Kemal Kılıçdaroğlu konuştu

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu partisinin parti grubu toplantısında konuştu

Salı, 10 Şubat 2015 - 13:32

Kemal Kılıçdaroğlu konuştu

İkinci Ergenekon Davası'nın sanıklarından Teğmen Mehmet Ali Çelebi de CHP Grup Toplantısına katıdı. Kemal Kılıçdaroğlu yaptığı konuşmada hükümetin hazırladığı iç güvenlik paketini eleştirdi. CHP lideri 'Direnme hakkı' sözüne açıklık getirdi. Kılıçdaroğlu, 'Direnme hakkı doğar dedim, vay efendim molotof atanın önünde yürüyecek deniliyor. Bu kadar yalan yok. Direnme hakkı evrensel bir haktır. Zulme teslim olmak bizim kitabımızda yok. Adam duruyor taksimde polis geliyor çiçek veriyor. Toma geliyor su sıkıyor sık ulan sık diyor.' dedi.

İşte CHP liderinin grup toplantısındaki açıklamalarının satır başları:

Müzeyyen Senar'ı kaybettik. Sanatından hiç ödün vermedi. O güzel sesini dinledik. Yanık Ömer'i onun kadar güzel yorumlayan ikinci bir kişi görmedik. Biz hep sanatçıları öldükten sonra anarız. Ama aslında sanat bir toplumun yaşam kalitesini belirleyen temel unsurdur.

Elbetteki sanatçı toplumun aykırı insanıdır, o bizim önümüzde yürüyen insandır. Onun aykırı düşüncelerine saygı göstermek zorundayız. Eğer sanatı ve sanatçıyı yüceltirsek o toplumun hayat damarlarını çok daha güçlü kılmış oluruz. Bir kez daha Müzeyyen Senar'a rahmet diliyorum.

ŞANLIURFA'DA BİR GERÇEĞİ GÖRDÜM

Bursa'ya gittim, Şanlıurfa'ya gittim. Bir gerçeği gördüm. Elinizi uzattığınız zaman insanları kazanıyorsunuz. Siyasetçi ile vatandaş arasındaki emsafeyi sıfırlamamız gerekiyor.

Hayvan pazarına gittim. Vatandaşların derdini ben dinledim. Bugüne kadar oraya bir genel başkan gitmemiş. İlk giden CHP Genel Başkanı oldum. Suriye sınırı yol geçen hanı oldu. Ben de dedim ki bugüne kadar 12 milletvekili verdiniz bir tanesini CHP'ye vermediniz. Önümüzdeki seçimde oyunuzu ona göre verin.

CHP İKTİDARINDA ORTADOĞU'YA BARIŞI GETİRECEĞİZ

Suriye'de 400 bin mülteci var. Bunun 250 bini Türkiye'de yaşıyor. 20 TL'ye işe gidiyorlar Şanlıurfalı aç. Hiç bir Suriyeli Şanlıurfalı kavgalı değil. CHP'nin iktidarında Ortadoğu'ya barışı getireceğiz. Asla ama asla savaştan yana olmayacağız.

İnsanları silahlandırmadan yana olmayacağım. Suriye'ye de Irak'a da barışı getireceğim. Suriyeli kardeşlerime diyeceğim ki baba ocağına geri dön. Sana şu ana kadar 5.5 milyar dolar harcadık helal hoş olsun. Ben kendi ülkemin insanı için çalışacağım. Bunun sözünü veriyorum.

Sadece Şanlıurfa'nın ihracattan kaybı 83 milyon dolar. Esnaf da perişan.

Şanlıurfa'da elektrik sorunu var. Su sorunu var. Beni niye cezalandırıyorlar. Elektirkse ben getiriyorum, suyu ben çıkarıyorum. Bunların görevi o zaten bunlar sorun çözmez vatandaşı bataklığa atarlar. Onlar sen el uzatırken o eli uzatmazlar. Sana el uzatacak olan CHP'dir.

Burası çocuk hastanesi. Bir odada 9 kişi var. Diyorlar ya devrim yaptık, işte devriminiz bu. 9 çocuk yatak yok. Anne ve çocuklar yerlerde.Kendine kaçak saray yapacağına neden Şanlıurfa'ya hastane yapmıyorsun. Şimdi de Şanlıurfa'ya da modern bir hapishane yapıyorlar. Bu hastanelerin hapishanelerden hiç bir farkı yok.

