KAPUU'DA AYAKKABI VAR!!!

Cumartesi, 21 Ağustos 2010 - 05:00

tasarımı ayakkabılar yapıp satan harika bir butik var: KAPUU. Baba ya da koca parasıyla sözüm ona ‘modacılığa’ soyunup giysi-takı yapanların fink attığı bir ortamda Burcu Kapu Işık, öz sermayesiyle ayakkabı tasarımına yönelmiş. Nişantaşı Bostan Sokak’ta ya da halkın taktığı adıyla Karakol Sokak’ta eski DKNY’ın yerinde ilk mağazasını açmış.

KAPUU’da tüm tasarımlar Burcu’nun imzasını taşıyor. Burcu 30 yaşında. İstanbul Üniversitesi Biyoloji Bölümü mezunu. 5 yıl ilaç şirketlerinde yöneticilik yapmış. Bu arada ayakkabı tasarımı üzerine yurt içi ve yurt dışında kurslara gitmiş. Milano’da eğitim almış. Moda ve tasarımla ilgilenenler Burcu’yu Mayıs 2006’da Nişantaşı’ndaki ‘Street Design Week’ten (Sokak Tasarımı Haftası) tanır.

Bir hafta boyunca ünlü tasarımcıların hazırladığı ürünler Nişantaşı sokaklarında sergilenmiş, bu etkinliğe özel bir kurulun seçtiği bazı genç tasarımcılar da kabul edilmişti. Burcu da o tasarımcılardan biriydi. Burcu’nun markası KAPUU’da seri üretim yok. Her ayakkabıdan sadece 8 tane yapılıyor: 36 ve 40 numaralardan birer, 37-38-39 numaralardan ikişer adet.

Diğer bir deyişle; KAPUU’dan aldığınız ayakkabının aynısını bir davette 5 kadının ayağında birden görme riskiniz sıfır! Bir çeşit kişiye özel üretim. Koleksiyonunda sadece 21 model var. Dedim ya ‘butik tarzı’ çalışıyor... Bu modellerin hepsi koleksiyonluk. Oradan buradan kopya yok. Butiğin dekorasyonu, ayakkabıların teşhir anlayışı da farklı. Raflar, yerler ayakkabı dolu değil. Etrafı karton kutular işgal etmemiş.


Tezgahtar, alt kata ‘825-A bej tokalıyı ver’ diye bağırmıyor. Çünkü tezgahtar yok, depo yok, alt kat yok. Kullanılan tüm malzeme ayakkabının ana vatanı İtalya’dan geliyor. Burcu malzemeleri bizzat kendi seçiyor. Talep halinde kişiye özel tasarım ve üretim de yapıyor. En geç 2 haftada da teslim ediyor.

Şimdi bu kadar laftan sonra doğal olarak fiyatları merak ettiniz: 350 TL ila 1300 TL arasında. 1300 TL olan da piton derisi... Bu arada 5-6 farklı model çanta da tasarlamış. Farklı bir ayakkabı giymek istiyorsanız mutlaka Burcu’nun kapısını çalın. Lütfen benim de selamımı söyleyin. Sizinle çooook ilgilenecektir. Bostan Sok. Hümeyra Apt. No.3 Daire.1 Nişantaşı-İstanbul Tel: (0212) 258 97 42

Kalpazankaya’da bir akşam yemeği
Çocukluğum Burgazada’da geçti. Adanın merkezine faytonla 10 dakika, yürüyerek 25 dakika uzaklıktaki Kalpazankaya’yı oldum olası sevmişimdir. Bir rivayete göre Osmanlı, başka bir rivayete göre de Bizans döneminde kalpazanlar bu koydaki büyük kayanın içinde para basarlarmış. Kalpazankaya’da sahibi Rum olan bir kır kahvesi varmış.

1959’da kahveyi İsmail Bucak alıp lokanta yapmış. Son 5 yıldır Kalpazankaya’daki bu lokanta pek bir gözde oldu. Bizim çocukluğumuzda ne yemekleri bu kadar iyiydi, ne de ambiansı. Akşamüstleri anneler-babalar manzarası güzel diye bir şeyler içmeye giderlerdi. Biz de o sırada ızgara köfte yerdik. Lokantanın bahçesinde salıncaklar ve Burgazlı büyük yazar Sait Faik Abasıyanık’ın heykeli vardı. Alkole bağlı sirozdan ölen Sait Faik’in elinden lokantanın sahipleri rakı kadehini hiç eksik etmezdi.

Salıncaklara binen çocukların benim gibi dikkatli ve ilgili olanları bu kadehli heykelin kime ait olduğunu merak eder ve sorardı. Bu sayede de Sait Faik’i tanırdı. Sonra, Ada Dostları Derneği, bu heykeli Sait Faik’in Burgazada’da annesiyle yaşadığı ve bugün müze olan evinin bahçesine taşıdı. Dernek yönetimi, lokantanın sahiplerinin her yıl yapılan Sait Faik’i anma gününden lokantaya gelenlerden rahatsız olup “Heykel bize bir katkı sağlamıyor” dedikleri için kaldırdığını söylüyor.

Lokantacılarsa, “Anma için gelenler yemek için rezervasyon yaptırmamıştı. Biz de doluyduk. ‘Yerimiz yok’ deyince bize küstüler. Heykeli de alıp gittiler” diyor. Sebep fark etmez, sonuç belli: Kalpazankaya’ya gelen çocuklar artık Sait Faik’i göremiyor, tanıyamıyor. Lokantayı 2002’den beri İsmail Bucak’ın kendisiyle aynı adı taşıyan torunu işletiyor. İsmail Bucak Jr. lokantanın o ‘nostaljik havasını’ bozmamış.



Kareli örtüler, tahta masa ve sandalyeler yerli yerinde duruyor. Bunlara ilave olan iki harika şey var: Birinci sınıf servis ve mükemmel yemekler. Bu çok hoş sayfiye lokantasına karadan faytonla, denizden tekneyle gidilebiliyor. Tekneyle gelenleri lokantanın adamları botla alıyorlar. Kalpazankaya’ya, İstanbul’dan sadece akşam yemeği için gelenler var. Sayıları da adadan gelenleri geçti. Kalpazankaya Lokantası son dönemde pek moda!

Benden söylemesi: 1 hafta önceden yerinizi ayırtın. Bu şan-şöhret ve ilgi fiyatları maalesef yükseltti. “Ben az yeriçerim” derseniz kişi başı 50 TL’yi, mükellef ve içkili bir akşam yemeği için ise kişi başı 80-90 TL’yi gözden çıkarmalısınız... Bu manzaraya, o mezelere, balıklara ve kuyuda pişen gerçek tandır kebabına bu para değer. Tel: (0 216) 381 15 04