Kararlar muhtelif

a
a
Perşembe, 18 Kasım 2010 - 05:00

Kredi kartları ile ilgili kart parası ödenmemesi gerektiğini yazmıştınız. Oysa ben tüketici hakları hakem heyetine başvurdum. İki üyenin muhalefetine rağmen kart parası alınacağı yönünde karar verdiler. Gerekçe olarak da, şayet itirazını kabul edersek mahkemeye gidildiğinde davayı kaybedeceksin, bir de masraf ödeyeceksin, onun için talebini reddettik diyorlar. Bu nasıl iş? Z.E.

İlginç bir karar. Hiç böyle gerekçe görmemiştim, duymamıştım. Bunu da duydum. Doğrusu olay karışık. Önce bana göre durum nedir? Her ücretin karşılığında bir mal veya hizmet vardır. Kredi kartı vatandaşa yapılan bir hizmet değildir, bankaların faiz aldığı ticari bir gelir kaynağıdır.
[[HAFTAYA]]
Dolayısı ile hem bankalara hizmet edecek hem de ücret ödeyeceksiniz. Buna “ne ala memleket” denilir. Şimdi de uygulamaya geleyim. Her şey yasal ise 5464 sayılı kanuna göre bu ücret ödenir. (Yanlış bir yasa hükmü)

Ancak banka ile vatandaş arasında yapılan sözleşmenin şartları Tüketici Hakları ile ilgili mevzuata uymuyorsa bu halde ödeme yapılmayacak. Ancak buna rağmen mahkemeler arasında görüş farkı var. Bunun da nedeni basit.

Çünkü bu davalar tüketici mahkemelerine “hakem heyeti kararına itiraz” şeklinde geliyor. Verilen kararın da temyizi yok. Kararlar kesin. Böyle olunca da kararlar arasında birlik yok. Muhtelif kararlar çıkıyor. Bu nedenle tavsiyem bu hususlarda dava yoluna başvurmaktır. Benim tavsiyem budur, cümlemi tekrar etme ihtiyacı duyuyorum. her ücretin karşılığında bir mal veya hizmet olmalıdır.

Düzeltme hakkınız var
Bir derneğin başkanıyım. Bulunduğumuz ilçede mahalli gazete yayınlanmakta olup bu gazetede aleyhime aslı astarı olmayan ithamlar içeren bir köşe yazısı yayınlandı. Bunu tekzip etmek istedim, gazete yazılarında tekzip olmaz denildi. Gerçekten böyle bir imkan yok mu? İnsanları karalamak bu kadar kolay mı? E.S.

Bir insanı karalamak bugüne kadar bu kadar kolay değildi ama günümüzde sanki bir sihirli el değdi, her şey tersine döndü. Düne kadar masumlar korunurken bugün saldırganlar korunuyor. Üstelik size de yanlış bilgi verilmiş. Basın Kanunu’nun 14’üncü maddesinde düzeltme ve cevap hakkı anılmıştır. Buna göre iki ay içinde düzeltme talep edilebilir.
Buna uyulmaması halinde de düzeltmenin yayınlanması kararının alınması için mahkemeye başvurulur ve mahkeme kararı ile düzeltme yazısı yayınlanır. Bu işin düzeltme faslı. Bir de manevi tazminat faslı vardır. Kişilik haklarına saldırı halinde saldırılan kişi manevi tazminat talep edebilir ve bunun için ayrıca dava açabilir.
Saldırının şiddetine, tarafların mali gücüne göre de manevi tazminata hükmedilir. Burada da bir eleştiri getirme ihtiyacı duyuyorum. Manevi tazminat hukukumuzda yetersiz biçimde düzenlenmiştir.
Talep edeni zenginleştirmeyecek seviyede tutulması mecburidir. Bu da maddi gücü olana dilediği gibi saldırma hakkı tanımaktadır ki manevi tazminat caydırıcı olduğu takdirde etkilidir. Yani bugün için etkisizdir. Ancak bundan “vazgeçin talep etmeyin” anlamı çıkmamalıdır.