Kavak Yelleri sıcak esti!

Perşembe, 30 Haziran 2011 - 05:00

Kavak Yelleri (Kanal D) uzun bir aradan sonra yine esti önceki akşam. Nerede kalmıştık, nasıl bırakmıştık bu çocukları vallahi hatırlamıyorum... En son Efe ölmüştü, bu moladan sonra yine dirilip geleceğinden emindim ama tutmadı bu öngörüm. Hortlayacak birileri yoksa ölecek birileri vardır elbette dedim ve hedefe çok yaklaştım sonra... Deniz’e araba çarptı. Ve bizim bin yıllık (o kadar mıydı sahi yıllar da karıştı bende) doktorumuz Aslı, Mine’yle birlikte karga tulumba arabaya taşıdı Deniz’i...

[[HAFTAYA]]

Hani o Yeşilçam filmlerinde sıklıkla rastladığımız “Açılın ben doktorum” narası patlatacak birini bekledim o an. O da gelmedi ve Deniz’in kaderi ilk yardım meselesinde gözümüzün önünde tekleyen Aslı’ya kaldı... Of be annem. Keşke Urla’da katmerdir, dondurmadır filan takılıp hiç gelmeseydiniz İzmir sahillerinden İstanbul’a, bu yaz sıcağında kentin her yeri sıcak esiyor. Üstüne bir de sizin ateşiniz; kavruluyoruz vallahi!

Dizidir o dizi!

Aha da Fox TV yeni fenomenini buldu. Dinle Sevgili isimli günlük diziyle belli ki yaz aylarında da istikrarlı bir reyting avında olacak kanal... Aslında diyorum, hazır bu rüzgarı yakalamışken bütün bir yayın akışını günlük diziyle doldurup hiç araya izdivaçtır, şifredir, şovdur filan atmasalar... Dizi aralarında hacet giderip reklam aralarında atıştırır, dizilerle uyur gideriz. Hem masrafsız da olur böylesi. Televizyonculuk dediğin artık diziden başka nedir ki?

Giydiriyorlar vallahi!

Ne giyeceğini şaşırmış kadın hüngür hüngür ağlıyor. Modacı ablası Nur Yerlitaş da jüriden fırça yiyen kızcağıza sarılmış teskin etmeye çalışıyor... Adını sorsanız giyim kuşam programı. Ama Türk tipi jüri her ne yarışması olursa olsun yarışanlara “sınıfın haylaz çocuğu muamelesi yaptıkça” böyle içli sahneler kaçınılmaz...

Hem giyinip hem de üstüne laf giydirilmesi adil değil valla. Çıkacak karşınıza biri anadan doğma “size ne benim ne giyeceğimden?” diye verecek karşı ayarı, kaçacak delik arayacaksınız sonra ey acımasız jüri üyeleri... Bu arada Nur abla seni ayrı koyuyorum. Sen ne giysin değil ama ne “giydirsen” yakışıyor. Sevgi kelebeğim benim...

Komiser Ayça’ya kıymayın efendiler!

Ekranda hele ki dizilerde öyle kahraman ölümlerine filan alışık olmadığımız için Kanıt’ta (Kanal D) diziye sonradan girip ilk önce çıkan Komiser Ayça’nın dünya değiştirmesi tuhaf oldu biraz... Bir önerim var. Aman kimse ölmesin, aman kanı yerde kalmasın. Hani böyle ölenleri diriltmek filan modayken Komiser Ayça’yı gönderelim Ankara’ya...

Katılsın Behzat amirin timine. Gerçi orada bir Hayalet var ama bir de gerçeği olsa fena olmaz; ne dersiniz? Hem hazır Komiser Ayça da cinayet bürodan olduğuna göre cuk olur, cuk!

Makaleden önceki notlarım

Star Akademi de (Star TV) başladı. Vallahi jüride hakikaten akademisyenler olduğu için (bkz. Ertuğrul Özkök) program hakkında makale tadında bir şeyler yazmak gerekiyor... Ama henüz yaptığım etütlerde yeterli veriye ulaşamadım. Kısaca yorumlayacak olursak bu yarışmada yarışanlardan çok jüri konuşulacak gibi... Dolayısıyla galip şimdiden belli.

Sıralamayı da yapalım; eğer Sayın Özkök izin verirse bir numaraya Ajda Hanım oturur. İkiyi Ertuğrul Bey kapar. Üçüncü sırada neredeyse lise öğrencisi gibi görünen Sertap Erener olur. (Bu arada Ajda Hanım’la birlikte ‘nasıl yaşlanılmaz’ diye ekstra bir program yaparlarsa ballı kaymak olur.) Son olarak da Atilla Özdemiroğlu mansiyona layık görülür... Eh diğerleri de doğal olarak “umut veren yetenek” ödüllerini paylaşır...

İkimizin şarkısı kalmadı...

Bugün mizahi kıvamda yazdığımız yazıların arasına bir de nazarlık koyayım istedim. Bir veda haberi bu. Ekran yaşamı çok kısa süren bir programın vedasının... Büyük prodüksiyonu, iddialı tanıtımları ve efsane seslerine rağmen Deniz Seki ve Yavuz Bingöl ikilisinin sunduğu Bu Şarkı İkimizin (Star TV) programı yayından kaldırıldı... Reyting canavarı daha yaza giriş yapmadan kanalların ümüğünü sıkmaya başladı anlayacağınız. Dilerim yaz yağmuru etkisinde olur; gelir geçer bu cendere...

Yandex.Metrica