‘Kayhan’: Şahan Gökbakar’ın en itici ve özenti karakteri

Cuma, 09 Şubat 2018 - 02:10


 
Ne hikmetse X kuşağından bir gencin bedenini üzerine geçiren Şahan Gökbakar, “Kayhan”da en itici ve özenti karakterini bırakıyor sinemaya. Bu tipleme, damağına yapıştırılan ‘tavşan dişleri’nden ne dediğini anlaması güç konuşmasına kadar her açıdan ‘boyutsuzluk’ rekortmeni olunca ‘105 dakika süresince baş ağrısı’ kaçınılmaz!
 

‘Parodinin parodisi’ olunca özentilik kaçınılmaz

 
Lise arkadaşlarına yıllıktan bakarak onlardan intikam almayı kafaya koyan Kayhan’ın öyküsü… ‘98 yıllığını karıştırıp herkesin kendisine kin güttüğünü anlayan Kayhan, çeşitli planlar yaparak bu hazin olayın öcünü alacaktır. Bu hesaplaşmada ona çok sevdiği arkadaşı Orçun da eşlik edecektir.
 
Bir çeşit ‘intikam komedisi’, ‘baş belası komedisi’ ya da ‘gençlik komedisi’ denebilir. Şahan Gökbakar, ‘Recep İvedik’, ‘Osman Pazarlama’ ve ‘Celal’ karakterlerine yeni bir ekleme yapıyor “Kayhan”da. Açıkçası buradaki popüler komedyenin en özenti buluşu olabilir. ‘Kayhan’, sanki Adam Sandler’ın “Sucu”daki (“The Waterboy”, 1998) Bobby’si ile Meat Loaf’un “The Rocky Horror Picture Show”daki (1976) kült Eddie’sinin aşırı boyutsuz bir karışımı gibi. İlkinin iticiliğiyle ekolleşmesi, ikincisinin “Caniler Avcısı”nın (“Night of the Hunter”, 1955) yumruklarındaki ‘sevgi’ ve ‘nefret’ yazısıyla ikonikleşen Harry Powell’ını (Robert Mitchum) parodize etmesiyle birleşince, ‘parodinin parodisi’ bir hal alıyor.

 

Gökbakar, suratını kaplayan iki devasa diş eklemesiyle, konuşmasını bile anlamadığımız bir ana karakter yaratıyor. Bu kez, ırkçılıktan, cinsiyetçilikten özellikle uzak durduğu fark ediliyor. Bu bir ‘kaybeden komedisi’. Ama bunu yapmak için Jared Hess’in minimalist zekayla sardığı poker surat gençlik komedisi “Napoleon Dynamite”ı (2004) örnek alamamış. Bu yaratımın en önemli tarafı olan Jon Heder’ın mesafesi mumla aranıyor. Orada dişleri önde olduğu için zorlanarak konuşan karakter hala akıllarda halbuki…
 
“Kayhan”da batıdaki sonradan görmelik ve zenginlikle alay edilen iki sekanstan sadece biri – o da yer yer- eğlenceli olabiliyor.  Ama bunlar da yan karakterler ve diyaloglarla örülmeyince Şahan Gökbakar’ın doğaçlama muzipliğinin kartonluğuna teslim oluyor. “Geyik Muhabbeti”nin (“Road Trip”, 2000) işleyişini ve tiplemelerini akla getiren ‘perili malikane’ sahnesi, yol komedisi klişelerini hedef alıyor. Bu tip göndermeler, “Hes@pta Aşk” (2016), “Biz Size Döneriz” (2017), “4N1K” (2017) gibi iyi çekilmiş popüler gençlik komedilerimizin tırnağı olamıyor, aksine bunları sömürüyor.
 

Sanat yönetimi ve kurgu özeni bir işe yarıyor mu?

 
Ortada özensiz ve anlamsız dolaşıp kafa şişiren bir karakterimsi olunca, Şahan Gökbakar’ın da kurgu ve sanat yönetimindeki emekten beslenmesi zorlaşıyor. Belki Togan Gökbakar’ın çektiği filmler arasında görünürde en ‘yaratıcı’ kurgu burada. Yıllıkta yazılan yazıların perdenin üzerine yerleştirilmesiyle ilginç ve interaktif anlar içerebiliyor kağıt üstünde. Ama bunu kaldıracak bir tiplemeyle bütünleşemiyor. Çizgi romansı sanat yönetiminin özeninin ise elbette Wes Anderson zekasıyla desteklenmesini beklemiyoruz! Kafa şişirse de inatla bu halinin üzerine giden, özenti genç ‘Kayhan’ın yapaylığına takılıyor.
 
