Kaşıkçı Elması'nın gölgesindeki aşk

Bugün Topkapı Sarayı'nda sergilenen ve dünyanın en ünlü elmaslarından biri olan Kaşıkçı Elması'nın arkasında İstanbul'a kadar uzanan büyük bir aşk öyküsü vardır. Tarihe acımasız, kara öfkeli ve kan dökücü bir adam olarak geçen Tepedelenli Ali Paşa bu elmasın simgelediği bir aşka düştü. Ama aşk ona hayatı dahil her şeyini kaybettirdi...

03 Kasım 2013, Pazar 05:00
A A

Adını tarihe Yanya Sultanı olarak yazdıran Tepedelenli Ali Paşa, Kayseri’den Balkanlar’a göç eden bir ailenin çocuğuydu. Hırslı ve acımasız bir kişiliğe sahipti. Gençliğinde elleri tabanca ve kılıçlardan hiç ayrı durmadı.

Önce Kurt Ahmet Paşa’nın, sonra Kaplan Paşa’nın hizmetine girdi ve kısa zamanda yükseldi. Ali Paşa’nın hayatını ve ruhunu katılaştıran olay 1775’te yaşandı. Bir çetenin saldırısına uğrayan babası ve annesi öldürüldü. Genç Ali Paşa, o gün anne ve babasının cesetleri başında intikam yemini etti. O günden sonra geçip gittiği her yerde arkasında kanlı izler bıraktı.

HAZIRLAYAN: Mehmet ÇELİK

Artık son derece acımasız ve hırslı biriydi. İnsan hayatının onun gözünde bir anlamı yoktu. Hırsının kurbanı olan ilk kişi hizmetinde olduğu Kaplan Paşa’ydı. Kızıyla evlenmesine karşılık Kaplan Paşa’ya işkence yapmadan öldürme sözü vermiş ve sözünü tutmuştu. Balkanlar sürekli kaynayan karışık bir coğrafyaydı.

Osmanlı yönetimi bir türlü gereken huzuru sağlayamıyordu. Ali Paşa sadece halkı değil çeteleri ve irili ufaklı derebeylerini bile korkutmuştu. Osmanlı yönetimi bu durumu takdir etti. Ali Paşa 1788’de Yanya Valiliğine getirildi.

'KATLİ VACİPTİR’

Pazvantoğulları, Osmanlı Devleti’ne isyan eden ve deyim yerindeyse kök söktüren bir aileydi. Kazığa oturtularak idam edilen bir dedeyle başlamıştır bu ailenin intikam öyküsü. Daha sonra Vidin Valisi’nin sancaktarı Pazvantoğlu Ömer’in idamıyla ailenin tavrı daha da keskinleşti. Pazvantoğlu Ömer’in oğlu Osman babasının ve dedesinin ölümünden kendine pay biçmişti. Pazvantoğlu Osman, kısa zamanda kendine bağlı çeteyi küçük bir orduya dönüştürdü. Osmanlıların zaaflarından yararlanarak Balkanlar’ın resmi olmayan tek hâkimi oldu. Osmanlıların atadığı vezirlere emir verecek kadar pervasız ve güçlüydü. Yapılan askeri operasyonların tümü başarısızlığa uğrayınca ‘Katli vaciptir’ fetvası verildi. Sonra Kaptan-ı Derya Hasan Paşa’nın komutasında 100 bin kişilik ordu ile hakkından gelinmek istendi. Vidin Kalesi’ne çekilen Pazvantoğlu Osman’ın kaderi Fransa’nın Mısır’ı işgaliyle değişti. Ali Paşa bu esnada kendi hesabına Pazvantoğlu Osman’ı öldürmek istediyse de İstanbul’dan gelen bir emirle onu Vidin Muhafızı olarak resmen tanımak zorunda kaldı. Ama İstanbul’a sadık görünen Ali Paşa, olayları izleyen padişahın gözüne girmişti artık.

ÇUVALA KAPATILAN CANLAR

Acımasızlığı yanında geleneksel ahlak kurallarına bağlı muhafazakâr bir kişi olan Ali Paşa’nın öfkesine kurban giden kadınların ilki ise oğlu Muhtar Paşa’nın sevgilisi Frosini Hanım’dı. Frosini Hanım, saraya yerleşmiş, kendisine âşık olan Muhtar Paşa’ya istediğini yaptırıyordu. Ama Muhtar Paşa’nın hediye ettiği değerli bir yüzük onun kaderini değiştirdi. Frosini Hanım’ın yardımcısı yüzüğü paraya çevirmek için bir kuyumcuya gitti. Yüzüğü satın alan kuyumcu böylesine güzel bir yüzük ancak ona yakışır diye Muhtar Paşa’nın eşi Paşo Hanım’a sattı. Yüzüğü tanıyan ve satın alan Paşo Hanım, aradığı fırsatı bulmuştu. Ali Paşa’ya gidip şikayetçi oldu. Ali Paşa, aralarında Frosini Hanım’ın da bulunduğu ve şehirde kötü tanınan ne kadar kadın varsa tutuklattı. Mahkeme başkanı olarak onları yargıladı ve hepsinin öldürülmesine karar verdi. Kadınlar çuvala koyulup ayaklarına taş bağlanarak göle atıldı.

