Twitter Köstebeği

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Kayboldum sanmayın, hamamdaydım!

Pazartesi, 22 Mart 2010 - 14:03

Twitter'da suların durulduğu şu 3 - 4 günlük dönemde tarihi bir yolculuk yapmaya karar verdim: Ne zamandır istediğim hamam sefası!

Çok uzaklaşmayı gözüm kesmediği için ayaklarım beni Kadıköy'deki tarihi Aziziye Hamamı'na götürdü. Hem temiz, sakin hem de çok hesaplı.

Hamam oldum olası bende rahatlama, dinlenme ve biraz da nostalji anlamına gelmiş ve kısa sürede olsa kendimi 1800'lerdeki hanımlardan biri gibi hissetmeme sebep olmuştur :)

Mesela normalde sesimizin yankılanması hiç de hoşumuza gidecek bir durum değildir, ama hamamda sesinizin yankı yapması bile hoşunuza gidebilir zaman zaman. Tabii kendimle ilgili olan 2 dezavantajı saymazsak.

Bunlardan biri hamamdaki aşırı sıcaktan zaman zaman bunalmam ve diğeri de adı üstünde tarihi olduğu için hamamlarda oluşan tuhaf küfsü koku. Giderken bunları da düşünmedim değil hani. Bunları saymazsak hamamın hazıfamdaki yeri gayet güzeldir...

Kadıköy'deki Aziziye Hamamı 1860’lı yıllarda Sultan Abdülaziz devrinde yapılmış bir hamam. Hamamın içindeki tarihi dokuya zarar vermeden ve kendine has havasını bozmadan zaman zaman restorasyon çalışmaları yapılmış.

Korkularım bu kez yersiz çıktı ve bu da beni en çok mutlu eden şey oldu diyebilirim. Çünkü Aziziye Hamam’ı göbek taşının olduğu hamamın orta bölümünü saymazsak, oda oda yapılmış bir hamam her odada 4 kurna var ve odalar sıcaklık derecelerine göre farklılık gösteriyor. Çok sıcaktan ılığa doğru gidiyor, dolayısıyla çok bunalma durumumuz da ortadan kalkıyor.

Gelelim diğer meseleye; o küfsü koku hamama hakim değil, duyabileceğiniz tek koku mis gibi sabun kokuları var diyebilirim size :) Ve hamam denince ilk akla gelen şüphesiz o tarihi kurnalar ve hamam taslarıdır. Aziziye Hamam’ı tertemiz kurnalarıyla da insanın rahatlamasına daha fazla katkıda bulunuyor.

Yapının detaylarında, kurnalarında, göbek taşında ve mükemmel tavanlarında dönemin mimari detayları gözünüze çarpıyor.

Sıcak odalardan birinde biraz terledikten sonra bayan tellağın sesini duyuyorum "sizi keseye almamı ister misiniz?"

İşte beklenen an geldi diyorum içimden ve göbek taşına doğru yüzümde mutlu bir ifadeyle gidiyorum.

Öyle insanın canını çıkaran cinsten bir tellağa rastlamıyorum neyse ki, hanımefendi işinde gayet usta, içimden ‘’emin ellerdesin’’ diyorum kendi kendime :)

Kese faslı bittikten sonra biraz daha ılık olan odadaki kurnalardan birinin başına geçiyorum ve hamam keyfime kaldığım yerden devam ediyorum. Sadece 15-20 dk sürüyor bu keyif, çünkü "köpük ve sabunlanma için hazır mısınız?" diye bir ses duyuyorum. Ben az önce nasılda 'beklenen an' demişim keseye... Hayır hayır kesinlikle beklenen an budur, seslenen hanımefendi keyfimi kaçırmıyor aksine daha da keyifleniyorum ve bu kez göbek taşına köpük ve sabunlanmak için uzanıyorum. Gözlerimi kapadığımda kendimi Sultan Abdülaziz devrinde buluyorum ve yaklaşık 15 dakika bu hazzı yaşıyorum.

Ta ki hanımefendi "sağlık sularınız olsun efendim" diyene kadar. 2010’a dönme zamanıdır diye mırıldanıyorum yine içimden.

Hamamdan çıkınca uykum gelmiş eve gitmeyi bile gözü kesmeyen biri olacağımı düşünmüştüm ama pek de öyle olmadı. Kendimi Kadıköy’de bol köpüklü Türk kahvesi içecek kadar dinç ve mutlu hissederken buldum.

En güzel geleneklerimizden biri olan ‘’hamam sefası’’ nı zaman zaman hepimizin yaşaması, hatırlaması gerektiğini düşünerek
"sağlık sularınız olsun efendim" diyorum...