Kayıp tablolar makam odalarını süslemiş!

Cuma, 12 Mart 2010 - 15:05

Kayıp tablolar makam odalarını süslemiş!

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, "(12 Eylül döneminde) Bazı orijinal eserler, önemli yapıtlar, çeşitli kurumlara, çeşitli üst düzey yöneticilere, makamlarını renklendirmek, süslemek için gönderilmiş" dedi.

Bakan Günay, Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi’nde düzenlediği basın toplantısında, sözlerine İstiklal Marşı’nın kabulünün yıl dönümünü kutlayarak başladı. Günay, ayrıca karikatürist Turhan Selçuk’un vefatından duyduğu üzüntüyü ifade ederek, başsağlığı dileğinde bulundu.

Son günlerde basın organlarında Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesine ilişkin tartışmaların yer aldığını anımsatan Günay, elindeki bilgi ve belgelere göre 20 yılı aşkın süredir bu tartışmaların aynı boyutlarla devam ettiğini dile getirdi. Günay, "Son dönemde bazı kara kalem çalışmalarının yerine fotokopi konulmasıyla ilgili bizim elemanlarımızın yaptığı emniyet başvurularından sonra sanki Resim ve Heykel Müzesinde hemen bugünlerde çok büyük ihmaller, hatta tırnak içinde ihanetler olduğuna ilişkin bazı haberleri, başlıkları, burada çalışan bilim komisyonunun, denetim elemanlarının ve müzede geçmiş yıllarda yaşanmış sorunları gidermeye çalışan Bakanlık elemanlarımızın emeklerine karşı bir haksızlık olarak niteledim" diye konuştu.

Müzeleri ve sanat mekanlarını iyileştirme konusunda titiz bir çalışma yürüttüklerini belirten Günay, ancak haberlerin özellikle başlıklarına bakıldığında geçmişten bu yana yaşanan sorunların bugünlerde, bu aylarda yaşanıyormuş gibi bir izlenim doğduğunu söyledi.
Günay, 1980 ortalarından 2000 başlarına kadarki dönemde, Bakan onaylarından geçmiş denetim raporlarının ellerinde bulunduğunu ifade ederek, 1980 yılında Altıncı Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ün özel gayretleriyle kurulan müze açılınca 1980’in başında, 12 Eylül öncesinde çeşitli kurumlardaki sergilerin, koleksiyonların buraya devredilmesinin Başbakanlık talimatıyla istendiğini anlattı.

Günay, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Fakat ne yazık ki bunların bir kısmı gerçekleşmemiş, bir kısmı eksik gelmiş, gelenlerin bir kısmı düzgün bir biçimde kayda geçmemiş, bir kısmının yerine reprodüksiyonlar gelmiş, gelenlerin bir kısmı da zamanın yöneticileri, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü, o dönemin yöneticileri tarafından bazı orijinal eserler, önemli yapıtlar, çeşitli kurumlara, çeşitli üst düzey yöneticilere, makamlarını renklendirmek, süslemek için gönderilmiş. Çünkü bir talihsizlik olmuş, bu müze Nisan ayında açılmış, 12 Eylül’de de darbe olmuş Türkiye’de ve sanıyorum o dönemde devletin üst makamlarına gelmiş olanlara devletin zenginliklerini armağan etmek, yerini sağlamlaştırmanın temel yollarından biri olmuş. Oradan başlıyor. Yine lafı 12 Eylül’e getirdiğimi bazıları söyleyecekler ama işin gerçeği bu. Yerlerinde kalmak için devletin zenginliklerini tabii devletin başka kurumlarında ama o makamlarda oturanlara, onların odalarını süslesin diye gönderilmiş.

