Kavak Yelleri'ne şeytan karıştı...

a
a
Cumartesi, 28 Ağustos 2010 - 05:00

Dizilerde bölümler ilerledikçe “esinlenme” oranları da artıyor. Bir sezon için yazılmış olan dizi neredeyse yüzlerce bölüme ulaşınca orijinal hikayeler bulmak zor...

Kavak Yelleri’nde Mine’nin çalıştığı işyeri itibarıyla pozisyonu bana bir “çok satan” olarak sinemaya çevrilen “Şeytan Prada Giyer” filmindeki patron/asistan ilişkisini hatırlattı...

Bu detaylar, aynı anda iyi bir kitap kurdu ya da sinema izleyicisiyseniz gözünüzden kaçmayacak cinsten...

İki şekilde değerlendirebiliriz bu durumu. Biri, “Eh be birader, bu işler o kadar kolaysa, orijinal hikayeyi yüzlerce sayfalık senaryo haline getirmek çocuk oyuncağıysa, sen neden yapmıyorsun?” diye bir iç hesaplaşma sonunda susup kalmak...

Diğeri ise, “Daha yaratıcı bir eksen bulmak mümkün” diyerek tekere çomağı sokmak. Ben ikisini de yapmayacağım. Şeytan, Kavak Yelleri’ne girmiş bir kere...

Bu arada işe hakkını da verelim. Efe ve Güven ikilisi yeni bir ekran efsanesi olmaya doğru ilerliyor.

Dilerim Sarp Apak (Güven) iddia edildiği gibi diziden ayrılıp başka bir yol çizmez kendine...

Sadece bu hattan bile dizi iki sezon daha yürür çünkü!

Ekranda en iyi aşkı kim yaşıyor?

Hay dilimi eşek arıları soksaydı da “Ekrandaki en samimi aşk Yasemin ile Demir arasında yaşanıyor galiba” demeseydim... Bilmeyenler için yakın çevremde “Aşk ve Ceza” dizisindeki aşkın ekrandaki en gerçekçi aşk olduğunu söyleyenlerin varlığını yazdığımı hatırlatayım... Meğerse, uzak çevremde durumun hiç de öyle olmadığını düşünen ciddi bir kalabalık varmış. En çok da Asi dizisinin taraftarları bozulmuş bu tespite... Hemen hepsi “Asıl siz Asi’de Murat Yıldırım ile Tuba Büyüküstün’ün gösterdiği aşk performansını yazmalıydınız” diyerek serzenişte bulundu... Oysa ben, mevcut ekran üzerinden bir tespit yapmıştım. Yoksa unutulmaz aşklar arasında bir sürü örnek olmuştu geçmişte. Ama adı gibi, hepsi geçti gitti... Hâlâ bundan iyisini yazıp gönderin çağrıma esaslı bir yanıt alamadım. Mevcudu gözden geçirip, yollayın gelsin lütfen...

Daha iyisi yapılana kadar susmalı!

Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, tartışılan kitabı “Haliç’te Yaşayan Simonlar: Dün Devlet Bugün Cemaat” üstüne ilk söyleşisini NTV’de yayınlanan “Yazı İşleri” programında yaptı...

Bana göre önemli habercilik başarısıydı Mirgün Cabas ve Ruşen Çakır ikilisinin yaptıkları. Ama bazı meslektaşlar tarafından taşlanarak aldılar ödüllerini...

Yazı İşleri son zamanlarda en çok izlenen programını yapmış oldu. Ben ona bakarım. Ha, “Kim izledi?” diye sorarsanız; en çok “İçişleri Bakanlığı yetkilileri” sanırım...

Avcı’nın, programda yaptığı “Beni merkeze alın” çağrısının üstünden iki saat geçmeden merkeze alınması bunun göstergesiydi sanırım...

Şimdi, Ruşen ve Mirgün ikilisini, “Şu soruları neden sormadınız” diyerek taşlamanın manası yok. Belli ki bazı sorular ekranda sorulamıyor. Ya da kimse kendini riske atmak istemiyor şu dönemde...

Mehmet Barlas ağabeyimizin altını çizdiği gibi bir “eleştirmen” olarak (!) “susup, izlemekle yetinmeli” belki de. Ne dersiniz?..

Küçük Sırlar’da büyük uzlaşma!

Küçük Sırlar”da (Kanal D) ekranın iki emekli cadısının (Acemi Cadı ve Selena) amansız çekişmesini izliyoruz. Hatta mesele öyle bir boyuta vardı ki, iki ayrı cadımızın da fanları oluştu...

Her fan kendi cadısını yere göğe koyamayıp, diğer cadıyı yerin dibine batırıyor. Bunu yaparken kullandıkları çıkış noktası da “oyunculuk” meselesi... S

inem Kobal’ı batırıp Merve Boluğur’u çıkaranlar mı istersiniz, yoksa tam tersi mi? Bana göre genel bir haksızlık var ortada. İkisi de işini yapıyor gençlerin...

Meseleyi bir saldırı nedeni olarak görmektense, “dizideki yanlışları gözden kaçırmamak lazım” derim ben...

Mesela bir yanlış olmasa bile, önemli bir detay olarak bir anda değişen telefon markaları gözünüzden kaçmamıştır sanırım...

Hiçbir konuda anlaşamayan, sürekli rekabet halinde olan taraflar nasıl oluyor da aynı telefon markasında uzlaşıyorlar, anlayabilmiş değilim hakikaten... Var mı aranızda durumu çakozlayan?..

CNN Türk kayıtsız kalmadı!

Fazıl Say’ın katıldığı beşN birK programının tekrar yayınlanmasını rica etmiştim bu köşeden. CNN Türk ricama kayıtsız kalmadı. Programın tekrarı yarın (pazar sabahı) 07.00 ve aynı gece 01.10’da yayında olacak... Gazete köşelerini meşgul eden polemiklerin bizzat kaynağını görmek istiyorsanız bu önemli fırsatı kaçırmayın derim. Bu kadar net bir söyleşi son zamanların ekranlarında çok da bulunmuyor çünkü...