Kare: 'Entelektüel Anlar'ın sineması

Cuma, 03 Kasım 2017 - 09:00

3 KASIM 2017 FİLMLERİ
 
Mayıs’ta Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye Ödülü’ne ulaşan “Kare” (“The Square”), İsveçli yönetmen Ruben Östlund’un beşinci uzun metrajı. Filmde Elizabeth Moss, Dominic West ve Terry Notary de rol alıyor.
 
‘Beş Engel-Hazır Giyim’ arası modern sanat tasviri
 
Boşanmış, iki çocuk babası ve hayır işlerine destek olan Christian (Claes Bang), bir çağdaş sanat müzesi küratörüdür. Bir sonraki şovu, yanından geçenleri başkaları için fedakarlığa davet eden, onlara sorumlu insan olduklarını hatırlatan Kare isimli bir enstalasyondur. Ancak bazen prensiplerinize uygun adımlar atmanız zordur. Christian’ın telefonunun çalınmasına verdiği aptalca tepki onu istemediği utanç verici durumlara düşürecektir.


 
Modern dünyada video-art ile sinemanın ilişkisi bir oyun alanına dönüşebiliyor. Fazlasıyla modern sanat eserine benzeyen filmler de üreyebiliyor. Duncan Roy’un “The Picture of Dorian Gray”inin (2007) öncüllüğü bir yana, Tom Ford’un “Gece Hayvanları” (“Nocturnal Animals”, 2016) da bu eğilimden özgün bir iş çıkardı. Claes Bang’in küratör prototipi, ‘viral video’ ile ‘modern sanat’ arasında gidip geliyor.
 
Açıkçası “Lars Von Trier’den Beş Engel” (“De Fem Benspaend”, 2003) ile “Hazır Giyim” (“Prêt-à-Porter”, 1994) arası bir entelektüel meta-komedi (film içinde film) işlevi görüyor “Kare” (“The Square”). Fazlasıyla çarpıcı ve katmanlı anlar bütünüyle nefes alıyor, ayaklanıyor. Ama sahnelerin odağını ‘diyalog’ olarak belirlemek filmin aleyhine işliyor.
 
Doyasıya keyif vermeden anlık heyecanlara hapsoluyor
 
Yönetmen gittikçe diyaloğa kaymanın zararını görebiliyor. Burada 110. dakikada bitse mucizevi duracak film, ‘sahne üzerine sahne’ bağlama inadıyla ‘bütünlüklü’ olma şansını yitiriyor. Soderbergh’in “Full Frontal”u (2002) kıvamında ‘sanat dünyası insanları’ tasviri savruk duruyor.
 
Östlund’un Terry Notary’dan aldığı etkili final performansı, Moss ile seks sahnesi öncesi gorilin eve girdiği sekans ve kum kulelerden destek alan video-art bölümleri etkili. Doğayla kültürün ‘boyutsuz’ çatışmasının izdüşümlerini kavramamızı sağlıyor. Bunları yeniden de izleme arzusu yaratıyor “Kare”. Ama temelde 144 dakikayı enine boyuna yürümek değil de, nokta atışı deneyimlerle devirmenin keyif verebildiği bir entelektüel oyuncağına dönüşüyor.
 
Yönetmen, kariyerinin başyapıtı olarak anılabilecek “İstemsiz”den (“De Ofrivilliga”, 2008) bu yana çarpıcı işlere imza atıyor. Bir dili var. Eleştirel dünyasını ‘absürd’ ve ‘grotesk’ öğelerden destek alan zeki minimalist komedi filmlerine malzeme ediyor. Ama gittikçe ustası Roy Andersson’ın geleneğinden uzaklaşıyor.
 
Bu durum da ister istemez sinemasını yaralıyor ve ‘açı-karşı açı tekniğindeki konuşmalar’ın yoğunluğuna hapsediyor. “Turist” (“Force Majeure”, 2014) iyi olsa da bir geri adımdı, burada kişisel bir modern sanat galerisi kıvamındaki “Kare”de bu durum tescilleniyor sanki.


 
Gerçek bir sanat eseri mi, riskli bir yapboz mu?
 
Film, gerçek bir sanat eseri. Bunu kimse reddedemez. Ama bunun kişisel tatmine kaymasıyla ‘entelektüel anlar’ın sefasının sürülmesi bir yana uzayıp sıkma ihtimali de olabiliyor. Bu da riskli bir yapboza yol açabiliyor ister istemez. Nokta atışı hamlelerle ‘daha net’ olunabilirmiş.
 
Ama film ciddi bir sanatsal şov yapma peşinde. Buna da kendini kaptırmış. Bu sebeple de Amerikalı oyuncuları iyi kullansa da özüne döndüğünde kendi ‘kare’sini yaralayabiliyor. Bu da Östlund için içine girmesi keyifli ve felsefi ama çok kalıcı olmayacak bir işi duyuruyor.
 
