Mehmet Ali Birand

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Kemal K. heyecan yarattı...

Cuma, 21 Mayıs 2010 - 05:00

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhuriyet Halk Partisi’nin başına geçme olasılığı dahi, toplumda son derece ilginç bir rüzgarın esmesine neden oldu. Anketlere de yansıyan bu hava, eğer seçimlere kadarki dönemde iyi kullanılırsa, daha da yaygınlaşabilir. Muhalefete oy vermek isteyen, ancak lidersizlikten şikayet edenler, nihayet bir isim bulabildiklerini düşünüyorlar.

***

Kesin yargılarda bulunabilmek için belki henüz çok erken, ancak bazı belirtiler var ki, bunları da görmeden edemeyiz. Hemen herkes bir gerçeğin farkında, o da düne kadar “Kardeşim Ak Parti’ye oy vermek istemiyorum, ancak muhalefette de oy vereceğim kimseyi bulamıyorum” diyenlerin birden bire karşılarına yeni bir isim çıktı. Kemal Kılıçdaroğlu (Kemal K.) birden bire bu boşluğu doldurabilecek bir kişi konumuna girdi. Şimdi sokaklardaki konuşmalara şöyle bir kulak kabartın, şaşıracaksınız.

- Yeni bir isim...

- Mütevazı bir kişiliği var...

 - Bağırmadan konuşuyor. Sakin şekilde hitap ediyor...

- Yoksulluğu ön plana çıkarıyor...

- Herkese kucak açıyor...

- Aramızdan biri gibi davranıyor...

- Yolsuzluklara karşı çıkıyor...

Dikkat edecek olursanız toplum, liderler arasındaki bağırtılı çağırtılı, hakaretli konuşmalardan artık yoruldu. Sükunet istiyor. Mücadelenin daha sakin şekilde yapılmasını arzuluyor. Kemal K.’nin en çok beğenilen yanlarından biri de bu. En ağır suçlamaları, en önemli sözlerini bağırmadan, kavga edermiş gibi konuşmadan yapabiliyor. Eğer bu yaklaşımını muhalefet liderliği döneminde de sürdürür ve etrafındakilerin “Aman başkan, bizim halkımız sertlikten hoşlanır. Başbakan’a her dakika ve ağır suçlamalarla yüklenmezseniz, oy kaybederiz” sözlerine kanmazsa, emin olun iktidar mücadelesindeki bu sözlü oyunu kendi lehine dönüştürüverir. Hele Başbakan’a yaklaşımını ve muhalefet etme stilini değiştirip, ilkelerinden ödün vermeden, her konuda HAYIR demek yerine, uygarca bir muhalefet başlatırsa, bugün esen rüzgarı daha da hızlandırabilir.

Laiklik kadar, yoksulla ilgilenirse...

Kemal K.’den beklenen diğer önemli bir yaklaşım, sadece laiklik mücadelesi değil, asıl fakirlik-yoksulluk-yolsuzluk kavgasını ön plana çıkarmasıdır. Zira insanların büyük bölümü karnını doyurmak için, iş ve aş arıyor. Oysa son dönemlerde bakıyoruz ki, gündemde sadece rejim kavgası, laiklik mücadelesi var. Kemal K. ise, dikkat ediyorum, laik düzen konusunda son derece duyarlı olmasına rağmen, yoksulluğu daha ön plana çıkarıyor. Bu da, topluma yepyeni bir ümit veriyor. Siyasetin dilinin değişmesi olasılığı insanları heyecanlandırıyor. Bütün bu açılardan bakıldığında, Kemal K.’nin neden bir rüzgar estirdiğini anlamak çok daha kolaylaşıyor.

Size ‘Kemal K.’ diyebilir miyim?

Sayın Kılıçdaroğlu ve okurlarımla bir gerçeği paylaşmak istiyorum.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun adı ve soyadı bir arada yazıldığında çok uzun. Ne manşetlere, ne de makale veya haberlerde cümlelere sığabiliyor. Üstelik bir makale veya haber içinde de bazen defalarca kullanmak gerekecek. Geçen gün Mehmet Tezkan da değindi. Bizim hayatımızın bazı gerçekleri var. Okuru yormamak, bize ayrılan yeri iyi kullanmak gerekiyor. Bunun küçük görme veya alaycı olmakla da hiçbir ilgisi yok.

Kendisinden de çok özür dileyerek ve müsaade alarak, yazılarımda bundan böyle, “Kemal K.” diye kısaltılmış şekilde söz etmek istiyorum. Ne dersiniz?

Gandi Kemal adı bana hem çok yabancı geliyor, hem de içinde biraz küçümseme varmış izlenimi veriyor. Düşündüm taşındım ve sonunda Kemal K. daha şık geldi.

Eğer Kemal Bey beğenmezse veya siz okurlarım beğenmezseniz lütfen yazın, başka bir formül bulmaya çalışayım. Ancak ne olur bizleri de anlamaya çalışın.

Kimler kazanabilir, kimler kaybedebilir?

Kemal K.’nin CHP liderliğine gelmesi, siyasetimizdeki bazı dengeleri de etkileyecek. İsterseniz gelin, olasılıklar üzerinde duralım. “Acaba kimler kazanabilir, kimler kaybedebilir” oyunu oynayalım. En çok zorlanacak kişinin, Mustafa Sarıgül olacağı sanılıyor. Şişli Belediye Başkanı’nın, Baykal’lı CHP’ye karşı bir alternatif olmak üzere yola çıktığı izlenimi yaygın. Oysa Kemal K. bu durumu değiştirdi. CHP yerine Sarıgül’e oy vermeye hazırlananlar, şimdi evlerine geri dönebilirler. DSP başta olmak üzere, eski ANAP-DYP’li olup başka yerlere gitmiş veya DP çatısı altına girmiş sosyal demokrat ve liberal eğilimli oylar da şimdi CHP’yi tercih edebilecekler. Ak Parti ve MHP’nin Kemal K. unsurundan fazla etkileneceklerini tahmin etmiyorum. Referandum ve genel seçim kampanyası sırasındaki tutumlar belki oy oynamalarına neden olsa dahi, genelde bu iki parti kendi kemikleşmiş oylarını koruyacaklardır.

En çok kazananlar da CHP’liler olacak. Zira şimdiye kadar sürekli şekilde, delegeleri ve il başkanları “Baykal’ın emir subayları” olarak nitelendiler. Oysa değillermiş, CHP’de demokrasi varmış.

2