Bunları bugün iddia etmiyorum, bunlar 8 Ocak 1996 tarihli başmüfettiş raporlarıyla sabittir. Birçok eserin kayıtları olmaksızın başka kurumlara dağıtıldığı, eksik geldiği, birçok eserin gönderilmesine rağmen buranın envanterine girmediği 1996 tarihli raporla sabittir. 1998 tarihli soruşturma raporunda aynı şekilde onlarca eserin Devlet Resim ve Heykel Müzesi koleksiyon ve envanterinde bulunması gerekirken dağıtıldığı ya da dağıtılma esnasında kaybedildiği teftiş kurulu raporlarına geçmiş ama ne yazık ki bütün bu raporlar resmi belge olmasına rağmen bunların gerekleri yerine getirilmemiş. Yani ilgililer hakkında cezai, hukuki, mali soruşturmalar sonuçlandırılmamış ve zaman aşımına uğratılmış."

Son yıllarda kamuya dağılmış olan resim ve heykel koleksiyonun toplanması konusunda büyük dikkat gösterdiklerini dile getiren Günay, "Hepimiz bir dikkat gösteriyoruz. Benden önceki bakan arkadaşlarım da göstermişler. Son yıllarda biz de çeşitli kurumlara yazdık ve 120 kadar tabloyu geri topladık. Şimdi kamu kurumlarına artık reprodüksiyon veriyoruz, asıllarını vermiyoruz. Ben kendi bakanlık binamızdan bile sanıyorum 8 kadar tabloyu buraya iade ettirdim" dedi.

Müzenin sergi imkanlarını artırmaya çalıştıklarını da ifade eden Günay, depoda saklanması gereken ve gerekmeyen eserleri de bir ayrıştırmaya tabi tuttuklarını söyledi.

Binada 2007 yılında 17 güvenlik kadrosu varken şu anda 24 güvenlik kadrosu bulunduğunu belirten Günay, restorasyon sırasında kamera düzenlemesi yapıldığını, bunları eksik gördükleri, bazı noktalara kör kaldığı için bunları tamamlamaya çalıştıklarını bildirdi. Günay, "Bu çalışmalar yapılırken burada sanki müzede birdenbire ilk defa fark edilmiş, binlerce eser yok edilmiş, yüzlerce eser çalınmış gibi bir görüntünün ortaya çıkması gerçekten duyarlılığın ötesinde biraz ifade talihsizliği oldu" diye konuştu.

"TİTİZ BİR ÇALIŞMA SÜRDÜRÜLÜYOR"

Uşak Müzesinden Karun hazinelerinin bazı parçalarının çalınmasının ardından Bakanlığın müzeleri genel bir denetime aldığını anımsatan Günay, 2006 ve 2007 sürecinde Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesinde denetim yapıldığını kaydetti. Müzedeki çeşitli teknolojik eksiklikler, arızalar ve alt yapı sorunları nedeniyle müzenin 2000 yılında kapatıldığını, 2007’de bir restorasyon projesi yapılana değin 6 yıl kapalı kaldığını aktaran Günay, göreve başladığı dönemde restorasyon çalışmasının sürdüğünü, hızlandırılması için de özel bir gayret göstererek bu çalışmayı tamamladıklarını söyledi.

Günay, Şubat 2008’de müzenin yeniden açıldığını belirterek, "O tarihte bir müfettiş raporu tutulmuş, müfettiş eskiden bu yana kayıp olduğu bilinen ya da kayda geçmiş eserler dışında geri kalanların yerinde bulunduğu, orijinal olduğu yönünde bir rapor vermiş. Bu raporu yeterli görmeyerek 2008 başında daha kapsamlı bir denetim başlattık" dedi. Bu denetimin halen sürdüğünü, 2009 yılı Ağustos ayında 3 kişilik bir baş müfettiş heyeti görevlendirildiğini anlatan Günay, 2008 yılının başından bu yana hem eserlerin orijinal olup olmadığı, yeni bir kayıp olmadığı gibi konularda titiz bir çalışma sürdürüldüğünü kaydetti. Günay, "Çünkü bugüne kadar sayım yapılmış sadece, aslına uygun olup olmadığı tespiti yeterince yapılmamış. Şimdi bir yıla yakın süredir dikkatle bu çalışma yapılıyor" diye konuştu.