Ufak tefek ‘biber gazı’ göndermelerinin ne işe yaradığını düşünürken, ‘kaba komedi’de bile boyutsuz olmanın kitabını yazıyor “Kayhan” büyük oranda. Kendini çok matah sanıp 105 dakikaya bağlanması Çamaşırhane Film eserlerinin ana zafiyeti olarak da bir kez daha zihnimize kazınıyor. ‘Recep İvedik’ sinemasal zayıflıklarına karşın en azından eğlendiren bir tipleme. Ama “Kayhan”ı izlerken ‘bu kadar yapay bir makyajla nereye koşuyor Şahan Gökbakar?’ diye kendi kendimize soruyoruz.
 
Lise yıllarına dönme arzusunu düşününce, aşağı yukarı aynı haftalarda vizyona girdiği Oscar adayı “Uğur Böceği”nde (“Lady Bird”, 2017) Greta Gerwig’in 2002’de okuyan X kuşağı için bulduğu dahiyane dönem atmosferini, retro renkleri ve yıllık estetiği ortadayken, “Kayhan”ın basmakalıp ve özensiz interaktif dokusu daha da batıyor. Gökbakar’ın yüksek özgüvenle kılıktan kılığa girerek ‘renkli’ olma çabası ise yan karakterlerin ‘konuk sanatçı’ya dönüştüğü ortamda çok trajik.
 
FİLMİN NOTU: 2.4
 
Künye:
 
Kayhan
Yönetmen: Togan Gökbakar
Oyuncular: Şahan Gökbakar, İrfan Kangı, Gökçe Eyüboğlu
Süre: 105 dk.
Yapım yılı: 2018
 

‘ÖZGÜRLÜĞÜN ELLİ TONU’: ‘CİNSEL ZEVK’İN FAZLA GERİLİMLİ FİNALİ

 
Yeni nesil için ‘9 1/2 Hafta’ yaratma hedefiyle yola çıkan “Grinin Elli Tonu”, “Özgürlüğün Elli Tonu” adlı finaliyle sadece hayranlarını tatmin edecek bir filmle noktalanıyor. Bu seri sinemaya ne kattı diye kendi kendimize sorarsak, ilk cevabımız; ‘Dakota Johnson gibi bir yeteneği yedinci sanata kazandırdı’ olur. Fena başlamayan üçlemenin zamanla daha da 90’ların ucuz erotik-gerilimlerine kaydığı kesin.

 

Jack Hyde’ın zararı büyük

 
80’lerin sonunda “9 ½ Hafta” (“9 ½ Weeks”, 1986) cinsel özgürlük için bir boşluğu doldurmuştu. Kim Basinger ile Mickey Rourke’un cinsel fantezilere uzanan ‘modern ilişkileri’ halen akıllarda. Elizabeth McNeill’in romanından uyarlanan o eser ise kült oldu, iki devam filmiyle taçlandırıldı.
 
E.L. James’in gençlerin kalp atışlarını hızlandıran ve çok satan ‘Grinin Elli Tonu’ (‘Fifty Shades of Grey’) romanı ise üç sene önce perdeye uyarlandı. X kuşağı için ‘9 ½ Hafta’ görevini üstlendi. 2015 tarihli ilk film, belki bu açıdan kadın yönetmen (Sam Taylor-Johnson) ve senaristin (Kelly Marcel) de katkısıyla feminist ve eli yüzü düzgündü. Ama iki ve üçte ciddi problemler var. İkinci bölümde “9 ½ Hafta”ya gönderme için Basinger’ın gelmesi ‘Bayan Robinson’ misali bir yaşlı kadın tutkusunu, aşırı pespaye bir eklemeye dönüştürdü.
 
Belki de ikinci filmin her ülkede gişede düşüşe geçmesiyle üçüncü hikaye onu sadece ‘cep telefonuna mesajı atan kadın’ olarak konumlandırıyor. “Özgürlüğün Elli Tonu”nda (“Fifty Shades Freed”, 2018) klasik atışmalar devam ediyor. Fakat esasen ‘hamilelik’ ve ‘Anastasia’nın peşine düşen Jack Hyde’ üzerinden yürüyor hikaye.
 
Filme yeri geldiğinde sahicilik katan ise Johnson ile Dornan arasındaki cinsel kimya olmuş. Yine işin içine polisiye ve Eric Johnson girince üçüncü sınıf video filmi omurgası izliyoruz. Çok yaratıcıymış gibi soyadıyla kült korku karakteri ‘Mr. Hyde’tan yola çıkan ‘Jack Hyde’ ne kadar işlevsel tartışılır.
 
