Cem Kerpiççiler

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170745.cem_kerpiççiler_17.png

Keşke o gözyaşlarına alkışlar eşlik etseydi

Pazartesi, 23 Mart 2015 - 15:59

Iker Casillas, 1997-1998 sezonunda 27 Kasım 1997'de 16 yaşındayken bir Şampiyonlar Ligi maçı olan Rosenborg maçında Real Madrid A takım kadrosuna girmişti. Casillas Bayer Leverkusen ile yaptıkları Şampiyonlar Ligi maçında ilk 11'deyken 20 yaşındaydı. Maçı Real Madrid kazanmış ve Casillas o maçtan itibaren 1 numaralı kazağı ile yeşil sahadaki uzun ve başarılı yolculuğuna çıkıyordu.

Nasıl bir hazırlık yapılmıştı?

Dün Süper Lig'in kaderini etkileyecek derbide Kadıköy'de Beşiktaş'ın yedek kulübesinde, Beşiktaş'a 2013'te Stutgarter Kickers'tan 200 bin Euro'ya alınan 23 yaşındaki kaleci Günay Güvenç oturuyordu. Beşiktaş'ta 3. kaleci olarak görev yapan Günay, maçı izlerken acaba neler hissediyordu? "Cenk Ağabey de yok acaba bana görev düşer mi?" düşüncesi hiç kafasından geçmiş miydi? Ya da Tolga ağabeyinin ruhsal ve fiziksel durumunun ne kadar farkındaydı? Bırakın Günay'ı acaba Beşiktaş teknik heyeti hiç böyle bir fikir Jimnastiği yapıp, Günay için bir hazırlık yapmışlar mıydı acaba?

Ne gereği vardı o gözyaşlarının!

45. dakikada Tolga'nın sakatlanması üzerine kaleye geçen Günay Güvenç ne hissetti acaba? Uzun süredir bugünü bekleyen, bütün hazırlıklarını böyle bir ihtimale karşı yapan, ya da mutluluktan uçan bir kaleci mi yoksa tereddütlerle dolu, yüzü endişeyle kaplı, şoka girmiş bir oyuncu portresi miydi karşımızdaki? İkinci yarı boyunca nadiren gelişen Fenerbahçe ataklarında kalesini korumayı başaran, hatta Musa Sow'un kaleye yakın bir yerden vurduğu şutu çıkaran Günay, 90+1'de Sow'un şutu gol olunca gözyaşlarına boğuldu. Oysa elinden geleni yapmıştı ve yere çöküp ağlayacak kadar bariz bir hata da yapmamıştı. Maçtan sonra da röportaj verirken gözyaşlarını tutamayan, Günay kariyerine gözyaşlarıyla başlıyordu.

"ADAMIN ABDALI KALECİ OLUR"

Bir anlık şanssızlığın ya da tümüyle çaresiz bir golün, mükemmel bir 85 dakikalık performansı silip attığı bir meslektir kalecilik. Futbolda kaleci olmayı 'delilik' olarak sayanlar da yok değil. Ama bizim memlekette kaleci olmak için delilikten daha başka bir aşamaya geçmek gerekebilir. Hatta Fatih Uraz'ın kitabının adı gibi "Adamın Abdalı Kaleci Olur" belki de. Dünyadan ve benliğinden geçmiş ermiş kişiler seçer. O bedeli öder.

Memlekette futbolun bir oyun olarak kabullenilmediğinin en net göstergesiydi o gözyaşları. 23 yaşındaki kalecinin gözyaşları, Beşiktaş kariyerinin ilk maçında birçok iyi kalecinin de kurtaramayacağı bir topu çıkaramayınca dünyanın en büyük trajedisini yaşarmışçasına çöküşü, memlekette futbola nasıl bakıldığını en iyi anlatan resimlerden biriydi. Keşke Volkan Demirel ile birlikte Fenerbahçeli taraftarlar da genç kaleciye sahip çıksa ve Türk futbolunun bir kaleci kazanması adına hareket etseydi.