Kalp ağrısı krize döner mi?

Salı, 16 Mart 2010 - 05:00

Atv’nin yeni dizisi Kalp Ağrısı pazar akşamı görücüye çıktı. İlk bakışta İstanbul’daki dev akvaryumu görmeyenler için iyi bir tanıtım filmi kıvamındaydı...
İşin fantezisini bırakıp özüne dönersek, dizide yoğun bir karanlık var. Yayından mı yoksa hikayeden mi kaynaklanıyor, kestiremedim... Ama bu buhran sürerse önümüzdeki bölümlerde kalp ağrımızın bir krize dönüşeceği kesin. Allah korusun diyelim.

HEM AĞLARIM HEM SUNARIM!
Hakikaten tuhaf bir şey televizyon. Kutunun içinde başka bir dünya var. Tarihin Arka Odası (Haber Türk) isimli programda tarihçi Murat Bardakçı’nın partneri olarak yer alan oyuncu Pelin Batu iki haftadır mutsuzluğunu resmen ilan ediyor... Önceki gün iş göz yaşlarına boğulmaya kadar vardı. Pelin gerçekten bir mazoşist değilse, kendine acı veren o ortamdan hızla uzaklaşmalı. Tersiyse, bu duygusal patlama ayinlerine başka platformlarda devam etmeli... Son bir not da Bardakçı ile ilgili; iyi bir tarihçi olması iyi bir centilmen olması anlamına gelmiyormuş anladık... Belli ki Tarihin Arka Odası mutsuzluklarla dolu. Tıpkı tarihin kendisi gibi...

YENİ BİR AHMET ÇAKAR MI?
TRT 1’deki Günbegün isimli programda kadrolu konuk Dr. Gürkan Kubilay’ın şovlarını ilgiyle izliyorum... İlgimin nedeni “Yeni bir Ahmet Çakar mı doğuyor?” merakı. İnanın şimdilik kestirmesi zor. Ama Dr. Gürkan Bey benzerine dizilerde rastladığımız karakterler gibi, her şey hakkında bilgisi olan bir uzman olunca samimiyetini zamanla kaybedecek korkusu içindeyim... Dünya futbolundan cinselliğe kadar her alanda lafı olan Gürkan Kubilay’ı günlerden bir gün herkesin birbirine çemkirdiği tartışma programlarında görürsem şaşırmayacağım...
Ben potansiyeli gözünden tanırım; demedi demeyin.

Cenk Koray ödülleri geliyor
Cenk Koray ismi yeni kuşaklar için çok şey ifade etmeyebilir. Ama bu ülkenin ekran tarihinde Cenk ağabeyin yeri unutulacak cinsten değildir... Bugün kalabalıklar tarafından saygı gören “soğuk zeka” diye bir şey varsa ekrandaki ilk pratiğini Cenk Koray yapmıştır.
Şimdi Okan Bayülgen’i kitlelere taşıyan hattın mimarıdır yani Cenk Koray...
Nur içinde yatsın; birkaç yıl önce kaybettiğimiz ağabeyimizi önümüzdeki ay adına verilecek televizyon ödülleriyle anacağız...
Semra Özal’ın mihmandarlığında bir araya gelecek seçici kurul oniki dalda ödül verecek. Bilmiyorum, ödül sahiplerinden birisi bile Koray’ın hayatımızdaki buz gibi gerçek boşluğunu doldurabilir mi? Göreceğiz!

Sırada ne var?
Bir lisede neler yaşanabilir dersiniz? Cinayet, yaralama, gasp, adam kaçırma, iftira ve son olarak tecavüz. Türk Ceza Kanunu’nun ceza ile ilgili maddelerinde ne geçiyorsa Büyük Zafer Lisesi’nde alayı var... Diyeceğim o ki; Arka Sıradakiler (Fox TV) bir ebeveyn olarak beni korkutmaya devam ediyor. Sahi Birol Güven, liselerde sadece bunlar mı yaşanıyor?

HAYDİ ELLER HAVAYA!
Bu hafta Yetenek Sizsiniz (Show TV) hakkında yazacak tek şey adaletin yerini bulduğu. İlk kez favorim budur dediğim iki yarışmacı büyük final vizesi aldı... Bilmeyenler için haftaya pazar yetenek maratonunun finiş çizgisinde olacağımızı not düşelim. İnanıyorum ki kimisini bütünüyle yeteneksiz bulduğum yarışmacılardan hakkı olan ipi göğüsleyecek. Artık söz sende; yeteneklerini göster Türkiye... Bir de unutmadan, Acun Ilıcalı’nın “Haydi hanımlar piste” diyerek bitirdiği programın sonundaki düğün salonu havası neydi öyle?

BEKLENİYORDU; OLDU!
Benzeri Latin Amerika ülkelerinden birinde yaşanan toplumsal isyan önceki gün atv binasının önündeydi... Kasaba dizisinin yayından kaldırılması nedeniyle Alevi vatandaşlarımız kanala ciddi bir tepki koydu...
Bu köşede defalarca yazdık; Kasaba, Türkiye coğrafyasının sakin bir fotoğrafıydı. Yırtıp atmak kime ne kazandırdı bilemiyorum ama diziler toplumsal tepkilerin nedeni oldu ya, ben ona bakarım...

İyi bir format olur!
Çok Güzel Hareketler Bunlar (Kanal D) ezeli rakibi Yetenek Sizsiniz’e (Show TV) göndermelerle dolu bir selam çaktı önceki akşam...
Meteliksizsiniz isimli yarışma skeci mevcut durumumuzu çok daha net ortaya koydu. Bana ekranda iş yapacak bir format gibi geldi Meteliksizsiniz. Malum hakikaten meteliksiziz... Bu arada stüdyodaki izleyici yaşının giderek düşmesi bir umut mu yoksa umutsuzluk mu olmalı kestiremiyorum? Umutsa; tiyatroda gelecek var, umutsuzluksa; Çok Güzel Hareketler Bunlar giderek müsamere kıvamına inmiş olmalı. Hangisi bilemiyorum?..