PAHA BİÇİLMEZ YÜZ GÖRÜMLÜĞÜ

Bir zamanlar Pigot adındaki bir Fransız subayının Hindistan’da bir mihraceden satın aldığı bu elmas birkaç el değiştirdikten sonra Napolyon’un annesine geçmişti. Napolyon, tahttan indirilip sürgüne gönderildiğinde annesi oğlunu kurtarmak için bu elması müzayede yoluyla satmıştı. Satın alan kişi de Ali Paşa’nın adamlarından biriydi ve yüz elli bin altın ödeyerek müzayedeyi kazanmıştı. Ali Paşa, aşık olduğu Vasiliki Hanım’a yüz görümlüğü olarak da boynuna bugün Topkapı Sarayı’nda sergilenen Kaşıkçı Elması’nı taktı.

Yüzükle başlayan olaylar ‘Kaşıkçı Elması’ ile bitti

Öldüreceği kızla evlendi

Bu konuda Ali Paşa’ya tek eleştiri eşi Ümmü Gülsüm Hanım’dan geldi. Daha sakin olması gerektiği konusunda uyarılan Ali Paşa tabancasını çekip ateş açtı. Korkudan bayılan genç kadın daha sonra odasına kapandı. Ali Paşa ertesi gün, Ümmü Gülsüm’ün odasına girmek isteyince kapı açılmadı. Öfkelenip kilitleri kıran Ali Paşa’nın kendisini öldürmek için geldiğini zanneden Ümmü Gülsüm Hanım korkudan öldü. Bunun üzerine Ali Paşa, bunca olaya neden olan yüzüğü satan kuyumcuyu bulup öldürmek istedi. Ailesiyle birlikte kuyumcunun öldürülmesini emreden Ali Paşa adamlarıyla birlikte kuyumcunun evine gitti. Kuyumcuyu bizzat kendisi öldürmek istiyordu. Ama avluda önüne kuyumcunun kızı Vasiliki Hanım çıktı. Kuyumcunun kızı Vasiliki Hanım, Ali Paşa’nın ayaklarına kapandı. Bir suçları olmadığını anlatan Vasiliki Hanım, babasının, annesinin ve kardeşlerinin canlarının bağışlanmasını diledi.

BÜYÜK AŞK BÜYÜK ELMAS

Vasiliki Hanım’ı görenlerin “Allah bir benzerini daha yaratmamıştır” dediği rivayet ediliyordu. Bu rivayet doğru olmalıydı, çünkü Ali Paşa genç kızın güzelliği karşısında donup kalmıştı. Herkesin canını bağışladı. Sonra Vasiliki Hanım’ı alıp sarayına götürdü. Ali Paşa, dinini değiştirmeyen Vasiliki Hanım ile evlendi. Yabancı ülkelerden konukların davet edildiği, kuş sütünün eksik olmadığı sofraların kurulduğu ve Yanya tarihinde eşi görülmemiş bir düğün yapıldı. Yüz görümlüğü olarak da boynuna bugün Topkapı Sarayı’nda sergilenen Kaşıkçı Elması’nı taktı. Öfkesini rafa kaldıran Ali Paşa artık başka birine dönüşmüştü. Halk arasında Aşık Paşa’ya çıkmıştı adı. Yanya Gölü’nde aşık olduğu kadınla birlikte sandal gezilerine çıkıyor, başını Vasiliki Hanım’ın dizlerine dayayıp şarkı bile söylüyordu. Vasiliki Hanım’ın güzelliği dillere destandı. Ali Paşa’yı ziyaret eden bir Fransız soylusu not defterine “Doğuda onu gölgeleyecek bir güzellik daha yaratılmadı” diye yazmıştı.

AŞKIN SON GÜNÜ

Ali Paşa’nın artan gücünü kırmak isteyen İstanbul’daki gözler bu ilişkiyi bir fırsat olarak gördü. Çerkez Hurşit Paşa, Ali Paşa’nın kellesini almakla görevlendirildi. Önce Ali Paşa’nın din değiştirdiği söylentileri yayıldı. Hurşit Paşa hazırlıklarını tamamladıktan sonra, Ali Paşa’yı Yanya Gölü’nde bulunan adadaki Pandaleymon Manastırı’na çağırdı. Ali Paşa neler olacağını anlamıştı. Ama artık gözünde servetinin ve politik gücünün bir değeri yoktu. Vasiliki Hanım’ı da yanına alıp manastıra gitti. Bütün haklarından, malından mülkünden vazgeçtiğini söyledi.

KAFASI TEPSİYE KONDU

Tek istediği hayatının bağışlanması ve Vasiliki Hanım’la birlikte bir çiftliğe yerleşmesine izin verilmesiydi. Tabii ki böyle bir şey olmadı. Çerkez Hurşit Paşa bir emir kuluydu. Ali Paşa’nın ve erkek çocuklarının başını kesip yanına aldı. Ayrıca Ali Paşa’nın malına mülküne ve bu arada Kaşıkçı Elması’na da el koydu. Çerkez Hurşit Paşa, İstanbul’a doğru yola çıktığında yanında Vasiliki Hanım da vardı. Ali Paşa’nın başsız gövdesi Yanya’ya gömüldü. Başı ise padişaha gösterildikten sonra Zeytinburnu’nda bir mezarlığa gömüldü. Vasiliki Hanım, bir süre Bursa’da tutuldu. Sonra affedildi ve memleketine gitmesine izin verildi. Kaşıkçı Elması da Topkapı Sarayı’nın hazinesine alındı.

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;