Karışık işler bunlar

Cuma, 27 Kasım 2009 - 05:00

17 yıllık evliyim, eşim çocukları da alarak evi terk etti. Bu durumda mal paylaşımı nasıl olur? Nafaka neye göre belirlenir? Birimizin ölümü halinde mal paylaşımı nasıl olur? T.B.

Onyedi yıllık evli biri için mal paylaşımı çok kolay olabilir ya da tam aksi çok zor olabilir. Bu nasıl yanıt demeyin, şöyle ki: Birincisi, eşlerin edindiği malvarlığı 1 Ocak 2002’den önce ise herkes kendi malını alıp gidecek. Bakın bu ne kolay. Ancak 1 Ocak 2002’den sonra edinilmiş mal varsa iş bu kadar kolay değil. Bu halde boşanma talebi tarihinde her iki eşin evlilik birliği içinde ve 1 Ocak 2002’den itibaren edindiği malların bir listesi yapılır. Bu malların parasal değerleri belirlenir ve bu değerler toplanır. Fazla değerli olandan az değerli olan çıkarılır, çıkan rakam aradaki farkı gösterir. Bu fark ikiye bölünür ve çıkan rakamın karşı tarafa ödenmesine karar verilir. İşte 1 Ocak 2002’den sonra edinilen mallar böyle paylaşılır. Bu paylaşma yapılırken şahsi eşyalar, bağışlar ve miras yolu ile elde edilen mallar hesaba katılmaz. Bu arada eşlerden birinin elde ettiği malın alımına öteki eş parasal katkı yaptıysa bu katkı da hesaptan düşülür. Tabii burada bir soru ortaya çıkar. Yapılan katkı nasıl ispatlanacak? Bilmem! Umarım katkı yaparken eşinizin elinden bir senet almayı ihmal etmemişsinizdir! Yeni sistemin daha karmaşık problemleri var ama anlatmaya kalksam kitap yazmam gerekir. Bugünlük bu kadar. Eşe nafaka bağlanmasına gelince. Maddi durumu iyi olanın geçim sıkıntısına düşene nafaka ödemesi gerekir, buna mahkeme karar verir. Ancak çok ama çok önemli bir hatırlatmam olacak. Eşlerden birinin çalışmıyor olması nafaka isteme hakkı verir mi? Uygulamada veriyor ama uygulama yanlış, çalışma imkanı olur da çalışmazsa nafaka tayin edilmemesi lazım. Bunu da hatırlatmış olayım. Eşlerden birinin ölümü halinde mal paylaşımı kalan eş ile ölenin mirasçıları arasında yapılır.

Yanıt: Evet

Askere gitmeden önce uyuşturucu kullanıyordum. Askere gittim, bıraktım. Ancak tam terhis olacağımda şeytana uydum, çarşı izninde temin ettim, birliğe girerken yakalandım. Askeri mahkemeye sevkedildim, mahkeme görevsizlik kararı vererek sivil mahkemeye sevketti. Şimdi bu yakınlarda duruşmam var, ben yargılanabilir miyim, yani cezai ehliyetim var mı? S.G.

Cezai ehliyetin yokluğu bizim yasalarımızda sayılmıştır. Bunlar, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik, alkol ve uyuşturucu madde etkisi altında olmak. Ancak bunlar da mutlak değildir. Örneğin yaş küçüklüğü yaşa göre kademelidir, küçük yaş cezai ehliyeti tamamen kaldırırsa da nisbeten büyük yaş indirim nedenidir. Keza akıl hastalığı da önemli bir akıl hastalığı ise sorumluluğu yoktur ama işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiye verilecek ceza indirimli uygulanır. Sağır ve dilsizlerde de yaş sınırları vardır, kademe kademe indirimli uygulanır. Geliyorum uyuşturucu veya alkol etkisine. Bunda indirim uygulanabilmesi için alkol veya uyuşturucunun iradi olarak alınmış olmaması lazımdır. Burada uyuşturucu etkisi altında suç işlemiş olmak, uyuşturucu bulundurmaktan ayrı düşünülür. Bulundurmak veya kullanmak ayrı bir suçtur. Sonra siz askere elverişli neredeyse sonuna gelmişken bunlardan birinin uygulanması düşünülemez. Yani sağlıklı bir kimsesiniz.

Henüz problem yok

32 daireli bir apartmanda daire aldım. Binada 12 kişi oturuyor. Kat maliklerini toplamak yönetimi oluşturmak lazım. Toplantı için çağrı yaptım. Birinci toplantıda nisap oluşmadı, ikinci toplantıya yedi kişi katıldı. Toplantıyı yaptık yönetici seçtik, bazı kararlar aldık. Bu kararları uygulamak mümkün mü? Ü.D.

Toplantı yapmak, karar almak yasada belirlenmiş şartları uygulamakla olur. Sizin toplantınızda benim tespit ettiğim bazı aksaklıklar var ancak bu aksaklıklara rağmen toplantıda alınan kararlar uygulanır. Ne zamana kadar? Yaptığınız toplantının veya toplantıda alınan kararlardan bir kısmının mahkemeden iptali kararı alınana kadar. Şayet bir gün kararların iptali konusunda mahkemeden karar alınırsa o tarihten itibaren iptal edilen kararları uygulayamazsınız. Ancak böyle bir iptal kararı alınmazsa kararları uygularsınız. Kanunun açık hükümlerini ihlal etmediği müddetçe de uygulamanızda bir sakınca yoktur.