Kanuni'den çarpıcı açıklamalar

Halit Ergenç Elle dergisinin sorularını yanıtladı

28 Mart 2011, Pazartesi 10:59
A A

Neden oyuncu olmak istediniz?

- Aslında şarkıcı olmak niyetindeydim. Burada müzikallerde oynadım. Ve bunu Amerika’da devam ettirmek istedim. Oraya gidip 1,5 sene kaldım; pek çok müzikal izledim, bir dolu görüşmeye katıldım. Hatta bir çocuk müzikalinde bile oynadım. Ancak müzikallerin bana ileri dönük hiçbir şey vermeyeceğini, beni tatmin etmeyeceklerini gördüm. Çünkü zaten çok sevdiğim ve rol almak istediğim beş müzikal vardı. Öyle olunca insan karanlığa düşüyor. Bunu fark ettiğimde, o ana kadar kendime hedef seçtiğim şeyi bir anda kaybettim. Oturup kara kara düşünmeye başladım “Ben bu memlekete geldim, yaşamaya başladım, peki şimdi ne yapacağım?” diye. Geri dönmeyi de düşünmüyordum. O dönem aklıma aşçılık ya da masaj terapi okumak gibi fikirler geldi. Kendime bambaşka bir hayat kurayım dedim. Bunları düşünürken İstanbul’dan bir müzikal teklifi geldi.

Ve hayatınız birden değişti...

- Evet! “Doğu Yakası Hikayesi”nde Özcan Deniz’in karşısında kötü adamı oynayacaktım. Beni çağırdılar, apar topar iki-üç gün içinde buraya geldim. Ne var ki geldiğim gün işin iptal olduğunu öğrendim; sponsorlar parayı çekmiş. Ancak çok ilginç bir şey oldu: Kadıköy’de oturan anneme gitmek üzere Boğaziçi Köprüsü’nden geçerken çok farklı bir hissiyata girdim. Amerika’da ne kadar yalnız, ne kadar mutsuz olduğumun ayırdına vardım. Sanki yüreğimde bir kafes, kafesin içinde bir sürü güvercin varmış, tam köprünün ortasında biri anahtarı çevirmiş gibi... Hepsi uçuverdi. O an inanılmaz bir rahatlık hissettim. Ertesi gün toplantıya gittim. Utana sıkıla bana “Halit Bey, biz sizi buraya getirdik; ama kusura bakmayın, iş iptal oldu. İstediğiniz kadar burada vakit geçirin, dönüş biletinizi istediğiniz vakit kullanın” dediler.

Yani ucu açık bir Amerika biletiniz vardı.

- Aynen. Bunlar 2002’de oldu. Ve ben henüz turistik amaçlı bile olsa, Amerika’ya gitmedim. Gerçi New York’u tekrar görmeyi, yaşadığım ve çalıştığım yerleri, gezdiğim sokakları tekrar görmeyi çok isterim. Ben de orada herkes gibi garsonluk, barmenlik yaptım, bir sürü işte çalıştım. Şimdiki halimle oraları tekrar gezmeyi istiyorum. Bu olay, benim için bir dönüm noktasıydı. Burada işimi daha iyi yapabileceğimi fark ettim. Özgeçmişimi hazırladım, bütün yapımcılara gittim. Rahmetli Osman Yağmurdereli’ye çok şey borçluyum. Amerika’ya gitmeden önce birlikte çalışmıştım. Dönünce de beni boş bırakmadı. “Zerda”, “Aliye”, “Binbir Gece”, o arada birkaç film ve şimdi de “Muhteşem Yüzyıl” işte...

AKILLI İNSAN GEREKİRSE
BOYUN EĞMEYİ DE BİLİR

Sizin için güçlü kadın kimdir? Güçlü kadını nasıl tarif edersiniz?

- Akıllı kadına güçlü kadın derim.



Erkeklerin güçlü ve akıllı kadınları pek tercih etmedikleri hatta onlardan korktukları söylenir. Niye?

- Çünkü bu seçenek zor. Çevrenizde çok soru sormayan, pek sorgulamayan bir insan varsa, hayat daha kolay. Siz kendi kafanıza göre bir hayat kurar, onu bu hayata dahil eder; bazen onu onurlandırır, bazen de umursamazsınız. Ama akıllı kadın sorgular ve kendi varlığını ortaya koyar. Mesela “Muhteşem Yüzyıl”ın yaşandığı dönemde böyle bir şey mümkün değildi. Kadınlar o zaman da akıllılardı. Ancak hak aramak ve hak sahibi olmakla ilgili pek fikir yoktu o çağda. Bugün durum farklı. Pek çok ülkenin üst düzey yönetiminde kadınlar var. Dolayısıyla güçlü kadın, akıllı kadındır. Akıllı kadın her zaman her dediğini yapan, her dediğini yaptıran da değildir. Bazen ne yapılması gerektiğini anlayıp boyun eğendir. Aslında bu her akıllı insan için geçerli.