Haziran geliyor, elimizi vicdanımıza koyup oy vereceğiz. 12 yıl denediniz, 6 metrekarede 9 anne ve çocuğun yaşadığını gördünüz. Hastane yerine size hapishane yaptıklarını da gördünüz. O zaman adresinizi değiştireceksiniz. Hukuktan yana bir adres CHP adresiniz olacak. Biz bunlardan bahsediyoruz onlar diyor ki iç güvenlik yasası getirdik. Bakın birisi konuşsun nasıl tepesine vuracaklar.

DİRENME HAKKI EVRENSEL BİR HAKTIR

Direnme hakkı doğar dedim, vay efendim molotof atanın önünde yürüyecek deniliyor. Bu kadar yalan yok. Direnme hakkı evrensel bir haktır. Zulme teslim olmak bizim kitabımızda yok. Adam duruyor taksimde polis geliyor çiçek veriyor. Toma geliyor su sıkıyor sık ulan sık diyor.

Bir toplumu meşru müdafa noktasına çekerseniz toplumun da meşru müdafa hakkı doğar. Bunu hiç kimse unutmasın. Hadi yüzünü örttü 4 yıl, sapanla taş attı 2 yıl, silahla adam öldürdü 1 yıl. Halkı kandırıyorlar. Söylediklerinin hepsinin cezası var. Terörle mücadele yasasında bunun cezaları var. Sen attın da biz engel mi olduk. Molotof kokteyli ile banka yaktı da biz yargılangmasına engel mi olduk?

8 yönetici Habur'dan ayrılıyor Silopi'ye geliyor. 8 km kala bunların önü kesiliyor. Rapordan aynen okuyorum: Silopi'ye 8 km mesafeli noktada elleri molotoflu ve sapanlı grup tarafından yolumuz büyük TIR'lar ve yakılmış araçlarla müfettişlerimizin de içinde olduğu araçların geçişine izin verilmedi. Açıyorlar telefonu. 156'yı arıyorlar. Yolda mahsur kaldık. Gelin bizi kurtarın. 156 diyor ki bizim alanımıza girmiyor. 155 polis imdatı o da diyor ki bizim de alanımıza girmiyor. Kimse gelmiyor. Müfettişlerimizce araç içindeyken kaymakam aranıyor. Ve bunlar soruluyor. Bunlar kimdir diye? Irak'tan geldiğimizi otomobildekilerin de misafirlerimiz diyorlar vaziyeti kurtarıyorlar. Jandarmaya tekrar telefon ediliyor. Ve sonunda jandarma geliyor müdahale ediyor yaşanan kargaşadan Habur Sınır Kapısı'na geri dönüyorlar. Kaymakam da dahil.

Yol güvenli mi diye soruyorlar karakol diyor ki yol güvenli değil orada kalıyor. Bu tablo Türkiye'nin iyi yönetilmediğini gösteriyor. Valisi sokağa çıkamıyor emniyet müdürü dışarı çıkamıyor. Sen bunun hesabını verebilir misin Davutoğlu?

Ellerinde kaleşnikoflar kimlik kontrolleri yapıyorlar, 23 nisan çocuğu dedik ya. Bir çocuk o koltuğa oturtulsaydı daha dirayetli davarnırdı. Ne kolu kaldı ne de kanadı. Senin bakanın bunları önleyecek yerde Rıza Zarraf'ın önüne yattı, Davutoğlu da abisinin önüne yattı.

"ERTESİ GÜN YALAN ÇIKIYOR"

Başbakanlık koltuğu o kadar boş ki, adam bir şey diyor, ertesi gün yalan olduğu ortaya çıkıyor. Çıktı dedi ki," il ilçe başkanları mal bildiriminde bulunacak." İçimden dedim ki, "helal olsun valla." "Hemen getirsin, biz de konuştuk kesinlikle destek vereceğiz" dedik. Arkadan abisi dedi ki, "Sen ne yapıyorsun ya, il ilçe başkanı bulamazsın, herkes malı götürüyor" dedi. Ne oldu? tak geri adım attı. Ben sana diyorum zaten sen başbakan değilsin diye. Kalktı, büyük kentlerde imar rantları varmış, bunları vergileyeceğiz. Arkadaşlara dedim ki hemen destek verelim. İki gün sonra, çıktı dedi seçimlerden sonra bakacağız. Bu kişinin başbakanlık yapma iradesi ve gücü yoktur.