Modern sanatın ve kapitalizmin insanoğlunu hayvana dönüştürdüğü günümüz dünyasıyla ilgili cümleler de fazla tesir etmiyor bu sayede… Sosyal taşlamanın dozu iliklerimize işlemiyor, aksine belli bir düzeyde kalıyor.
 
FİLMİN NOTU: 5.6


 
Künye:
 
Kare (The Square)
Yönetmen: Ruben Östlund
Oyuncular: Claes Bang, Elizabeth Moss, Dominic West, Christopher Læssø, Terry Notary
Süre: 144 dk.
Yapım yılı: 2017
 
‘OHA Diyorum’: ‘OHA’ DEMEDEN ÖNCE AYNAYA BAK!
 
YouTube'da 3.5 milyon takipçiye sahip komedi ekibinin sinema filmi "Oha Diyorum!", Fırat Sobutay, Melih Abuaf ile Alper Rende’nin çok güvenilen mizah anlayışının esiri olmuş gibi. Yönetmenlik koltuğunda ise Ersan Özer var.
 
Fırat'ın (Fırat Sobutay) arabasını hırsızlar çalmıştır. İçinde onun kızının doğduğundan bu yana tüm resimleri ve videolarını içeren bir hard disk vardır. Melih (Melih Abuaf), Fırat ve Alper (Alper Rende), hard diski alabilmek için zorlu engelleri aşmak zorunda kalacaklardır. Bu mücadele onlar için aksiyon ve macera dolu geçecektir.


 
'Ali Kundilli', 'Cumali Ceber' derken YouTube'dan sinemaya transfer olan bir başka marka da 'Oha Diyorum!' oluyor. Fırat Sobutay-Melih Abuaf-Alper Rende üçlüsünden sadece birinin gerçek tecrübesi var. Ama burada “Siccin” (2014), "Siccin 2" (2015) ve "Sabit Kanca 2"nin (2014) senaristi, internet girişimcisi Ersan Özer'in senarist-yönetmen imzasıyla yüzleşiyorlar. 
 
Açıkçası yol komedisi 'Sağ Salim' ve ‘Kardeşim Benim’in tutmasıyla artan işler akla geliyor. Bu üçlünün antipatikliği sayesinde filmi izlerken, 'acaba komedi ekibi arkadakilerle bir bütün olarak mı canlanacak?' sorusu devreye girebiliyor. Filmin 90 dakikayı geçmemesi avantaj. Okan Sarul gibi bir kurgucu ile en azından ritim duygusuyla aşılayan film zaman zaman içine alabiliyor. Ama sinematografinin dizi piyasasındaki ucuz işçilikleri akla getirdiği kesin.


 
Öte yandan ağızdan ateş çıkma, suya doğru sallanma gibi efektler de bayağı duruyor. Prodüksiyon kalitesi kullanılamıyor. Yol komedisi hiçbir şekilde o iddialı, kaba ve boyutsuz isminin altını dolduramıyor. Aksine içinizden 'Oha yeter artık!' deyip geri çekilmemizi salık veriyor. Egemen Sancak, filmin tek başarılı ismi ve kazancı.
 
FİLMİN NOTU: 2.3


 
Künye:
 
Oha Diyorum!
Yönetmen: Ersan Özer                                                      
Oyuncular: Fırat Sobutay, Melih Abuaf, Alper Rende, Bahar Şahin, Mert Karadaş
Süre: 90 dk.
Yapım yılı: 2017
 
‘JIGSAW’: YÖNETMEN DOKUNUŞU HİSSEDİLİYOR
 
İlki 2004’te çekilen ve kısa sürede külte dönüşen ‘Testere’ serisinin sekizinci filmi “Testere: Jigsaw Efsanesi” (“Jigsaw”), yedi yıllık özlemi dindirme peşinde. Yönetmenlik koltuğunda ise tür sinemasına hakim işleriyle bilinen Alman asıllı Spierig Kardeşler var.
 
Polisler bir dizi cinayetten sonra, Jigsaw katilinin tüm işaretlerini taşıyan ve 10 yıldan uzun süredir ölmüş zannedilen bir erkeğin hayaletini ararlar. Böylece kendilerini korkutucu bir oyununun içinde bulacaklardır. John Kramer, dünyaya hayatın kendisi için minnettar olmamız gerektiğini hatırlatmak için mi geri dönüşmüştür? Yoksa bu olay bilinmeyen başka bir katilin tasarımlarını taşıyan bir tuzak mıdır?