Açıkçası burada Johnson’ın yaptığı tercihler bir yana serinin ‘evlilik’ten sonra ‘hamilelik’ yorumu da sinir bozucu, ahlakçı, tutucu ve cinsiyetçi. İlk filmdeki kapitalizm eleştirisini yerle bir ediyor. Bu açıdan da James Foley, montaj sekans ve paralel kurgu ile hikayesini anlatıp 105 dakikayı akıcı bir seyirlik haline getirmesine, genel ve detay planları zekice kullanıp ‘seks sahneleri’ndeki çekişmeyi gayet iyi vermesine karşın sonuç tam bir ‘çaresizlik’.
 

Sadomazoşist cinsel ilişki filmleri arasında nasıl bir yerde?

 
Zira bu serinin finali ‘Eisenstein, montaj sekansı böyle bir ikiliyi perdeden uğurlamak için mi keşfetti?’ sorusuyla noktalanıyor. Sessiz sinema döneminde çıkan Sovyet Montajı’nın öncü ustası bunu bilse mezarında ters dönebilir. Ama şüphesiz bu uyarlamaların en büyük katkısı Dakota Johnson gibi yetenekli ve sektörde gereken bir oyuncuyu piyasaya kazandırması oldu. Jamie Dornan ise yapaylığıyla gülünç duruma düştü ve boş bir çıkış gerçekleştirdi sanki.
 
Üçleme; ‘sadomazoşist cinsel ilişki filmi’ alanında Masumura’nın “Blind Beast”i (“Môjû”, 1969), Schroeder’ın “Metres”i (“Maitresse”, 1976), Shainberg’in “Sekreter”i (“Secretary”, 2002) gibi klasikleşmeyecek, ama yine de başvurulacak bir popüler kültür ikonuna dönüştü. Dominatrix kavramı üzerinden kapitalizm eleştirisi başladığı yerdeki kadar tutarlı olmasa da özellikle ‘ilk film’i bir yerlere not edebiliriz.
 
FİLMİN NOTU: 4.6
 
Künye:
 
Özgürlüğün Elli Tonu (Fifty Shades Freed)
Yönetmen: James Foley
Oyuncular: Dakota Johnson, Jamie Dornan, Marcia Gay Harden, Eric Johnson, Rita Ora
Süre: 105 dk.
Yapım yılı: 2018
 

‘GÜZEL ADAM SÜREYYA’: BEŞİKTAŞ RUHUNU TAÇLANDIRAN BELGESEL

 
Sinemada daha ziyade kahramanların öykülerinin anlatılmasına alışıkken, “Güzel Adam Süreyya” sanki bizim futbol belgesellerimizin arasına cuk oturuyor. Fenerbahçe, Galatasaray ve Bursaspor’dan sonra bir başka ‘taraftar belgeseli’ bu. Ama bu kez onun resmi bir görevi de var, biraz fazla uzun ve klasik olsa da bu belgesel keyif veriyor ve Beşiktaş’ın ruhunu yansıtıyor.

 

Süreyya Soner, Beşiktaş’ın kalbidir. 1980’lerden bu yana bir takımın ‘malzemecisi’ olmak kolay iş değil. Beşiktaş’ın her zaman ‘ruhu’ denince parmaklarımız rahatlıkla onu işaret edebilir. Dünya sinemasında da böylesi ‘emekçi kişiler’in öyküleri öne çıkarılmaz. Genelde bu gibi tipler geri planda kalır.
 
Gökçe Kaan Demirkan da böyle bir eksikliği kapatıyor. “Güzel Adam Süreyya” (2018); “Eski Açık Sarı Desene” (2003), “Takım Böyle Tutulur” (2005), “Adı Aşk Bu Eziyetin” (2010) gibi taraftar belgesellerinin arasına katılıyor. Ama odağını bulan ve duygusu olan bir işle. Süreyya’nın yüreğine inanıyoruz. Onun düğün fotoğraflarından Quaresma’yla görüntülerine uzanan hayatı sürprizlerle dolu.
 
Elbette ki 112 dakika tercihi bir risk. Klasik anlatı metotlarına bel bağlayan belgeselin akıcı olması için kısaltılması şartmış. Örneğin Oğuzhan Özyakup, Fabri, Caner Erkin gibi yeni isimlerle yapılan röportajların yerine, Metin Tekin, Feyyaz, Ali Gültiken ve Les Ferdinand gibi belgeseli hareketlendiren isimler daha da öne çıkabilirmiş, veya Sergen Yalçın eklenebilirmiş.
 