Kültür ve Turizm Bakanı Günay, bir komisyonun son üç aydır, önce yaptığı ve imza aşamasına getirdiği çalışmayı yeniden, üzerinden geçerek, asıllarına uygun olup olmadığı konusunda yeni bir çalışma yaparak yinelediğini kaydetti. Günay, 2007 yılında restorasyon çalışmaları sürerken sanat değeri yüksek olduğu ya da öğrencilere ait olduğu halen tartışmalı bulunan iki objenin çalındığını, bununla ilgili soruşturma başlatıldığını ve o dönemin yöneticilerinin değiştirildiğini kaydetti.

Yine 2009 yılı başında da üç tablonun İstanbul’da satılmaya kalkışıldığını, "içeriden bir iş birliği olduğu şüphesiyle" bir soruşturma başlatıldığını, kuşkulanılan bir elemanın işine son verildiğini anlatan Günay, "Bunun dışında herhangi bir çalıntı tartışması yok. Son üç yıl, beş yıl, hatta 2000’den bu yana yeni bir tartışma yok" dedi.

"YAKIN YILLARA DÖNÜK YENİ BİR OLAY YOK"

Bakan Günay, 1980 yılından bu yana geçen 20 yıl içinde çeşitli vesilelerle Devlet Resim ve Heykel Müzesi’nden kayıp tablolarla ilgili iddiaların gündeme geldiğini söyledi.

Konuyla ilgili çeşitli tarihlerde raporlar hazırlandığını ve bu raporlarda da tablolarla ilgili bazı kayıplara yer verildiğini anımsatan Günay, müzede bir restorasyon çalışması yapıldığını, ardından hizmete açıldığını, bakanlık tarafından öğretim üyeleri ve bilim adamlarından oluşturulan bir komisyonun da müze envanteri ve eserlerle ilgili bir süredir çalışma yaptığını ifade etti.

Son günlerde basında Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi Müdürü Ömer Osman Gündoğdu’nun, Emniyete yaptığı bir başvurunun yer aldığını belirten Günay, başlıklara bakıldığında müzede son dönemde çok büyük kayıpların olduğu izleniminin doğduğunu kaydetti. Günay, şöyle konuştu:

"2007’deki sayımda var olduğu söylenen ve sonraki tartışmalarda fotokopi olduğu ortaya çıkan, merhum Hoca Ali Rıza’ya ait kara kalem çalışmaları var. 13 kara kalem, kısmen suluboya ama çoğunlukla kara kalem çalışmaları var. Bunların bir dönem orijinallerinin bulunduğu 2008’de iddia edilmişti. Fakat komisyonumuz bunların orijinal değil, fotokopi olduğunu tespit etti ve bunu emniyete intikal ettirdik. Son tartışma budur. Bunun ötesinde ne 4 bin tablonun yarısının yok olduğu, ne de 500’ünün kayıp olduğu gibi bir tartışma, şu anda bugüne ait bir tartışma değildir. Aslında böyle bir tartışma da yoktur zaten.

Tabii büyük bir duyarlılık gösterildi. Ben bu duyarlılığa teşekkür ederim ama bu duyarlılığın doğru bilgiler üzerinden devam ettirilmesi ve burada iyileştirme çalışmaları yapanların moralini bozmaması da sanıyorum burada çalışanların hakkıdır. Tabii 1980’li yıllardan bu yana, ben de bu müzelerin eskiden bu yana izleyicisi olan biri olarak, sergilerin takipçisi olan biri olarak tartışmaları biliyorum. Eskiden bu yana nerelere kadar uzandığını, kimlere kadar uzandığını biliyorum.

Eski raporlara baktığınızda, eski raporlara gerek yok, Meclisteki soru önergelerine baktığınızda, basındaki tartışmalara baktığınızda, burada isim zikretmek istemiyorum, bunların muhataplarının kimler olduğunu, hangi dönemlere ait olduğunu, 1980 ile 2000 arasında nasıl bu konuda yoğun bir tartışma olduğunu herhalde hepiniz bir kez daha bileceksiniz. Bugüne dönük bahsettiğim yakın yıllara dönük sınırlı olaylar dışında yeni bir olay yok."