Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Kalkınma Bakanlığı neye binaen?

Perşembe, 09 Haziran 2011 - 05:00

Başbakan, yeni kurulacak bakanlıkları değil, seçimin galibini açıkladı dün! Hakkı mı? En azından demokrasiye uygun değil, şık değil. Devlete yeni bir biçim veriliyorsa, bu, seçime üç gün kala mı olmalıydı? Kanun hükmünde kararname ile mi olmalıydı, bir dönemi kapatıp yenisini açarken mi olmalıydı? Seçimle birlikte bir dönem bitiyor, şimdiki AKP hükümeti gidiyor. Seçimden başarılı çıksa bile hiç olmazsa seçimi ve yeniden hükümet olmayı bekleyemez miydiler? Çok mu önemli? Evet önemli, çünkü bu bir zihniyeti gösteriyor. O zihniyet, “bu ülkenin tek hakimi benim” zihniyeti ki, hep söylediğim gibi bunun adı demokrasi değil. Başbakan bakanlıkları açıklarken “Kalkınma Bakanlığı; bizim ismimizde de ‘kalkınma’ var ya, ona binaen!” dediğinde nutkum tutuluyor.

[[HAFTAYA]]

Bakanlıkları partinin adına göre mi belirliyoruz artık? Hayır, partinin düşünce yapısına göre: Başbakan, Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanığı’nı kaldırıp yerine Aile ve Sosyal İşler Bakanlığı’nı kurduğunu söylerken de şu açıklamayı yapıyor: “Biz muhafazakar bir parti olduğumuz için aileye önem veriyoruz. Aile güçlü olmalı.” Yani kadın ancak aile içinde güçlü olabilir, birey olarak güçlü olup olmaması, muhafazakâr bir parti için önemli değil. AKP için önemli değilse, devlet demek AKP demekse, bakanlıklar da ona göre dizayn edilir. Ne diyeyim? Bu kadar özgüven, bu kadar devletle özdeşleşme, bu kadar ezici ve baskın çoğunluk psikolojisi bir partiyi rayından çıkarır, demokrasiyi de çok tehlikeli yapar.

Zaten Başbakan’ı, kendisine çok yumuşak ve zarif sorular soran gazeteciler karşısında dinleyenler de onun bu yanını net olarak gördü. Ne diyor en yakın dava arkadaşı için? “Ben cumhurbaşkanlığını önemseseydim, oraya bakanımı mı yollardım?” Yani bugün eğer Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı seçilmesine izin verilmişse Tayyip Erdoğan o görevi istemediği içindir. “Bakanını” yollamıştır, ne kadar süre için olduğu bile belli değildir. Çünkü kendi gönlünde cumhurbaşkanlığı değil, başkanlık yatmaktadır. Eğer istemeseydi, olmazdı. Tıpkı o istemediği generallerin terfisini engellediğini açık ve net bir biçimde söylediği gibi!

Bağımsız aday böler mi?

Bağımsız adaylara verilen oylar kimden gidecek, hangi partiyi vuracak? Bağımsızlara oy vermek yerine oyları dağıtmadan bir partide toplamak daha mı akılcı? Seçimlere çok az zaman kaldı ama muhalif cephede üzerinde en çok tartışılan konu bu. Seçim sisteminin; gerek yüzde 10 barajı, gerek hazine yardımı, gerek “barajlı d’hont” hesaplaması ile, “istikrarı korumak” adına en büyük partiye en büyük avantajı sağladığı düşünüldüğünde, bu sorulara doğru yanıtı bulmak gerekliliği ortaya çıkar. Ama önce şunu bilin: Oy vermemek, en çok oy alan partiye oy vermek demek. Geçen seçimde 13 milyon seçmen oy vermedi, yazlıktan dönemedi! Bu, neredeyse bir partinin aldığı kadar oy demek. İki: Her ilde bir adayın seçilmesi için gereken oy sayısı farklı. Büyük illerde daha çok, küçük illerde daha az oyla milletvekili seçilmek mümkün.

BDP, yüzde on barajını aşamayacağı için bağımsız adaylarla seçime giriyor. Ama genelde küçük illerde girdiği için daha bile avantajlı oluyor, sonra da bu bağımsızlarla grup kuruyor. İstanbul’da bağımsız aday olan Tuncay Özkan ve Çetin Doğan, İzmir’den Doğu Perinçek gibi popüler isimlerin ise çok oy alacağı düşünülüyor. Acaba kimden? Mesela CHP’den mi? Uzmanlara göre bağımsız adaylar, en büyük partiden oy alacak. Örneğin bir ilde üç aday seçilecekse birinci olan A partisi, ikinci olan B partisine oranla, ikinci adayını daha az oyla milletvekili seçtiriyor. Orada bağımsız aday varsa hem birinci partiden, hem ikinci partiden boşa giden oylardan alıp seçiliyor. Çünkü bir ilden ya da bölgeden, diyelim 70 bin oyla milletvekili seçiliyor, ama parti 90 bin oy alıyor...

O ancak bir milletvekili seçtirebiliyor, geriye kalan 20 bin oyu çöpe gidiyor. Çünkü ‘60 Anayasası’ndaki Milli Bakiye, yani bütün oyların bir havuzda toplanarak değerlendirilmesi, her oyun temsili gibi bir sistem yok. “İşte bağımsızlar bunun için kimsenin oyundan çalmıyor” deniyor. Benim size tavsiyem, aklınızı ve vicdanınızı dinleyin, ama mutlaka oy verin. “Nasıl olsa sonuç belli” demeyin.