4 BAKAN YÜCE DİVANA GİDECEK DEMİŞTİ

Yine ne demişti? Dört bakan yüce divana gidecek. Çağırmış, siz kendiniz talep edin diye. Ne oldu? abi müdahale etti dört bakan yüce divana gitmedi. Siz buna nasıl başbakan diyeceksiniz? Hangi iradeden söz edeceksiniz? Ben senin başbakanlık yapmanı istiyorum, kukla olmanı istemiyorum. Kukla başbakan olmaz diyorum. efendim diyor, bizimle abimin arasını bozmak istiyor kılıçdaroğlu. Yahu sen kendi görevini yap, o kendi görevini yapsın. Merkez bankasına müdahale ediyor, sen başbakan değil misin? Diyeceksin ki ondan ben sorumluyum, sen kim oluyorsun? Söylüyor mü, söyleyemiyor. Buna galiba manisa’daydı, afiş hazırlanmış. Ustanın çırağı diye. Vallahi çırak bile olamazsın sen. O nedenle merkez bankasından sorumlu başbakan yardımcısı etkisiz eleman konusuna düştü. Başbakan da topal ördek.

DOLAR 2.50'Yİ GÖRDÜ

Merkez bankasına yapılan müdahalelerin sonunda dolar dün 2,50’yi buldu. Türkiye’nin toplam dış borcu 910 milyar lira, 16 ocak 2015 itibariyle. Dolar dün 2,50 oldu. Toplam borcumuz 990 milyar liraya çıktı. Aradaki fark 80 katrilyon lira. Hiç kimse taş atıp kolunu yormadı. Durduk yerde dış borç faturası 80 milyar lira arttı. Özel sektörün 632 milyar lira dış borcu var. dolar çıkınca dış borç 687 milyar liraya çıktı. Toplam 55 milyar lira ek yükün altına girdi bizim sanayicimiz. Ne olacak?

ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEM ZAMMI GÖRECEKSİNİZ

Önümüzdeki günlerde zammı göreceksiniz. Peki bundan kim kazandı? Ben söyleyeyim. Ayakkabı kutusunda dolar saklayanlar köşeyi döndüler, dolar fırladı. İsviçre bankalarında hesabı olanlar köşeyi döndü. Dün açıklandı eminim birinin yüreği perişan olmuştur. Bu vesileyle açıkça söylüyorum. Bir dönem sayın cumhurbaşkanının 8 ayrı hesabı olduğu söylenmişti, gidip başvurması gerekiyordu ama başvurmadı. Biliyorum parayı dolarları seviyordu. Bana yetki ver, avukatına yetki ver. Parasını da ben vereceğim. Bu yürekliliği göster diyorum. bir de bunlar ne diyor, efendim biz faiz lobisiyle mücadele ediyoruz. Maşallah maşallah. Rakamları çıkardık, ufak at da civcivler yesin.

EMEKLİ KARDEŞİME SESLENİYORUM

Efendim, 1980 – 2002. 22 yılda Türkiye’nin ödediği faiz 135 milyar lira. Faizlerin gecelik 1500’e çıktığı dönemler dahil. 12 yılda ne kadar? 135 milyar değil, 200-300-400 de değil, 598 milyar lira faiz ödendi. Bu parayı kim ödedi? Emekliler ödedi, işsizler ödedi, çiftçiler ödedi, memurlar, sanayiciler ödedi, üretenler ödedi. Bütün fatura buraya çıktı. Emekli diyor ki aldığım aylık az, e az tabi, nasıl versin faiz lobisine veriyor. Asgari ücret düşük, e düşük tabi, faiz lobisine çalışıyorlar. Emekli kardeşlerime sesleniyorum. Şanlıurfa’daki kardeşlerime sesleniyorum. Önümüzdeki süreç hepimizin yeniden düşüneceği bir süreçtir. Huzurlu bir Türkiye istiyorsak, herkesin işi aşı olsun istiyorsak, artık yeniden düşünmek zorundayız. Birinci sınıf demokrasi içinde yaşamak istiyorsak yeniden düşünmek zorundayız. Emekli kardeşim aylığın mı düşük, taşeronda çalışan kadrolu mu olmak istiyorsun, çiftçi kardeşim ürünün karşılığını mı almak istiyorsun, adresin belli CHP.