan canlanır değil mi? Ben de sevgiyle yaşarım. Onun birazcık sevgisinin azaldığını göreyim usulca kaçar giderim.

Aldatırsa ama ilgi alaka gösterirse?

Safiye Hanım: Duyumlarımla güzel bir sevgiyi bozmam, iyice irdelerim. Ancak görürsem...
Faik Bey: Safiye bizim ilişkimizi bozacak kadar aptal bir kadın değil. Bundan sonraki yaşam da artık insanın birbirine destek olacağı dönem. Evdeki huzur hiçbir şeyin üzerinde değil. Dünyanın en güzel kadınını getir ne verecek bana? Güzellik değil uyum önemli.

Romantik bir anınızı anlatır mısınız?

Faik Bey: Geçen gece geldim eve, baktım Safiye bahçede mumları yakmış oturuyor. Ben de yorgunluktan ölüyorum. “Yakamozu görüyor musun?” dedi bana. “Lan evde biri mi var? Yakamoz kim?” dedim. “Çüş” dedi bana, “Hiç romantik değilsin!”
Safiye Hanım: “Ayı” dedim.
Faik Bey: Ayıyı sansür ettim ben.

Her yıl bir kere “Önümüzdeki sene evleneceğiz” açıklamanız oluyor. Bu konudaki soruları savmak için mi?

Faik Bey: 29 Şubat’ta evleneceğiz.
Safiye Hanım: 29 Şubat geçti değil mi?
Faik Bey: 4 yılda bir geliyor!

Ciddi bir cevap veremez misiniz?

Safiye Hanım: Sadece imzamız yok, biz zaten evliyiz.
Faik Bey: Evlilik kurumuna saygım sonsuz. Bir imzayla huzur, saadet sağlanıyorsa hemen imzalarım. Ama biz ikimiz de imzayı zaten gönlümüze atmışız. Biz o eksikliğin farkında değiliz bile. Şu sıra ekonomik sıkıntı var ya, durumu düzeltip düğün yapacağım!

Birbirinize nasıl hitap ediyorsunuz?

Faik Bey: Ben Safiyeciğim derim her zaman.
Safiye Hanım: Koç burcu olduğu için “Koçum” derim ben ona. ‘Ben onun komikliğine hayran oldum’

Safiye Hanım’ın ve sizin başınızdan geçenleri anlatıyorsunuz. Bunlar şovun parçası mı, gerçek mi?

Faik Bey: Hepsi bizim başımızdan geçiyor. 29 Mart’ta saatler bir saat ileri alınıyor ya. “Safiye saati ileri aldın mı?” diyorum. “Ben geri almadım ki?” diyor. Bunu yaşıyoruz, gerçek!

Başka neler yaşıyorsunuz?

Faik Bey:
Yağmur yağıyor, denize gireceğim. Bana, “Yağmur yağıyor ıslanırsın” diyor. İyi göremediğimiz için film seyrederken alt yazıları kaçırıyoruz. Filmin sonunda Safiye, “Bu sarı kadın kim?” diyor. Filmin başrol oyuncusu kim olacak? Almanya-Türkiye maçını seyrediyoruz, maçın sonunda “Hangisi Türk takımı?” diye soruyor.
Safiye Hanım: “Gözlerimizi çizdirelim” dedim ben sana.
Faik Bey: Öyle bir ilerlemiş ki; “Dokunursak şaşı olursun” dediler.
Safiye Hanım: Bazen kafam karışık oluyor. Yanlış uçağa binip Kars’a gidiyordum bir keresinde.
Faik Bey: Tayyip Bey’le aynı oranda çalışıyorlar. O ülkeyi yönetiyor, Safiye evi...

Safiye Hanım çok şaka kaldırıyor...

Faik Bey:
Ben Safiye’ye çok şaka yaparım ama sanatıyla ilgili espri hayatta yapmam.

Safiye Hanım esprilere hiç mi kızmıyorsunuz?

Hoşuma gidiyor. Ben onun komikliğine hayran oldum.

Faik Bey, sizi Safiye Hanım’da ne cezbetti?

Anaç yapıda olması, hanımlığı, rahmetli anneme çok benzemesi. Ben anneme aşıktım.
Safiye Hanım: Yaşım benzemesin inşallah.X
Faik Bey: Yahu o 80 yaşına kadar yaşadı. Sen 80 yaşına kadar yaşa da.

Safiye Hanım, oğlunuz MS hastası. Bu konuda Faik Bey’in desteği nasıl?

Safiye Hanım:
Çok yardımcı olur, o yüzden çok şanslıyım.
Faik Bey: Safiye hiçbir zaman bana diyemez ki, “Benim çocuğuma bakmadın, sahip çıkmadın.”

Okulda adınız “Süslü Faik’miş. Hala çok süslüsünüz. Gardırobunuzu merak ediyorum...

Gelin göstereyim... (Kıyafetlerle tıka basa dolu bir odaya giriyoruz.)
Faik Bey: Eskiden bir pantolonu bir yıl giyerdim. “Bir gün param olursa çok şık giyineceğim” derdim. Şimdi Allah nasip etti. Her renk ceket, ayakkabı, kemer, gömleğim var. Hepsi özel yapımdır, üzerinde ismim yazar. Pembeyi herkes taşıyamaz. Bunları giyince bir kişi “Ya olmamış” dememiştir. Arabam, ofisim, evim, kendim hep kupondur.
Safiye Hanım: Ben de kuponum!

Kıyafetleri siz mi seçiyorsunuz?

Safiye Hanım:
Hiçbir erkeğin cesaret edemediği kıyafetleri giyiyor. Ben hazırlıyorum onun şıklığını.
Faik Bey: Safiye biraz rüküştür.
Safiye Hanım: (Şarkı söylemeye başlıyor)
Her an seni düşünür/
Her an seni yaşarım/
Seni sevmekten değil/
Kaybetmekten korkarım...