Kardeş başına 1 saat düştü!

Çarşamba, 18 Şubat 2015 - 05:00

“Beş Kardeş” dizisi başladı. Kanal D pazartesi akşamına dakika başına on küsur espri hızıyla ilerlemeyen, sıcak, sakin ve samimi bir iş koydu... İki buçuk saat ilk bölüm bir o kadar da tekrarı sürünce mesele tam kardeş payı oldu. Her kardeşe 1 saat düştü diyelim. Gece sanki fazla uzundu... Onur Ünlü bir “Leyla ile Mecnun” beklentisinde olanları ters köşeye yatırdı. Karakterlerden absürtlük akmıyordu. Açıkçası kadronun seçim ve yerleşimi cuk oturmuştu. Bir dönemin samimi mahalle dizilerindeki sokak aralarında dolaşıp durduk... Hikaye karışık gibi görünse de belli ki bir iki bölüm sonra bir eksene oturacak. Ha, bir de unutmamak lazım, cins olarak karşı tarafın gördüğü haliyle af buyurun “odun” olarak tanımlanan erkek milletini “Beş Kardeş” bir miktar temize çıkardı... Erkekten ziyade insan olarak anılmayı hak eden hemcinslerimizi dikizlemiş olduk. Açıkçası hayal kırıklığı yaratmayan ama bir reyting mucizesi de beklenmemesi gereken yeni bir meselemiz oldu. Kardeş kardeşe geçinip gideriz artık...

[[HAFTAYA]]

BEN FİKRE BAKARIM!

Önceki gün ekranlar önce 21.00’de ardından da 22.00’de karardı. 30 saniye kadar süren bir siyah ekran üstünde “#Özgecanİçin” diye bir yazı belirdi... Öncelikle içimden dedim ki; “Bir acı ortak zihni bu denli bir araya getirebilir”. Sevindim hatta kanallar rekabeti bir kenara koyup ortak bir duruş çıkarmışlardı ortaya... Sonra meselenin bir reklam girişimi olduğu ortaya çıktı. Bir boya firmasının aklına gelmiş ve milyonlarca liralık reklam kuşaklarını Özgecan için satın almışlardı... Açıkçası ben bunu “ölümün üstünden rant elde etmek” meselesi olarak görmedim. Kimsenin aklına gelmeyen bir ekran lisanı geliştirmek reklam alana değil verene düştü... Hani bugün evden çıkıp hemen iki kutu boya alıp kenara koymayacağım. Ama şu ya da bu şekilde duyarlılık meselesinde öne çıkan o markayı da unutmayacağım. İçimizin rengini yüzümüze samimiyetle vurduğu için. Tebrikler!

SOKAKTAKİ TEPKİ!


Nihat Doğan’ın “Survivor Allstar” (TV8) yarışması dışında kalmasıyla boşalan kadroya eski futbolcu Ahmet Dursun yerleşti. Elbette Nihat-Pascal gerilimi üzerine kurulacağı belli olan bir matematik de bozulmuş oldu... Şimdi “Survivor” adasında potansiyeli çok yukarıda bir rekabetin tarafı olacak bir çift yaratmak gerekiyor. Acun Ilıcalı o işlerin formülünü iyi bilir, sıkıntı yok. Bu arada büyük kentlerde reklam panolarında boy gösteren Nihat Doğan’ın fotoğraflarının yırtıldığını ve hatta üstüne hakaret içeren yazılar yazıldığını gördüm. “Halk içine çıkamayacak duruma gelmek” temsili de olsa tam olarak budur sanırım!

Bir düğün bir cenaze!

Sevgili dostum ve Star Ana Haber sunucusu Nazlı Çelik hayatını Beşiktaş eski Başkanı Serdar Bilgili ile birleştirdi. Kendisine yeni yolunda ömür boyu sürecek mutluluklar diliyorum... Öte yandan müziğimizin efsane söz yazarı Fikret Şeneş’i yitirdik. Sadece kelimelerle yarım asır boyunca onlarca klasik yaratabilen o yüreği unutmayacağız, unutmamalıyız da. Allah rahmet eylesin... Hayat işte rüzgar gibi; bir düğün bir cenaze, bir iyi bir kötü savuruyor hepimizi bir yerlere...

Haftanın ekseni kaydı!

Ve Kazanan” isimli şarkı yarışması cumartesi gecesi Star ekranında olacak. Kanalın çok güvendiği bir iş olduğunu söylemeye gerek yok. Bana göre önemli olan vaat ettiğinin altını doldurabilmek. Malum şarkı yarışmalarının alıcısı yok eskisi gibi. Bahtı açık osun diyelim, bu bir... O saatte yayınlanan “Benzemez Kimse Sana” isimli performans yarışması da kanal tarafından cuma akşamına kaydırıldı. “Medcezir” dizisinden hemen sonra yayına girecek. Artık “Beyaz Show’un (Kanal D) karşısında kimselere benzemeyen bir performans çıkarmak zorunda, bu iki... Bu arada cuma geceleri yayınlanan “Mahşer-i Cümbüş” isimli şov programı da çarşamba gecesine kaydırıldı. Böylece çarşamba haftanın en ateşli gecesine sahip oldu; bu da üç... “3 Adam” (TV8) bir yanda “Mahşer-i Cümbüş” öte yanda. Eh arada tematik kanalların yıllanmış işleri de var kafa boşaltmak için; toplarsak kahkahalar birkaç parçaya bölünmüş oldu haliyle. Şov gecesi algısının haftanın ortasına kayması da cabası. Hayırlısı olsun diyelim...

Çok da aceleye gelmesin!


“Bu Tarz Benim” (Show TV) yarışmasına biraz daha dikkatle bakınca canlı olarak yayınlanmasının riskli olduğunu gördüm. Riskli çünkü yayın saatine sığabilmek için adaletsiz oylamalar yapılmak zorunda kılınıyor. Riskli çünkü kimi performans sergileyip yerin dibine girerken, kimi daha performansın ucunu göstermeden programın en yüksek puanlarına konuyor... Bir de aniden oyuncu koçu kesilebilen jüri üyelerini yadsıdım, ne yalan söyleyeyim. Bir tematik işte “her işten anlayan” bilirkişilere evrilmiş olmaları çok zorlama durmuş. Sonuç itibarıyla bu işleri az çok bilen sunucu Ebru Akel kanaat notunu veriyor ama ortaya çıkan tablo beni kesmedi... Neyse geçelim bunları. Evet, programda değişen bir şeyler var. Tekrar ediyorum, ismi de değişmeli. “İşte Benim Performansım” türünden bir şey olabilir. Jüriyi de yarışmacılara oylatabilirsek tabii!