Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Katılım oranını düşük mü kalacak?

Pazar, 10 Ağustos 2014 - 05:00

Seçimlerle ilgili en çok neyi merak ediyorum biliyor musunuz? Katılım oranını! Tamam, elbette sonuçları da merak ediyorum ama sonuç, katılım oranına göre değişeceği için en çok katılımı merak ediyorum.

[[HAFTAYA]]

Katılımın az olabilme ihtimali yüksek. Nedenleri çeşitli:

1. En güçlü adayın çevresi “bu iş bitmiştir, biz sonrasını konuşuyoruz” diye öyle bir propaganda yaptı ki bir yılgınlık ve vazgeçme durumu yaratabilir. Boşuna gitmeyeyim, nasıl olsa kazandı algısı öylesine yoğun hissettirildi ki sonunda kendileri bile korktu da, aman gidin oy verin demeye başladı.

2. Ağustos, tatilin tam da ortası. Yazlığına giden, yaylaya çıkan, tatil programını çok önceden ayarlamış ve bunun için para yatırmış olan, ayak sürüyor. Geri dönmüyor, vazgeçmiyor, iptal etmiyor.

3. Belediye ve milletvekili seçimlerine önem veren seçmen, cumhurbaşkanını ilk kez seçecek ve bunun anlam ve önemini tam kavrayamadı. Hele adaylardan biri de zaten başbakan olunca, bir şey değişmeyecek gibi geliyor.

4. Adayların hiçbirini kendi meşrebine uygun görmeyenler boykot etmenin en çok oy alan adaya yarayacağını görmezlikten geliyor. Oy vermeyeceğim işte derken de oy verdiğini hesaba katmıyor.

5. Zaten hiç umru değil, zaten siyasetle ilgilenmiyor, zaten kararsız ve kopan bütün bu gürültüden çok sıkılmış. Bunları alt alta toplayınca son zamanların en düşük katılımıyla karşılaşırsak hiç şaşırmayacağım. Ve maalesef turizmciler de iptal yok, oteller dolu, ek sefer de koymadık diyor. Galiba seçmen oy vermektense koyverdi!

Farklılıklarımız zenginliktir

Bakmayın hepimizin uzman kesilip “Yezidileri kurtaralım, Ezidilere kapıyı açalım” dememize, bir kaçımız dışında kim daha önce duymuştu ki, Yezidi mi, Ezidi mi, Şafi mi, Şii mi, kimdir, nedir? Bir Alevileri bilirdik, bir de bir zamanlar bizim nüfus kağıdında Hanefi yazardı, kime sorup yazmışlar, niye yazmışlar o da belli değil! Ve bu bilgisizliğimiz aslında toplumsal barış için ne kadar doğal, ne kadar sağlıklı, yararlıydı! Komşularımızın, okul arkadaşlarımızın içinde Yahudisi, Ermenisi, Rumu vardı, birbirimizin bayramlarını kutlardık.

Biz mi karar veriyoruz?

Önemli olan ahlaklı insan olmaktı, çalmayan, müşterisini kandırmayan, komşusuyla iyi geçinen, çoluğuna çocuğuna iyi davranan! Dünyanın neresinde doğacağımıza, dinimizin, mezhebimizin ne olacağına, anamızın babamızın kim olacağına biz mi karar veriyoruz? Gazzeli çocuk, on km ötede doğsaydı Yahudi çocuk olacaktı! Ezidi kadın, şimdi tecavüze uğramak korkusuyla IŞİD’den kaçacağına, bir başka kasabada doğsa ve Sünni olsa, sevinerek karşılayacaktı onları! Tayyip Erdoğan’ın en güzel deyişi, “Biz yaradılanı yaradandan ötürü severiz” lafıdır ki kimseyi ayırmayız anlamında. Laik ve insan haklarına saygılı bir ülkede de, kimse inançlarından ötürü sorgulanamaz, din ve mezhep ayrımcılığı yapılamaz.

Neden düşman olalım?

Yapıldığı zaman işte Suriye ve Irak’da olanları görüyorsunuz. İnsanlar, sadece başka inançlara ait olan aileler içinde doğdukları için, yaşam hakkı ellerinden alınıyor, eziyet ediliyor. Dinimiz, mezhebimiz, rengimiz, ırkımız, cinsimiz, dilimiz, bizi birbirimizden farklı kılan her ne varsa, biribirimize düşmanlık nedeni değildir, olsa olsa zenginliktir. Hepimiz bu dünyanın çocukları, aynı yaradanın yarattığı değil miyiz? Oyunuzu bu farklılıklara bakarak, öfkeyle, kinle değil; sevgiyle, gülerek verin ki hayırlı olsun.

Hukuka ve insana saygılı

Cumhurbaşkanı adayı Başbakan Tayyip Erdoğan’dan son sözler: “YSK, son seçim filmimizi beğenmedi, göstermeye devam ediyoruz. Buyursun, engellesin! (arada şiir okuyor) YSK, Hadi gel şimdi beni sustur!” “Mahkeme Başbakanlık Sarayını durdurma kararı verdi. Buyursun durdursun. Devam ediyor. Girip oturacağız.” Kadın gazeteciye saydırıyor: “Aşşağılık kadın, kimsin sen yaa? Haddini bil!” Yasaya göre cumhurbaşkanı seçilince partisi ve hükümetle ilişkisi kesiliyor. Ama kendisi, balkon konuşmasını parti binasından yapmayı, MYKY’yı toplamayı ve hükümeti yönetmeyi düşünüyor. Kim engel olacak ki?