Hayatınızdaki ilk güçlü kadın örneği kimdir? Ailede öyle biri var mı?

- Var, iki tane. Biri anneannem... Sevgisi çok güçlü bir kadındı. Anneannemin sevgisi ılık bir rüzgar gibiydi. Sarardı, hiçbir zaman üşütmez, hiçbir zaman yakmaz ama her zaman etrafınızda hisseder ve hep olsun istersiniz. Anneannem kimse hakkında kötü konuşmazdı, kimsenin dedikodusunu yapmaz, herkesten sevgiyle bahsederdi. İkinci örnek de annemdir.

KULAÇ ATMAYI DEĞİL
SU ALTINDA OLMAYI SEVERİM

Çok yoğun olsanız da, hayatınızda sadece iş yoktur herhalde. Bizim bilmediğimiz, keyif aldığınız bir şey söyleyin.

- Şimdi oğlum Ali var. Onunla vakit geçirmek inanılmaz. Onun dışında, çocukluğumdan beri en çok keyif aldığım yer, denizin altı. Ben kulaç atmayı sevmem, deniz varsa ben mutlaka altındayım. O yüzden benimle yüzen sıkılır.

Sesinizin çok güzel olduğunu biliyorum. Evde şarkı söyler misiniz?

- Sevinç, üzüntü, kızgınlık gibi duygular yoğun olduklarında, içimden bir şarkı çıkar. Ve sözleri, ben farkında olmadan, birebir o durumu anlatır.

Peki, keyifsizken neşenizi en hızlı yerine getiren nedir?

- Kesinlikle müzik. Kendimi daha iyi, daha yüksek hissetmek istediğim zaman ona göre müzik dinlerim.

Neler dinlersiniz?

- Çok farklı müzikler dinlerim. Björk’ü çok severim. Zagrep’e gittiğimizde senfoni orkestrasıyla Sting konserini izledim. Onun kayıtları var, bugünlerde onu sık dinliyorum.

BERGÜZAR’IN ZARİF VE
İNCECİK BİR RUHU VAR

Eşinizi (Bergüzar Korel) onu hiç tanımayan birine nasıl anlatır, nasıl tarif edersiniz?

- Güçlü bir kadın derim. Narin derim. Çok zarif, incecik bir ruhu var derim.

Evde iki oyuncunun olması nasıl bir durum?

- Evde iki muhasebecinin olmasına benziyor herhalde.



Baba olmak sizi nasıl değiştirdi?

- Baba olmak, beni gelecekle ilgili kendime ait kaygılarımdan özgürleştirdi. “Ben ne olacağım?” hissiyatını kafamdan attım. Gelecekte nasıl ayakta duracağım diye bir sıkıntım yok artık. Çok ilginç, babam da “Oğlum, ben nasıl olsa yaşarım, önemli olan sizsiniz” derdi. Gerçekten öyleymiş. “Baba olunca anlarsın”, “Şimdi korkuyorsun ama doğduğu zaman böyle hissetmeyeceksin”... Hepsi doğruymuş. Tabiat öyle güzel dengelemiş ki her şeyi, bebek annenin karnında gelişirken sen de değişiyorsun. Ve bir anda hayat bambaşka oluyor.

OTOKONTROL SAYESİNDE
ŞÖHRETTEN ŞIMARMADIM

Şöhretin sizi şımartmaması için ne yapıyorsunuz?

- Otokontrol. Bu çok riskli bir meslek. Herkesin başına her an her şey gelebilir. Şöhret, para, sevgi bir anda gelir. Ve aynı şekilde hepsi bir anda gidebilir. Geldiği zaman, gidebileceğinin farkında olursanız, kendiniz gibi kalmayı başarıyorsunuz. Benim en büyük korkum, en baştan beri bu atmosferin, bu dünyanın içinde kaybolmaktı. O yüzden kendime hep “Sen sadece işine bak. Çünkü bugüne kadarki emeğinle bugün insanlar sana sevgi gösteriyor. Sen bu sevginin bir adım ötesine gidersen geri dönüş başlar” diyorum.

AŞKA İNANCINI YİTİREN
İNSAN İÇİN ÜZÜLÜRÜM

Kadınlarda imrendiğiniz özellikler var mı?

- İmrenmiyorum ama onlarda olduğu için sevdiğim özellikler var. Ama keşke bende de olsa dediğim bir şey yok.

Kendinizi hangi konuda çok zengin hissediyor, en çok neler için şükrediyorsunuz?

- Sağlığım için, akli dengem için ve ailem için şükrediyorum. Bulunduğum yer, bulunduğum konum için şükrediyorum.

Aşka inancını yitirmiş bir insana ne derdiniz?

- Onun için üzülürdüm.

Peki kendisine bir şey demez miydiniz? Mesela bu çok yakın bir arkadaşınızsa...

- Bırak derdim, bırak. İnanmamayı bırak, yaşamaya devam et. Aşk seni gelip bulacaktır.

3

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;