Bu haliyle de bir ‘ruh’u yansıtmak mümkün olabiliyor. Ama teknikle iz bırakmak farklı bir mesele… Yılmaz Erdoğan’ın anlatıcı sesini koymak çok basit bir tercih. Söyleşilerin arka arkaya kurgulandığı şablonda epizotlar ise ‘üstünkörü’ duruyor. Sözgelimi Zidane’a dair 2006 tarihli dahiyane belgeselin tekniğini görmek zor. “Döğüşenler de Var Bu Havalarda” (2016), “Yeşil Kırmızı” (2017) gibi Gençlerbirliği ve Amedspor’a adanmış başarılı takım belgesellerinin seviyesine ulaşamıyor “Güzel Adam Süreyya”.
 
FİLMİN NOTU: 4.5
 
Künye:
 
Güzel Adam Süreyya
Yönetmen: Gökçe Kaan Demirkan
Oyuncular: Süreyya Soner
Süre: 112 dk.
Yapım yılı: 2018
 
 

‘İYİ GÜNLER’: TARANTİNESK ÇİN ANİMASYONU
 

2017 Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı için yarışan “İyi Günler”, Jian Liu imzalı bir Çin animasyonu. ‘Tarantinesk kara komedi’ye dönüşme arzusuyla yanıp tutuşarak ‘deja vu’ hissi yaratsa ve alanında Japonya’daki ustalıklı örnekleri aratsa da tasarımlarıyla bir nebze olsun ilgi uyandırabiliyor.
 

Çin animasyon açısından çok da üretim yapan bir ülke değil. Hatta komşusu Japonya’yı düşününce sürekli geride kalırlar. Jian Liu, bu tezi yıkmak için yola çıkıyor. Hedef Tarantinesk bir kara komedi evreni yaratmak. Karakterlerin Çince konuşması ve arka planda tabloları canlandıran bir tasarım olması ‘fark yaratmak’ için aranan püf noktası. Kapitalizm eleştirisi de temelde var. İnsan modellemelerinde de bir problem yok.

 

Ama yönetmen ikinci filminde ‘müthiş olgun’ veya ‘fazlasıyla özgün’ bir işe imza atamamış. Önceden çokça gördüğümüz şeylerin yeniden vurgulanması dışında sinemaya katkısı olmayan bir iş “İyi Günler” (“Hao Ji Le”). Bu noktada da ister istemez büyük bir ilgiyle izlenmese de kendi rutinine kaptırdığımız bir tutarlılıkla karşımızdan ayrılabiliyor.
 
Guy Ritchie’de, Quentin Tarantino’da, Danny Boyle’da başarılı haliyle gördüğümüz kara komedi trükleri sunulanlar. İşte o her zaman bildiğimiz ‘içi para dolu bir çanta’ ve onun etrafında yaşananlar. Bu dramatik yapı 90’larda daha samimi ve taze gelebiliyordu.
 
FİLMİN NOTU: 5.5
 
Künye:
 
İyi Günler (Hao Ji Le)
Yönetmen: Jian Liu
Süre: 77 dk.
Yapım yılı: 2017
 
 
KEREM AKÇA’NIN VİZYON FİLMLERİ İÇİN YILDIZ TABLOSU:
 

LOVING VINCENT: 8.8
SEVGİLİZ (NELYUBOV): 7.5
THE POST: 7.1
DAHA: 6.4
ÜÇ BİLLBOARD EBBİNG ÇIKIŞI, MISSOURI: 6.7
KALP ATIŞI DAKİKADA 120 (120 BPM): 6.3
EN KARANLIK SAAT (DARKEST HOUR): 6.1
FOXTROT: 5.8
MUHTEŞEM SHOWMAN (THE GREATEST SHOWMAN): 5.8
AİLE ARASINDA: 5.6
STAR WARS: SON JEDI (STAR WARS: THE LAST JEDİ): 5.6
HAFIZA (REMEMORY): 5.5
ARİF V 216: 5.4
COCO: 5
ACI TATLI EKŞİ: 4.8
LABİRENT: SON İSYAN (THE MAZE RUNNER 3): 4.8
YOLCU (THE COMMUTER): 4.8
AMAN DOKTOR (DJAM): 4.5
CEBİMDEKİ YABANCI: 4.5
PARAMPARÇA (IN THE FADE): 4.5
DELİHA 2: 4.3
KARABASAN (SLUMBER): 4.2
ZİRVE (LA CORDILLERA): 3.8
RUHLAR BÖLGESİ 4 (INSIDIOUS: THE LAST KEY): 3.7
ENES BATUR: HAYAL Mİ, GERÇEK Mİ?: 3.5
ARAMIZDAKİ SÖZLER (MOUNTAIN BETWEEN US): 3
ÖLÜMLÜ DÜNYA: 3
RÜZGAR: 3
JUMANJİ: VAHŞİ ORMAN (JUMANJİ: WELCOME TO THE JUNGLE): 2.8
HAKARET (L’INSULTE): 2.7