 
James Wan’ın sinemaya kazandırdığı seriden halen ekmek yemeyi sürdürmesi Hollywood’un ayıbı. Ama kabul edelim ki 2004 tarihli “Testere” (“Saw”) ‘melez’ omurgalı bir korku klasiğine çoktan dönüştü. 2005’teki ikinci film en azından gerebiliyordu. Ama 2006, 2007, 2008, 2009, 2010 derken büyük perdede ve üç boyutta işkence seanslarından ibaret istismar filmleri izledik. Kontrolün Greutert, Bousman gibi isimlerin eline geçmesi elbette doğaldı.
 
“Undead” (2003), “Vampir İmparatorluğu” (“Daybreakers”, 2009), “Predestination” (2014) ile tür sinemasına başka bir boyut getiren Spierig Kardeşler, ‘Testere’ serisi içinde değerli bir yapıta imza atmışlar. Burada ilk filmin polisiye damarını koruyan, dingin ve gıpgri bir seri katil filmi akıyor temelde. Ama arada bir kez Tobin Bell gözükmese daha iyi olurmuş…
 
2010’da izlediğimiz hınzır “Piranha” (1978) yeniden çevriminin senaristliğini yapan Pete Goldfinger-Josh Stolberg ikilisi, “Testere: Jigsaw Efsanesi”nde metalaştırılmış insan bedeninden beslenmiyor. Aksine zaman zaman ucuz olsa da tutarlı durabilen, kurgusuyla ise ‘Testere’nin ahlaklı tarafına yarayan bir yapı kurmuşlar.


 
Spierig Kardeşler, ciddi vampir ve zaman yolculuğu filmleriyle (“Vampir İmparatorluğu” ve “Predestination”) sinema tarihinin yazılışına katkıda bulunmuşlardı. Ama bir ‘zombi komedisi’ (“Undead”) ile de ‘kült film külliyatı’na adını yazdıran ikili için elbette önemli bir başarı değil “Testere: Jigsaw Efsanesi”. Doğrusunu söylemek gerekirse film hiçbir şekilde heyecanlandırmıyor. Türünde/alt türünde yapılanları tekrarlıyor. Ama yönetmen dokunuşunun hissettirilmesiyle akılda kalacaktır.
 
FİLMİN NOTU: 4.5


 
Künye:
 
Testere: Jigsaw Efsanesi (Jigsaw)
Yönetmen: Spierig Kardeşler        
Oyuncular: Matt Passmore, Tobin Bell, Callum Keith Rennie, Hannah Emily Anderson, Paul Braunstein
Süre: 90 dk.
Yapım yılı: 2017
 
KEREM AKÇA’NIN VİZYON FİLMLERİ İÇİN YILDIZ TABLOSU:
 
SOYGUN (GOOD TIME): 7.5
THOR: RAGNAROK: 6.7
CİNGÖZ RECAİ: 6.5
İŞE YARAR BİR ŞEY: 5.8
AYLA: 5.7
BENİM VAROŞ HİKAYEM: 5.4
İZ (SPOOR): 5.4
DAMAT TAKIMI: 4.9
MUTLU SON (HAPPY END): 4.8
BLADE RUNNER 2049: 4.5
ÖLÜM GÜNÜN KUTLU OLSUN (HAPPY DEATH DAY): 4.5
ORHAN PAMUK’A SÖYLEMEYİN KARS’TA ÇEKTİĞİM FİLMDE KAR ROMANI DA VAR: 4.4
YOL ARKADAŞIM: 4.3
İLK ÖPÜCÜK: 4.1
BÖLÜK: 3.3



KORKU KAYITLARI (CRUCIFIXION): 3.2
UZAYDAN GELEN FIRTINA (GEOSTORM): 3.1
ANNE! (MOTHER!): 3
ÇAVDAR TARLASINDAKİ ASİ (REBEL IN THE RYE): 3
KERVAN 1915: 3
TAŞ: 3
AY LAV YU TUU: 2.7
DAMAT KOĞUŞU: 2.7
BİR NEFES YETER: 2.6
BABAM: 2.3
DÖRT KÖŞE: 2.2
KURTLAR VADİSİ VATAN: 1.6
 
BUNLAR DA VAR

*İlki ilgi gören aşk filminin ikincisi “Dünyanın En Güzel Kokusu 2”, Bestemsu Özdemir eklemesiyle şansını deniyor.

* ‘Kolpaçino’ serisinin yaratıcılarından çıkan “Ketenpere”, Şafak Sezer’le eğlendirmek istiyor.



*Ünlü Hint yönetmen Satyajit Ray’in yazdığı bir kitap serisinden uyarlanan “Macera Günlükleri: Sihirli Adaya Yolculuk”, Mo ile Melody’nin maceralarına odaklanıyor.
 
Yandex.Metrica