Keşke olmasa

a
a
Pazartesi, 27 Eylül 2010 - 05:00

Cumhurbaşkanı seçimi de referandum gibi kıran kırana mı geçecek?

Evet... Belki daha da beteri.

58’e 42, birbirini hâlâ düşman bellediğine göre, seçilecek yeni Cumhurbaşkanını herkes benimseyebilir mi?

Kaldı ki o Cumhurbaşkanı, miting meydanlarından yıpranmış olarak çıkacak.

[[HAFTAYA]]

Rakip adaylar tarafından sürekli suçlanan, kampanya boyunca hep aşağılanan, hakarete uğrayan, şerefine namusuna dil uzatılan, ama sonunda yine de seçimi kazanmış, her tarafı delik-deşik bir Cumhurbaşkanı, bize ne kadar saygın gelebilir?

***

Halk seçecek.

Kulağımızı okşuyor.

Halk seçecek ama bize posasını teslim edecek.

Henüz yaşadığımız şu referandum, hiçbir seçim özelliği taşımadığı halde, çok acımasız, çok kırıcı ve çok incitici geçmiştir. O öyle geçerse, Cumhurbaşkanlığı yarışı kimbilir nasıl geçer.

Allahaşkına...

Tartışma kültürü ve yarışma terbiyesi olmayınca, adayları ortalığa salıp niçin millete gideceğiz?

Yeni Cumhurbaşkanıyla -daha seçilmeden evvel- niçin yüzgöz olacağız?

“Halk seçecek” dendiği zaman önce hoşumuza gitti.

Ama referandumu gördükten sonra keyfimiz kaçtı.

Hırpalanmamış, üstüne başına hiç çamur bulaşmamış bir Cumhurbaşkanına sahip olmak varken, ille de dayak yemiş bir Cumhurbaşkanına mecbur muyuz?

***

Şimdiye kadar iyi-kötü, parlamentomuz seçiyordu.

Fahri Korutürk’ler, şunlar bunlar, belki çok iyi birer Cumhurbaşkanı değildiler ama, bâri iplikleri pazara çıkmamıştı. Onlar da zaten rutin dışına pek çıkmadılar.

Şimdi öyle mi olacak?

Hiç haddimizi bilmiyoruz.

Diyeceksiniz ki:

- Amerika’da bile bu iş böyle.

Nasıl yâni?

Bizde halkın seçeceği bir Cumhurbaşkanı, meydanlarda bıraktığı -mesela- Bayan Clinton gibi çetin bir rakibini yanına alıp da, en yakın yardımcısı yapar mı?

Velhasıl...

Ben bu işi sevmedim. Referandumdan sonra soğudum. Cumhurbaşkanını keşke yine meclis seçseydi diyorum.