Keşke 'Bu Kalp Seni Unutur mu?' gitseydi

Perşembe, 28 Ocak 2010 - 05:00

Dün Ezel’in atv yolculuğu hakkındaki itirazımı bugün de Bu Kalp Seni Unutur mu? (Show TV) hakkında yapmak istiyorum... Hatırla Sevgili (atv’de yayınlanıyordu) dizisi yayındayken her bölümünde ciddi bir yakın tarih dersine giriyormuş gibi hissederdim kendimi. 80’lerin ortasında bir üniversite anfisinde yapılan slayt gösterisi tadı vardı o dizide...

Aynı duyguyu bir nevi devam serisi sayılan “Bu Kalp Seni Unutur mu?” başladığında da yaşamıştım. Birkaç bölüm sonra, dizide atılan sloganların desibeli düşünce benim de ilgim azaldı diziye. Çünkü tarih yerini “fazladan” aşka bırakmıştı...

Bazıları “Hatırla Sevgili de, adı üstünde bir aşk hikayesiydi” diyebilir. Kesinlikle hayır. Ciddi bir analizdi o ve kamuya biraz daha anlaşılabilir bir şeyin dilinden, aşkın lisanıyla anlatılmıştı. Yoksa gerçek her daim can acıtırdı cennet vatan tarihinde...

İlk dizi müziği albümünü bana Hatırla Sevgili aldırtmıştı. Büyük bir zevkle dinliyorum üç yıldır. Son birkaç bölümde “Bu Kalp Seni Unutur mu?”da da çalınıyor aynı şarkılar... Zaten hikaye de iyiden iyiye aşka verdi kendini. Fakat Hatırla Sevgili’de unutulmayan her detay, bu dizide unutulur oldu...

Kullanılan aksesuarların anlatılan tarihle ilgisi olmaması da dahil. Belki çok yakın ve mevcudun yaşadığı bir geçmiş anlatıldığı için geçti tüm yanlışlar böyle iç içe...

Ama ne bileyim, olmadı sanki. Show TV’nin hareketli ekranında sırıttı da bir yandan. Atv’nin pembeye çalar kırmızı ekranında daha mı iyi olurdu sanki?

Hem bir devamlılığı da olurdu aynı adresten anlatılan tarihin. Keşke Ezel yerine bu diziyi çağırsaydı bünyeye atv. İki dizi birden harcanmazdı hem; iyi olurdu sanki!

Geniş Aile de kuyuya düştü!

Şu özet kuyusuna Geniş Aile de (Kanal D) düştü ya, geçmiş olsun. Müptelaları bilir, on dakikalık küçük bir özetten sonra hemen yeni bölüme giriyordu.

Önceki gece yarım saatten uzun sürdü özetler. Buna rağmen tüm izleyici gruplarında zirveye oturdu dizi... Neyse. Bir şeyi hasretle bekliyorsanız; aranıza giren her engel manasızca büyüyor gözünüzde. Belki de ben büyüttüm gözümde özetleri ama canımı sıktı işte...

Geri kalanı mı; hep bildiğimiz şeyler. Gereksizce uzatılan orta yaş tipi kıskançlık meselesini saymazsak son dönemde izlediğim en iyi mizah performansına sahipti bu bölüm... Bir de ebeveyne verilen şu benzersiz balans ayarına; Nazan evden ayrılan babasına eve dönmesi için ilginç bir benzetme yapar. “Baba, sen bizim evimizin direğisin. Annem de evimizin bayrağı. Eve dön ve aileni göndere çek artık”...

Umudun logosu olsun...

Ve atv’de bir devir son buldu. Aman, hemen aklınıza sansasyonel bir şey gelmesin. Atv bin yıllık logosunu değiştirdi. Budur son bulan... Kelime olarak budur da, durum olarak farklı tabii. O logoyla birkaç kez el değiştirmişti atv. Yoğun kriz yıllarını, maaşsız ve ekmeksiz geçirmişti kanalın emekçileri... Yaşanan büyük travmaların üstüne perde çekip birbirlerine kenetlenerek o dönem bile zirvede tutmayı başarmışlardı kanallarını, atv çatısı altında kim varsa... Sonra, el değiştirmelerinin sonuncusunda, artık yandaş medya diye küçümsenen bir kulvara girmişlerdi aynı logoyla. Bu da yıldıramadı atv’nin isimsiz kahramanlarını... Şimdi yeni logoyla yürüyecekler yarına. Farklı bir grup gazetesinde yazıyor olmak, değeri yok saymak anlamına gelmemeli. Bu yüzden; başlarına dünden iyi bir sürü şeyin gelmesini diliyorum. Bu yenisi de umudun logosu olsun...

Parasını veren izliyor!

Biletler paralıymış zaten. Dün Çok Güzel Hareketler Bunlar için yazdığım, “giriş peşrevini kısa tutsak” temennisi içeren yazıma BKM cephesinden hızlı bir yanıt geldi... Programın başlangıcında Yılmaz Erdoğan’ın isimlerini usanmadan okuduğu her okul ve dershane biletini alıp geliyormuş Mutfak ekibini canlı izlemeye... Hatta çekim gününden bir önceki gün yapılan provanın seyircisi de biletliymiş. Lambamdaki cin bu kez de “Vay tüccarlar” dedi; ve şaplağı yedi ensesine... Genç yeteneklerin cebine giren her kuruş kutsaldır. O yetenekleri izlemek için gelenlerin cebinden çıkan her kuruş gibi; iki taraf da hakkını verdikçe sorun yok... Yine de ekran başındakiler için o giriş taksimi çok uzun. Eğriye eğri, doğruya doğru!

Ekonomi ekranının yenisi...

Ve bir yeninin haberi de ekonomi ekranı cephesinden. Bloomberg HT kanalı dün yayına girdi. Kanal 1 olarak kurulan frekans zaman içinde kabuk ve isim değiştirerek bu yeni haliyle girdi sektöre... Yeninin içinde bir umut barındırmasının dışında önemli bir tarafı da var bu yenidoğanın. Neredeyse aynılaşıp, rekabetten uzaklaşan bir iki ekonomi ekranı belki de kendine çekidüzen verecek bu durumda... Pazar canlanacak, rekabet başladıkça da bilgi değer kazanacak. İyi oldu kısacası bu geliş; hoş geldin diyoruz bu yüzden yeni ekonomi ekranına...

Star Haber’den veto!

Ana haber bültenlerinin hemen önünde yer alan Telekom reklamlarında haberlerin yazı bandı ve haber muhabirlerinin kullandığı mikrofonla anons yapılıyor... Hemen tüm kanalların ana haberinin önünde var bu reklamdan. Ama aralarında sadece bir haber merkezi kendi KJ bandını ve mikrofonunu kullandırmıyor; Star Ana Haber... Belli ki Uğur Dündar’ın reklam işlerine olan alerjisi etkin olmuş burada da. Ağabeyimiz kendini çağrıştıran hiçbir şeyi koydurmuyor reklam ekranına. Dikkatli bakın, fark edeceksiniz...