Mehmet Ali Birand

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Kalp kırıldı ancak sürtüşme çıkmadı...

Perşembe, 01 Kasım 2012 - 05:00

Siyaset dünyasının adrenali önceki gün artıvermiş, heyecanlar yaşanmıştı. Barikat anlaşmazlığının Cumhurbaşkanı ile Başbakan’ın arasını açacağı varsayımları siyaset dünyasında hemen çalkantı yaratmıştı. Nedeni çok basit: Eğer Gül ile Erdoğan arasında bir sürtüşme çıkarsa, 2014 cumhurbaşkanlığı seçimleri etkilenecek ve politik dengeler değişebilecek. Bu da, hem AK Parti içinde hem de diğer partiler arasında yepyeni gelişmeleri beraberinde getirecek.

Gül ile Erdoğan’ı yakından izlediğiniz zaman, bu iki liderin ne pahasına olursa olsun, hiçbir şekilde açıkça bir sürtüşmeye veya bir siyasi çekişmeye girmeyeceklerini anlamakta zorlanmazsınız. Siyaset yaşamında biri yetkisi kısıtlı bir cumhurbaşkanlığında, diğeri de sonsuz yetkiye sahip bir başbakanlıkta otururken, iki güçlü liderin görüş ayrılıklarına düşmemeleri imkansızdır. Hele biri Erdoğan gibi, son derece iddialı ve kendine güveni yüksek ise...

[[HAFTAYA]]

Her konunun kontrolünü elinde tutmaktan hoşlanan, her dediğinin dedik olduğuna inanan bir kişiliği varsa... Diğeri ise, son derece yumuşak, uzlaşma yanlısı görünmesine rağmen, belirli ilkelerde hiç ödün vermeyen bir şahsiyetse... Bu iki kişi arasında zaman zaman çatlaklar olması, görüş ayrılıklarının yaşanması kaçınılmazdır. Bu ilişkilerin perde arkasını bilenler, ilişkilerde kimi zaman çatlaklar, kimi zaman görüş ayrılıkları yaşandığını biliyorlar ve etraflarıyla da paylaşıyorlar.

Gül ve Erdoğan’ın kimi zaman bazı politikaların uygulanmasından, kimi zaman konuşma veya açıklamalardan dolayı birbirlerine kızdıkları da biliniyor. “Böyle söylenir mi?.. Böyle yapılır mı?” sözcükleri dar bir çerçevede dahi olsa duyuluyor. Bunların hiçbiri sır değil. Ancak dikkat edecek olursanız, bu çatlaklar veya görüş ayrılıkları hiçbir zaman aleni bir sürtüşmeye dönüşmemiştir. Ne Gül, ne de Erdoğan birbirini kamuoyu önünde kıracak, küçük düşürecek veya rekabet havası yaratacak bir ortama izin vermişlerdir.

Kırgınlıklarını içlerine atıp, yollarına devam etmişlerdir. Cumhuriyet Bayramı’ndaki barikat çatlağı da bu listenin son örneğini oluşturdu. Köşk’ten yapılan açıklama olayın uzatılmadan kapanmasını sağladı ancak satır aralarındaki “Herkesin dikkatli şekilde ne konuştuğumuza dikkat etmesi gerekir...

Kutlamaların nezih geçmesi için, yetkililerin dikkatini çekmemden daha doğal bir şey olamaz...” cümleleri, yine de belirli bir kalp kırıklığının kaldığını gösterdi... Ardından dün Gül’ün açıklaması geldi. “Herkesin görevi, yetkileri Anayasa’yla belirlenmiştir” dedi; “Devlette çift başlılık olmaz” diye noktayı koydu. Bu açıklama da “kalp kırıklığı”nın kanıtıydı...

Böyle gitmez; ya başbakanlık veya başkanlık olmalı...

Cumhurbaşkanı Gül ile Başbakan Erdoğan arasındaki “kimin ne yetkisi olduğu” konusundaki sözleri herhalde çoğumuz için birer alarm zili niteliğindeydi. Nitekim, TBMM Başkanı Cemil Çiçek de, haklı olarak bu noktaya değindi. İleride çıkabilecek kargaşaya dikkat çekti ve Anayasa değişikliğinin önemini vurguladı.

Düşünebiliyor musunuz, şimdi Çankaya’da halk oyu ile seçilmiş bir Necdet Sezer oturuyor olsaydı, Başbakan Erdoğan ile kimin neye yetkisi olduğu tartışmasında kendimizi nerelerde bulacaktık. Bir yanda halk oyuna dayanan ve bir partinin desteklediği cumhurbaşkanı, öte yanda partisini iktidara taşımış bir başka partinin başbakanı...

Eğer Anayasa değişikliği ile önümüzdeki bu karmaşayı engellemezsek, bu ülkeyi kaosa itmiş oluruz. Anayasa’nın değişmesi ve mutlaka bir karar vermemiz gerekir. Ya parlamenter rejime devam edilmeli veya başkanlık sistemine geçilmeli. Türk toplumu gibi uzlaşıdan uzak, en basit esnekliği ödün vermek olarak gören bir ülkede yaşanacak “yetki kavgası”, her şeyin durmasına ve yıllarımızın kavgayla geçmesine yol açar.

Bugün, her ikisi aynı partiden gelen, ne kadar kırgınlıklar olursa olsun yine de iyi geçinmeyi sürdürmek isteyen iki kişi arasında bile böyle bir yetki tartışması çıkabiliyorsa, yarın iki ayrı partiden gelecek cumhurbaşkanı ve başbakanlar arasında herhalde sokak kavgası çıkar.