KALKANIN ARDINDAKİ PLANLAR

a
a
Pazar, 28 Kasım 2010 - 05:00

Lizbon’da ne oldu? Ne olacak? NATO noterleri toplandı ve ABD silah üreticisi şirketlerin istekleri onaylandı.
Türkiye ne yaptı peki?
Ne yapacak?
Son sözü söyledi. Ne dedi peki? “Peki” dedi, ne diyecekti ki?

[[HAFTAYA]]

Lizbon’dan önce bir yazı yazmış, “Sakın bu işe girmeyin” demiştim.
Feryadım bu hükümete idi. Ama yetmezdi... Geçmişe doğru seslenip sesime zamanda yolculuk yaptırabilseydim... Ah! Bu mümkün olsaydı...
Stalin sapığının sapkınlığından ve İnönü’yü korkutmasından başladı başımıza açtığımız bela.
Nerede Atatürk dönemi, nerede İnönü ürkekliği?
Atatürk doğuda Sadabat Paktı’nı kurmuştu. Türkiye, İran, Afganistan, Irak ile güç birliği yapmıştı. Atatürk batıda Balkan Paktı’nı kurmuştu. Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya, Romanya ile işbirliği yapmıştı.
Çankaya’ya oturmuştu Atatürk, kartal kanadı gibi açmıştı kollarını... Bir kolu Sadabat, bir kolu Balkanlar’da...
Atatürk, Sovyetler ile de dosttu. Suriye ile federasyon düşünüyordu. Avrupa ve Amerika ile de ilişkileri iyiydi. Bütün dünya ona saygı duyuyordu. Çünkü o kendisine, büyük bir milletin oğlu olduğundan saygı duyuyordu.
“Yurtta sulh, cihanda sulh” da diyordu, şartlar uygun olduğunda Hatay’ı geri almayı da biliyordu.
Atatürk sağ olsaydı ne NATO’ya girilirdi ne IMF gelirdi. AB dilenciliğinin sözü bile edilmezdi.
Atatürk daha uzun yaşasaydı, savunma sanayimizde yüzde yüz milliliğe yaklaşırdık. Kurduğu uçak fabrikasında üretilen uçakları dünyaya satardık. Dünyaya biz silah satardık. İşimize gelirse...
Ama olmadı. Nato’ya bağımlı, global şirketler ekonomisine uyumlu, savunma sanayii büyük ölçüde dışa bağımlı bir ülke, çok köklü dönüşümlere hazır değilse, ne yapılabilirdi ki? İşte Lizbon’da olanlar...

PEKİ NE OLABİLİR? NE OLACAK?

Türkiye sınırlarına ABD’nin (NATO’nun mu dediniz? Geçiniz.) füze kalkanı yerleştirilecek. Kullanma kararının Türkiye’de olması ise sadece bir masaldır. Ne diyordu uzmanlar? İran’dan (Değilse başka nereden?) füzeler havalandığı saniyede hemen füze kalkanı sistemi devreye girecek ve bu füzeleri havada vuracak. Kararı kimse vermeyecek, sistemi kuranlar ve sistemin kendisi verecek.
Olmaz ya... Diyelim ki oldu. İsrail, İran’a füze gönderdi. İran’dan da ona karşılık vermek için füzeler atıldı. Sistem ne yapacak? Hemen onları havada yok edecek. Yani İran’ın elleri bağlanacak. Peki İran ne yapacak? İsrail’e misilleme için bu sisteme saldırmayacak mı? Saldırırsa topraklarına saldırana karşı Türkiye ne yapacak?
Sonra? Sonrası gelsin Türkiye-İran savaşı... Bütün bu kılıç-kalkan oyunlarının kime karşı olduğu belli.
Peki, İran’ın yakın yüzyıllarda herhangi bir komşusuna veya başka bir ülkeye saldırdığını gören, duyan, okuyan var mı?
İran’ın suçu ne? Global kapitalist sisteme yüzde yüz teslim olmamak. Kaynaklarını ve pazarlarını açmamaktan başka.