Ferhan Kaya Poroy

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/02/01/8186510.ferhan-kaya-poroy.png

Karşı oda...

Cumartesi, 06 Şubat 2010 - 05:00

Geçen hafta yazdığım üzere çocuklarla üç günlük bir Uludağ tatiline çıktım. Otel kötüydü, detaylarını size sonra yazarım. Sizi uyarır, kayak tatilinde dikkat etmeniz gerekenlerle ilgili bilgi veririm. Ama benim için tatilin kabusa dönüşen boyutu, aile içi şiddetle ilk kez bu kadar yakın bir temas içinde olmamdı. Çevremde hiç karısını, çocuğunu döven biri olmadı. Ne ailemde, ne komşularımda, ne arkadaşlarım arasında, kendinden daha savunmasız birini döven ya da savunmasız olup dövülen birini tanıdım. Aile içi şiddet benim için okuduğum haberler, seyrettiğim filmlerle sınırlıydı anlayacağınız. Ancak bu tatil bana hayatın başka bir yüzünü çok net bir şekilde gösterdi...

Her şey karşı odamda yaşandı. Yan yana üç oda tutmuş bir aile vardı. İlk gece kızlarını dövdü baba! 15-16 yaşında kızlar; tatlı mı tatlı, hayat dolu... O günün sabahında odaya girerken karşılaşmış, göz göze gelip selamlaşmıştık. Gece olup, korku koridorunda adamın ayak sesleri, küfürleri ve kızların bu seslere karışmış, “Baba tamam, lütfen, yapma” yakarışları yankılanınca uykumdan fırlayıp gayri ihtiyari açtım kapıyı. Ancak kapalı kapı ardındaki gürültüye müdahale etme cesareti bulamadım kendimde... Ertesi gün ise annelerinin feryatlarıyla inledi koridor. “Sizin bu psikopat babanızdan nefret ediyorum” çığlıklarıyla, sinir krizi geçiriyordu kadın. Koridor kabusu baba yine kapıdaydı. “Aç kapıyı” diye böğürüyordu adeta. Sonra tehditler başladı: “Nasıl olsa çıkacaksın, çıkınca döveceğim seni!” Bu kez dayanamadım ama açtım kapıyı “Allah Allah bu ne gürültü, ne saçmalık” diye bağırdım. Adam oralı bile olmadan odasına girip kapıyı kapattı. Ardından hızımı alamayıp resepsiyonu aradım. Durumu anlattım. Güvenlik geldi ama nafile... Ses kesilince yapabilecekleri bir şey yokmuş onların da! Ancak ses konusunda müdahale edebilirlermiş, ne yazık! Ertesi sabah kahvaltıda gördüm dayakçı babayı. ‘Sıcak sütünü’ kızına taşıtıyordu. “Cam kenarındaki masaya oturalım, oranın manzarası güzel” dedi, kızlar da kuzu gibi peşinde... Anne yoktu ortada; herhalde insan içine çıkacak hali olmadığı için. Kin dolu bakışlarla adamı süzerken hiçbir şeyden habersiz, geceyi uyuyarak geçiren Derin sordu: “Anne neden bakıyorsun o adama öyle...” Önce “Hiiç” diyesim geldi ama dayanamadım. Basit bir dille anlattım olanları. 100 kere hafifletilmiş hali bile olsa inanamadı olanlara... Uyardım onu; “Kadın dediğin başkaldırmalı, kendi parasını kazanmalı, kendi hayatını kimseye muhtaç olmadan yaşayabilmeli, sadece kendisi için değil, çocukları için de bu hakları onlar doğmadan önce elde etmiş olmalı. Tüm bunlar olmadan asla asla evlenmemeli, çocuk yapmamalı!” Bir de anneannemin lafı geldi aklıma, “Allah kötülerle karşılaştırmasın evladım!”