Katilin son mesajı!

Özgecan Aslan'ı öldüren katil zanlısı Suphi Altındöken'in yakalanmadan önce en son görüştüğü akrabası konuştu: Cep telefonundan mesaj atıp, aranıp aranmadığını sordu

Salı, 17 Şubat 2015 - 16:22

Katilin son mesajı!

Mersin’in Tarsus ilçesinde Çağ Üniversitesi birinci sınıf öğrencisi 20 yaşındaki Özgecan Aslan’ı öldüren 26 yaşındaki Suphi Altındöken, mahkemedeki ifadesinde, olay sonrası Yeşilyurt Mahallesi’nde oturan akrabası Y.T.’nin evine gittiğini, evden çıktıktan sonra jandarmalar tarafından yakalandığını söylemişti.

Zanlı Altındöken’le en son görüşen ve hukuk işleriyle uğraşan akrabası Y.T., Al Jazeera’ye konuşup yaşananları anlattı.

“Evime gelmeden bir gün önce sabah saatlerinde cep telefonuma mesaj geldi. Suphi mesaj atmıştı. ‘Yakalamam var mı’ yazıyordu. İşlerimin yoğunluğu nedeniyle geri dönemedim, ilgilenemedim. Öğlen saatlerinde aradığımda ise telefonu kapalıydı. Ertesi gün, mesai bitimi eve gittim. Kısa süre sonra Suphi geldi. Yüzünde, gözünde yara benzeri şeyler vardı. Ne olduğunu sordum. Minibüste iki kişi kavga etti. Telaş içindeydi. Ben de üzerimi çıkarıp konuşacaktım ki, evden ayrılıp gitmiş. Daha sonra yakalanınca olayı öğrendim.

Bu kadar bir şey yapacağını tahmin etmemiştim. Mazot kaçakçılığı suçundan yargılanmıştı, ceza da almıştı. Ben de bununla ilgili bir şey için mesaj attığını sanmıştım. Zaten yakalaması olduğunu, böyle bir cinayet işlediğini bilsem 'Git, teslim ol' derdim”

'PSİKOLOJİK TEDAVİ GÖRMEDİ'

Y.T., Altındöken’in sorunlu bir yaşamı olduğunu, bunda büyük payın babası olduğuna inanıyor:

“O tamamen babasının kurbanı. Babasının annesine ve kendisine uyguladığı şiddetin etkilerini hep taşıdı. Sorunlu bir ailede büyüdü. Babası küçük yaşlarda, eline silah verdi, yaşına uygun olmayan yerlere götürdü. 4-5 yıl önce yaşadığı motosiklet kazası da psikolojisini bozdu. Ölümden döndü. Kafasının sağ tarafında hâlâ izleri vardır ve platin takılıdır. O kazadan sonra ne olduysa oldu. Psikolojik tedavi görmesi gerekiyordu. O tedaviyi de gitmedi. Eşiyle de arası bozuktu. Eşini de döverdi ama hiç şikayetçi olunmadı. Dört yaşında bir oğulları var. En son geçen ay, yine boşanma davaları vardı. Ama eşi, sırf çocuğu için vazgeçti. Bu olaydan sonra da evi terketti”

Y.T., Altındöken’in yaşamında istikrar olmadığını, ailesindeki geçmiş yaşantısının bu olaya neden olduğu inancında:

“Bazen bir melek bazen bir şeytandı. Ama son günlerinde iyiydi. Kendini işe vermişti. Çalışıyordu. Bunlarla uğraşırken bu cinayeti işlemesini aklımız almıyor. İlaç mı aldı, böyle bir şey yaptı, bilmiyoruz. Ailemiz adına da utanç duyuyoruz. Ölen kızın anne, babasına Allah yardımcı olsun”

Altındöken ailesinin yaşadığı sokağa sessizlik hakim. [Fotoğraf: Al Jazeera]

MAHALLEDE SESSİZLİK

Altındöken ailesinin yaşadığı Şehit Mustafa Mahallesi’nde ise sessizlik hakim. Komşuları hâlâ olayın şokunu yaşarken, cinayetle ilgili görüş ortak ve vahşet olduğu yönünde. Mahallede ağır basan düşünce, Suphi Altındöken’in, agresif ve sinirli bir yapısı olduğu. Babası ise mahalleliye göre, sakin ve kendi halinde.

Suphi için “Üzerime araba sürdü” diyen de var. Yaşadığı trafik kazasının, psikolojisini bozduğuna inanan da. “Böyle bir cinayetin hemen dibimizde işlendiğini bilseydik, linç ederdik” görüşü de azınsanmayacak halde.

Ailenin oturduğu evin karşısında oturan Zehra Gündüz, Suphi Altındöken için 'Kendi halinde, saygılı biri' diyor:

“Sabah erken çıkıp gece geç gelirdi. Ama ne zaman görsem, halimi hatrımı sorardı. Kafasını kaldırmadan gider gelirdi. Evlerinden bugüne kadar ses duymuş değilim. Nasıl böyle bir şey yapmış, onu aklım almıyor. Bu vahşeti yapacak biri değildi o, yanındaki kişi yaptırmıştır”

“Benim de başıma bir şey gelir” düşüncesiyle ismini vermek isteyen bir mahalleli, “Yıllardır burada yaşıyorlar. Sürekli evlerine adliyeden tebligatlar gelirdi. Suphi, sürekli muhtara gidip gelirdi. 4 yıl öncede babasını bıçakladı. Uyuşturucu hap, ne ararsan vardı. Eşini de dövüyordu. Aslında babası sakindi ama nasıl böyle bir işin içine girdi, bilmiyoruz” dedi.