Kapalıçarşı değil Plakçılar Çarşısı...

Çarşamba, 23 Aralık 2009 - 05:00

Kapalıçarşı (atv) sanırım ismini değiştirecek. Gidişat gösteriyor ki Unkapanı Çarşısı olacak yakında dizinin ismi...

Birkaç hafta önce Olgun Şimşek, muhteşem bir türkü yorumuyla hem dizi izleyicilerinin, hem de internet takipçilerinin gözdesi olmuştu. Hatta Olgun için yakında albüm yapacak fısıltıları bile dolaşıyordu...

Önce bu yalanlandı. Olgun Şimşek pazar akşamı katıldığı İbo Şov’da yeteneğini birkaç kez sergiledi ama yarının da altını aynı tekrarla çizdi; “Albüm filan yapmayacağım”. Bunu koyun bir kenara...

Önceki akşam oyuncu Timuçin Esen, düğün şarkıcısı olarak katıldı diziye. Ve hakikaten yumuşak ses tonu ve yorumuyla kendini başka bir alanda da geliştirdiğini gösterdi...

Ben dizilere bu türde yapılan dışarıdan katkılara bayılıyorum. Hem özleneni izleyiciyle buluşturuyorsunuz, hem de şaşırtıyorsunuz...

Beyinlerine yatırım yapmıyorlar...

Medya Kralı’nda (Kanal D) göz önündeki, göreceli olarak da daha izole olmuş tiplerin katılması programın kalitesini yükseltiyor. Okan’ın kalite çıtasının en yüksek olduğu program Muhabbet Kralı ya, bunu bir not olarak kenara koyalım...

Medya Kralı’na katılan bilindik tipler bu hafta ilk kez sıradan memleket insanıyla aynı masayı paylaştı. Onlara ne sorulduysa, vatandaşa da aynıları soruldu...

Medya bilgileri sınavından her iki katılımcı da sınıfta kaldı. Oysa Shakespeare’nin de üst dilden konuşulduğu bu programda, gündelik gelen kültür başlığında “bilindik şöhretlerin” daha iyi bir kağıt vermesi gerekiyordu. Olmadı...

Nasıl olsun? Bir dizi oyuncusunun (birkaçını saymazsak) gazetede kendi haberleri dışında görüş okuyup, televizyona baktığını düşünmüyorum...

Hele ki 90 dakikalık dizilerde başrolde olanların. Ve tüm cehalet tortusuyla halktan kendilerini ayıran şöhret çizgisini kullanıp, üst sınıfta kalmaya devam ediyorlar... Oysa ki birikim olarak sadece içimizden biri hepsi. Bir adım ötesi değil. Büyütüldükleri hızla hayatımızdan çıkıp gidecek çoğu...

Cüzdanlarına yaptıkları yatırımları bir nebze olsun beyinlerine de yapmazlarsa...

Nuh Peygamber Türk müydü?

Yaşayan en sıkı bilim insanlarımızdan Dr. Muazzez İlmiye Çığ, 95 yaşın bütün birikimi, görkemi ve sempatisiyle önceki akşam Teke Tek’in (HaberTürk) konuğu oldu... Su gibi aklı ve sonuca giden önemli gollerini arka arkaya, soluksuz izledim. Arada tepesi atan Fatih Altaylı’nın alıştığımız seyirci polemiklerini saymazsak, program hakikaten dopdoluydu... Sümeroloji uzmanı olan Muazzez Hoca’nın iddiasına göre antik çağların büyük medeniyeti Sümerler Türklerin ata kavimlerinden biriydi. Hoca bunu, Sümer’den gündelik dilimize akan kelimelerle kanıtlamaya çalıştı... Meseleleri anlatırken ve çay içerken gösterdiği samimi tavrı nedeniyle, son tahlilde ettiği “Hz. Nuh Peygamber de Türk’tü” saptamasını not etmeyi unutmuşum... Tekrarını izleyince vakit kaybetmeden bölüşmek istedim sizinle. Bir de Fatih Altaylı’nın “Türkler uzaydan mı geldi?” sorusu. Önümüzdeki günlere imzasını atacak iki konu olacak bu; görürsünüz...

Bırakın sadece oynasın...

Engin Günaydın’ın başrolünü oynadığı Vavien isimli film bu hafta magazin bültenlerinin gözdesi oldu. Doğal olarak da talk şovlar da ilgi gösterdi oyuncuya... Ben, bazı adamların gerçek hayattaki kişiliklerinin tersine, oyunculuklarında çok konuşkan olduklarını düşünüyorum... Magazin kameralarına oynadığı filmi anlatmada çektiği güçlük, programlardaki sorulara, sonuca varmayan cümlelerle yaptığı açıklamalarla anladım ki Engin Günaydın sadece oynamalı... İyi bir konuk, manşet çıkaran bir magazin figürü olmaktan çok; oyunuyla, kameradaki yeteneğiyle büyüleyecek bizi Engin Günaydın. O yüzden “harici mikrofonları çekin Engin’in ağzından” derim ben...

Polat eşini sevsin!

Kadınlar Kurtlar Vadisi’ni (Star TV) izlemiyorlar mı dersiniz. Tam tersi. Dizinin ciddi bir kitlesi var o cenahta da. Ve bunların çoğu da en az erkek izleyici kadar dertli dizi hakkında... Bakın onlardan biri olan Şevval Hanım nasıl ayar çekmiş Polat’a? Benim Polat Alemdar’ı sorgulayan yazıma bir katkı olarak geldi ve muhatabına iletmek istedim... “Ben Kurtlar Vadisi Pusu fanatiğiyim. Ve Ebru Duru Alemdar diziye girdiğinden beride Ebru hayranıyım... Onun sadakati, Polat’a sevgisi, duru güzelliği, başına gelen bir sürü sıkıntıya rağmen sağlam durması beni çok etkiliyor. Ve hak ettiği değeri Polat’tan görmesini istiyorum. Ağabeyciğim, sen uyar da şu Polat eşiyle biraz ilgilensin, sevgi göstersin. En azından eşini öptüğünü görelim dünya gözüyle... Bir bayan olarak eşine asker arkadaşı gibi bakması inanın sinirlerimi bozuyor. Hele de Ebru hamileyken; lütfen Polat onu sevsin, onun için endişelensin. Lütfen”... Doğru mu doğru. Elçiye zeval olmaz!

İzlememek günah mı?

Bir okurum (Süleyman Ülgen) sormuş, çok güldüm: “Mesela Hanımın Çiftliği dizisine yapımcısı çok para harcamış. İnsan izlemezse günaha gireceğini düşünüyor... Dizilere harcanan bu kadar para heba olmasın diye izlemek mi günah, görmezden gelip izlememek mi, bilemedim?”... Tam Nihat Hatipoğlu’nu ilgilendiren bir soru. Bakılım ne yanıt gelecek hocadan...